Anasayfa / Makaleler / Kolombiya Korkusunu Yitirdi: Devlet şiddeti karşısında ulusal çapta bir ayaklanma sürüyor – CrimethInc

Kolombiya Korkusunu Yitirdi: Devlet şiddeti karşısında ulusal çapta bir ayaklanma sürüyor – CrimethInc

Kolombiya’da Ivan Duque hükümetinin yürürlüğe sokmak istediği yeni vergi reformuna karşı 28 Nisan’da başlayan grev ve kitlesel sokak gösterileriyle ilgili bu yazı CrimethInc. internet sitesinde yayınlanmıştır. Bu yazının yayınlanmasını takip eden günlerde hükümetin vergi reformu teklifini geri çekmek zorunda kalmasına rağmen, eylemler devam ediyor. Buna karşı günden güne şiddetin dozunu arttıran devlet güçleri tarafından bugüne kadar onlarca eylemci katledilirken, çok sayıda kişi yaralandı, kaybedildi ve işkence gördü. Direnişin ilk günlerinde yazılmış olsa da, bu yazı Kolombiya’da hala devam eden kitlesel ayaklanmayı ortaya çıkarak dinamikleri ve Kolombiya devletinin uyguladığı baskı ve şiddetin niteliğini anlamak için önemli veriler içeriyor.

Yeryüzü Postası

___________________________

On yıllarca süren silahlı çatışma ve paramiliter şiddettin ardından, Kolombiya’da son bir buçuk yılda protesto hareketlerinin yeniden güçlendiğini görüldü. Geçen haftanın şiddetli gösterileri, Kasım ve Aralık 2019’daki ülke çapında gerçekleşen ayaklanmanın en üst noktalarını bile aştı. Bunun karşısında, Latin Amerika’daki en ağır silahlara sahip olan hükümet vahşi baskı tedbirlerini devreye soktu.

COVID-19 salgını ve onun sosyal ve ekonomik sonuçları Kolombiya’yı sert biçimde etkiledi. Egemen sınıf, zaten büyük zoruluklar içinde olan, yoğun polis şiddeti ile kontrol altında tutulan bir halktan son kazanım kırıntılarını da almaya çalışırken ülke bir kırılma noktasına ulaşıyor. Bu koşullar [Kolombiya’da] özellikle uç noktada olsa da, Kolombiya’ya özgü değil – Yunanistan, Brezilya ve dünyanın başka yerlerindeki benzer durumlarla bir bütün teşkil ediyor. Bunlar tesadüf değil, küresel olguların paralel tezahürleridir. Her yerde, salgın, devlet baskısının artması için bir bahane işlevi görürken, servet, güç ve hayatta kalma araçlarına erişimdeki eşitsizlikleri yoğunlaştırdı. Latin Amerika’da -çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri ve diğer hükümetler ile kapitalist kurumlar tarafından desteklenen ve kontrol edilen- devlet ve paramiliter şiddetle karşı karşıya kalanlardan öğrenirken ve dayanışmayı büyütürken, kendi özgürlüğümüzü ve refahımızı tehdit eden aynı küresel güçlerle karşı karşıyayız.

Burada, en şiddetli protestoları ve baskıyı gören Kolombiya şehirlerinden biri olan Cali’deki bağımsız bir medya kuruluşu olan Medios Libres Cali’nin bir raporunun çevirisini sunuyoruz. Orijinal metnin uyarlanmış bir versiyonu Avispa Midia tarafından üç bölüm halinde yayınlandı. Kolombiya’daki durum hakkında daha fazla bilgi için, geçen Eylül ayında polis şiddetine karşı meydana gelen kitlesel ayaklanmaya ilişkin raporumuzu tavsiye ediyoruz.

Birincisi dışındaki tüm fotoğraflar Medios Libres Cali tarafından çekilmiştir.

İnsanlar Sendeledi Ama Hala Yürüyüşe Devam Ediyorlar

Kolombiya’daki silahlı çatışmayı sona erdirmesi beklenen hükümet ve FARC-EP (Kolombiya’nın Devrimci Silahlı Kuvvetleri-Halk Ordusu) arasında 2016 yılında imzalanan barış anlaşmalarına rağmen, paramilitarizm ve uyuşturucu trafiği savaşı körüklemeye devam ediyor. El Centro Democrático (eski devlet başkanı Álvaro Uribe ve şu anki başkan Iván Duque’nin partisi) savaşın sürdürülmesinden sorumludur, gücünü ülkenin siyasi ve ekonomik kontrolünü elinde tutmaya yoğunlaştırmıştır.

Şubat 2021 itibarıyla, barış anlaşması imzalamak için silah bırakan 252 eski FARC gerillası suikasta kurban gitti. Bugün, bu barış anlaşmasını imzaladıktan dört yıl sonra, hükümet anlaşmanın % 75’inden daha azını uygulamaya koydu ve -tarihsel olarak ülke içindeki derin eşitsizliğin nedenlerinden biri olan- toprakların yeniden dağıtımı ve mülkiyeti gibi çatışmanın sebebini oluşturan yapısal konularda gerçekleştirilmesi öngörülen önemli başlıklara ilişkin herhangi bir adım atmadı.

Bu eşitsizlik, salgının gelişiyle yoğunlaştı ve devletin etkisizliğini, yetersizliğini ve halkının refahına ilgisizliğini açıkça gösterdi. Havaalanlarını kapatma kararının gecikmesi, virüsün erken yayılmasını büyük ölçüde hızlandırdı. Şimdi, Kolombiya üçüncü COVID zirvesini yaşarken, açlığın en büyük sorunlardan biri olduğu ülke, daha da kötü bir şiddet, yoksulluk ve yolsuzluk dalgasıyla karşı karşıya. Savaş, bölgemizi kanla yıkıyor. 2021’in ilk aylarında, çoğu Cauca eyaletinden, 20’si yerli halktan olmak üzere, toplumsal hareketler içerisinde etkin olan en az 57 kişi öldürüldü. Ayrıca yılın ilk üç ayında 158 kadın cinayeti ve birçok başka katliam gerçekleşti.

Kolombiya yargısız infazların ülkesidir. Barış için Özel Yargı (JEP) tarafından hazırlanan bir rapor, 2002 ile 2008 yılları arasında, tamamı ordu ve polisin gerçeğe aykırı bir şekilde “çatışmada öldürülmüş” olarak saptırdığı 6402 sivilin yasadışı cinayetini belgeledi. Bu cinayetler, Álvaro Uribe Véles’in başkanlığı sırasında, 2007 ve 2008’de zirveye ulaştı. Rakam, Jorge Rafael Videla’nın Arjantin’deki askeri diktatörlüğünün kayıplarının toplam sayısına yaklaşıyor; Şili’de Augusto Pinochet tarafından infaz edilen veya kaybedilen resmi kurban sayısının iki katından fazla. Kolombiya’da insanlar artık bu cinayetlerin emrini kimin verdiğini merak etmiyor. Emirlerin Uribe’den geldiğini biliyorlar ve artık yüksek sesle söylemekten korkmuyorlar. Kolombiya korkusunu kaybetti.

Barış anlaşmasından bu yana, Iván Duque (Uribe’nin hamisi olduğu) hükümeti, mümkün olan tüm yollarla barışı baltalamaya çalıştı ve başarılı oluyorlar. INDEPAZ’a (Kalkınma ve Barış Ağları Araştırmaları Enstitüsü) göre, 2020 ve 2021 yıllarında toplamda 300’den fazla kişinin kurban gittiği 124 katliam gerçekleşti. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana Kolombiya’da 1000’den fazla aktivist öldürüldü. Bu ülkede yaşamak, insanların talepleri karşısında tek cevabı yüzlerine bir tekme indirmek olan bir hükümetin kemer sıkma politikalarına karşı sürekli bir mücadele anlamına geliyor. Sefaleti ve eşitsizliği besleyen ekonomik programların yanı sıra, soykırımcı siyasi programlar, var olan düzenin dışında kalan veya buna karşı çıkan her türlü kolektif kimliği yok etmeyi amaçlamaktadır.

COVID-19 Sorunlarımızın En Hafifi

COVID-19 enfeksiyonlarının üçüncü zirvesinin ortasında, binlerce kişi 28 Nisan genel grevine katılmak için sokaklara çıktı. İnsanları virüs korkusunu aşıp, Latin Amerika’daki en kanlı hükümet karşısında sokakları işgal etmesinin sebebi ne olabilir?

Duque yönetiminin, COVID-19’un neden olduğu krizi yozlaşmış ve umursamazca yönetmesi, ülkeyi katlanarak artan yoksulluğun kucağına attı. Hükümetin verilerine göre 2020 yılında hastane altyapısına ve insani yardıma ekonomik transferler yoluyla, 11,5 milyon ABD doları tutarında yatırım yapıldı. Ancak bu politikaların yürütülmesi süreci ile ilgili binlerce yolsuzluk iddiası var. Bu arada Duque hükümeti, en çok ihtiyaç duyan haneleri ayakta tutmanın bir yolu olarak, aralarında en az 50 milletvekilinin de bulunduğu 4000 kişinin imzaladığı bir temel gelir teklifini hayata geçirmekte başarısız oldu. Gün geçtikçe, bu insanlar hayatta kalmak için sokağa çıkmak ve virüse maruz kalma riskini almak zorunda kaldılar.

Tam tersine, hükümet, pandeminin ardından oluşturulan Acil Durum Hafifletme Fonu’ndan (FOME) doğrudan aktarılan fonlarla bankalara destek sağlamaya odaklandı. Uzmanlar, bankaların yalnızca “Dayanışma Geliri” olarak bilinen transferler yoluyla, doğrudan kamu hazinesinden alınan en az 6,3 milyon USD’yi cebe indireceklerini belirttiler. Bu “Dayanışma Geliri” gerçekten ihtiyacı olan insanlara asla ulaşmadı. Kolombiya’da salgın sırasında bile, zenginler daha zenginleşirken, insanların büyük çoğunluğunun daha da yoksullaştığını görmeye devam ediyoruz.

Bunların hiçbiri yeni değil. Onlarca yıldır, muhafazakar ve sağcılardan oluşan politik sınıf, kendilerini ülke ile hegemonik küresel ekonomi arasındaki arabulucular olarak sundular. Halkları yok ederek, toprak çalarak ve çalışan çoğunluk üzerinde tahakküm kurarak, bu pozisyonlarını sistematik biçimde korudular. Bu, ülkeyi daha uzun yıllar tutsak etmeye yetecek silah ve kaynağa sahip olan, kılık değiştirmiş bir diktatörlük.

Bugün meydana gelen taban ayaklanması kendiliğinden değil. Aksine, yıllarca süren tahakküm ve adaletsizliğe bir tepkidir. Bu Nisan ayında gördüğümüz protestoları başlatan son damla, nüfusun çoğunluğunu yoksullaştıracak bir vergi reformu olan “Dayanışmanın Finansmanı Yasası” taslağı oldu.

Duque yönetimi, son reformla yarattığı açığı azaltma bahanesiyle, dünyanın en eşitsiz ülkelerinden birinde yaşamanın maliyetini artırma gibi korkunç bir fikir ortaya attı. Bir krizin ortasında Kolombiya hükümetinin alt ve orta sınıflar için gıda vergilerini artırmaya karar vermesi şok edici. Nüfus acıktığında yiyecek fiyatlarını yükseltmenin bir mantığı yok. Önerilen reformların sadece sıradan insanlara zarar vermekle kalmayıp ülkenin en zengin tekellerini daha da zenginleştirmesi çok daha rezilce.

Vergi Reformu Bizi Yıkabilir Ama Sağlık Reformu Bizi Öldürür

Ülkenin yönünü ve milyonların geleceğini belirleyen kararlar yalnızca siyasi, askeri ve ekonomik seçkinler tarafından alınıyor. Onlar, bankacılık ve çiftlik imparatorlukları lehine yasalar, Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa’nın ekonomik çıkarları lehine yasalar, diğer herkesin kaynaklarını çaldıktan sonra kendilerine dokunulmazlık tanıyan yasalar, onları hem yerel hem de ulusal düzeyde iktidarda tutmak için yasalar çıkarırlar. Bu yasalar, kamuoyunda tartışılmaksızın kapalı kapılar ardında kabul edilmiştir. Bunun en bariz örneklerinden biri, Kolombiya sağlık sisteminde değişiklikler yapacak yasal reformdur. 16 Mart 2021’de ilan edilen [bu reform], Kongre’de hala kabul edilmedi, ancak yasama meclisindeki destekçileri, vergi reformu tartışılırken, 26 Nisan gecesi bunu zorlamaya çalışmak için bazı gizli hamleler yaptılar.

Bu sağlık reformu, COVID-19’un kendisinden daha kötü olabilir. Esasen [bu reformla], Kolombiya sağlık sisteminin tam olarak özelleştirilmesi amaçlanmaktadır. Patoloji için sigorta ücreti ödememiz gerekecek, aksi takdirde EPS (Kolombiya’nın kamu sağlık sigortası) tıbbi müdahaleyi engelleyecek. EPS aracılığıyla tıbbi bakıma ihtiyaç duyan kişilerin kendilerine iyi baktıklarını ve hastalanmalarına veya yaralanmalarına neden olacak hiçbir şey yapmadıklarını kanıtlamaları gerekecek. Sigorta şirketi aksini ispatlayabilirse, teminat kapsamında olduğunu reddedebilir ve [hastayı] ödemeyi kendi cebinden yapmak zorunda bırakabilir. Bu program aynı zamanda -pandeminin zirve noktasındayken- belediye aşılama programlarını sona erdirmeyi ve sigorta şirketlerine bu hizmetleri nasıl ve kime sunacaklar konusunda karar verme yetkisi tanımayı amaçlamaktadır.

Bu reform, çok uluslu şirketlerin ve ulusötesi ilaç şirketlerinin Kolombiya’da sağlık hizmetlerinde fiyatları ve piyasa kurallarını belirlemesine imkan tanıyacaktır. Eğitim, imalat ve silahlı kuvvetler dahil olmak üzere, bazı mesleklerde olanların sağlık sigortası indirimlerini sona erdirecektir. Hastaneler, Uribe hükümetinin askerlerden talep ettiği ve 10.000’den fazla “yanlış pozitif” sonuçlanan “sonuçlara” dehşet verici bir şekilde benzer bir teklifte sonuçlar göstermek zorunda kalacaklar – hükümetin ve ordunun gençleri kaçırıp öldürdüğü yargısız infaz uygulaması. , daha sonra kotaları doldurmak için onları yanlışlıkla FARC-EP savaşçıları olarak bildirdi.

Hastaneler, Uribe hükümetinin askerlerden talep ettiği ve 10.000 “yalancı pozitif” çıkmasıyla sonuçlanan plana, korkunç bir şekilde benzer bir planla sonuçları şişirmek zorunda kalacaklardır. [Bu planla] hükümetin ve ordunun gençleri kaçırıp öldürdüğü yargısız infaz uygulamaları sonrasında, [öldürülenler] kotaları doldurmak amacıyla yalan bir şekilde, FARC-EP savaşçıları olarak raporlanmışlardı.

Benzer şekilde, 1993 yılında sağlık sistemini özelleştiren mevcut sağlık yasasının, tıbbi müdahale veya ihmal nedeniyle bir milyon kişinin ölümüne neden olduğu ve silahlı çatışmadan daha fazla can kaybına yol açtığı tahmin ediliyor.

Beş Günlük Mobilizasyon, Protestolar ve Genel Grev

Pandeminin başlangıcından beri, en fakirler virüsten korunmak için evde kalmakla, hayatta kalmak için çalışmak arasında acımasız bir seçimle karşı karşıya kaldı. Salgının başlamasından sonraki birkaç haftada, kenara itilmiş mahallelerdeki evlerin pencerelerinde kırmızı mendiller görünmeye başladı ve bu da hane halkının aç kaldığını gösteriyordu. Yakında binlercesi görülebilirler.

Bu nedenle, karantinanın başlamasından bir yıl sonra, hükümet alt ve orta sınıfları en çok vuracak bir vergi reformu önerdiğinde, insanlar sokağa çıkmaktan çekinmedi. O kriz anında, artık herhangi bir seçenek yoktu – sadece öfke ve hayal kırıklığı. İnsan onurunu savunmak için Kolombiya’yı durdurmanın zamanı gelmişti.

Lider yoktu, yalnızca sendikaların önerdiği bir tarih vardı ve bu, ailelerin, arkadaşların, komşuların ve mahallelerin sosyal ağlar aracılığıyla kendi kendine örgütlenmeleri için yeterliydi. İnsanlar, yürüyüşe geçen büyük insan nehirleriyle birlikte şehrin ana toplanma noktalarına ve girişlerine doğru aktılar. Bu, grevi hayata geçirmenin etkili bir yoluydu ve kimsenin girip çıkmamasını sağlıyordu.

İlk gün sokaklar bağırışlar, konuşmalar, şarkılar ve danslarla doluydu. Cali’de biz böyleyiz: mutlu ve cesur, ağırbaşlı ve şenlikli, dansçılar ve savaşçılar. İnsanlar o gece yorgun ama bir şeyler başardıklarını bilerek, gülümseyerek evlerine geri döndüler. Sonraki günlerde, baskı korkusunun üstesinden gelinmek için, direniş örneklerinden esinlenerek blokajlar çoğaldı ve katılımcı sayısı arttı.

Ancak hükümetin de deneyimleri var, özellikle şiddet ve paramiliter deneyimler konusunda. Gençleri gözaltına almaya, öldürmeye, kaybetmeye ve onlara tecavüz etmeye başladı. Bu sadece sokaklardaki direnişin yoğunluğunu artırdı.

Bazı Kolombiya şehirlerinde hali hazırda kısıtlama tedbirleri uygulanmaktayken, hükümet eylemlerin devamlılığını engellemek amacıyla 28 Nisan günü saat 20.00’de sokağa çıkma yasağı ilan etti. Sokaklardaki hoşnutsuzluğa yanıt olarak, ertesi sabah saat 10’a kadar sürecek olan sokağa çıkma yasağıyla, insanları baskı altına almak için kalabalık toplanmaları önlemek bahanesiyle tedbiri uyarlamış oldular.

Grevin üçüncü günü olan 30 Nisan’da yetkililer, toplulukları felç etmek her zaman başvurdukları gibi bir devlet terörü stratejisine geçiş yaptılar. Sözde salgının gerektirdiği kısıtlama önlemler, polis teşkilatlarının yerel hükümetlerin talimatları doğrultusunda yasadışı toplu tutuklamalar yapmasının yanı sıra cinayet, aşırı güç kullanımı, tehditler, rastgele gözaltılar, protestocuların eşyalarının imha edilmesi ve cinsel istismar gibi otoritenin ciddi suistimalleri için bir bahane oluşturdu.

Yine de 1 Mayıs’ta protestolara katılım tüm beklentileri aştı ve birçok şehir katıldı. Bu noktada ülke çapında 500’den fazla şehirde gösteriler yapıldı. Ebeveynlerimiz ve büyükanne ve büyükbabamız tarafından başka zamanlardan bize aktarılan diğer zorlu mücadelelerden hafızamız, bize insanların birleştiği zaman, bundan daha dönüştürücü bir gücün olmadığını hatırlatıyor.

İnsan hakları örgütü Temblores, polis taciz şikayet platformu “GRITA” aracılığıyla, 1 Mayıs saat 23.00’e kadar; 940 kişinin polis şiddeti konusunda şikayette bulunduğunu, 92 fiziksel polis şiddeti kurbanı olduğunu, 21 kişinin polis tarafından öldürüldüğünü, dört kişiye polisler tarafından cinsel istismarda bulunulduğunu ve 12 kişinin polis tarafından gözünden vurulduğunu aktarıyor.

Cali: Direnişin Başkenti

Cali şehri, insanların bir araya gelmesine olanak sağlayacak kendiliğinden yollar örgütlenerek protestolara dahil oldu. İnsanlar hoş bir yaratıcılıkla kitlesel buluşma noktalarına akın ettiler. Yemek -ortak kaplardan dağıtılan çeşitli ve lezzetli yemekler- her zaman bu noktaların odağındadır. Cephe hattı ve direniş içindeki gençlerin diğer bakım ve savunma hatları oradadır. Şehrin birçok bölgesi yeniden isimlendirildi: La Loma de la Cruz, “Haç Tepesi” şimdi La Loma de la Dignidad, “Onur Tepesi” olarak adlandırılıyor; El Paso del Comercio, “Ticaret Geçidi” artık el Paso del Aguante, “Dayanıklılık Geçidi” olarak adlandırılıyor. Bin Günün Köprüsü artık Bin Mücadelenin Köprüsü ve Denize Açılan Kapı artık Özgürlük Kapısı.

Bununla birlikte, baskı her gün devam etti. “Öfkeyle bir taş attığımı ve baskıcı hükümetin şarapnel ile karşılık verdiğini her zaman hatırlayacağım” ifadesini tekrarlayan insanlar, şehir genelinde en az yedi kalıcı blokajı savunan yoğun direniş günleri yaşadılar. Cali halkı, mobilizasyonlarının ilk gününden itibaren, büyük kalabalıklarla ve kararlılıkla protestolar gerçekleştirdiler. Toplanma yerlerinin çoğunda polis güçleri tarafından kışkırtıldılar ve protestocularla çevik kuvvet polisi (ESMAD) arasında çatışmalar yaşandı. Belediye Başkanı Jorge Iván Ospina’nın şehir yönetimi gösterilere polislik etme görevini Ulusal Polis Özel Harekat Grubuna (GOES) verdi.

Burada, bir dizi insan hakları örgütü tarafından derlenen, grev sırasında her gün Cali’deki polis zulmüne genel bir bakış sunuyoruz.

#28A—28 Nisan 2021

  • ESMAD tarafından atılan göz yaşartıcı gaz kapsülleri ve ses bombalarından sekiz kişi ağır ve 50 kişi hafif yaralandı.
  • Polis, Mariano Ramos mahallesinde 17 yaşındaki Marcelo Agredo Inchimad’ı arkadan vurdu. Valle del Lili Kliniğinde öldü.
  • Polis, 13 yaşındaki Jaison García’yı öldürdü. Yaşamsal belirtiler olmadan República İsrail mahallesindeki Carlos Holmes Trujillo Hastanesine kaldırıldı.
  • Altı kişi polis karakollarına götürüldü ve Belediye Başkanı Jorge Iván Ospina’nın koyduğu sokağa çıkma yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle para cezasıyla serbest bırakıldı.
  • Protestocular tarafından çekilen çok sayıda video, polisin daha az ölümcül silahları uygunsuz bir şekilde kullandığını ve protestocuları vurmak için ateşli silah kullandığını gösterdi.

#29A—29 Nisan 2021

  • Polis memurları, “Puerto Resistencia” adlı toplanma yerinde 23 yaşındaki Miguel Ángel Pinto’yu öldürdü.
  • Polis 106 protestocuyu gözaltına aldı ve onları dövüldükleri, işkence yaptıkları, eşyalarının ve görsel-işitsel ekipmanlarının çıkarıldıkları polis karakollarına nakletti. En az 31 kayıp rapor edildi.
  • Calle Quinta’daki bir protestocu göz yaşartıcı gaz kapsülü ile vuruldu ve ciddi şekilde yaralandı.
  • Venezuela vatandaşı 16 yaşındaki Michel David Lora’nın ortadan kaybolduğu bildirildi. Annesiyle tutuklandıktan sonra Lora, geçici bir sığınağa götürüldü. Annesi döndüğünde, kendisine oğlunun orada olmadığı söylendi.

#30A—30 Nisan 2021

  • Protestolar sırasında, bir tüccar olan Edwin Villa Escobar ve emekli olan Einer Alexander Lasso Chará, El Diamante mahallesinde öldürüldü. Bir okul öncesi öğretmeni olan Jovita Osorio, Paso del Comercio mahallesinde öldürüldü ve Cali’nin doğusundaki El Poblado mahallesinde kimliği belirsiz üç kişi daha öldürüldü. Bu olaylar videoya kaydedildi.
  • Angely Vivas Retrepo, Calipso toplanma yeri yakınında, Julio Rincón mahallesinde sol bacağından vuruldu. Bu sırada Las Américas mahallesinde iki kadın ve bir adam yaralandı. Ayrıca polis 105 kişiyi daha yaraladı.
  • Francisco Isaías Cifuente insan hakları örgütünün iki üyesi Daniela Caicedo ve José Cuello Sameco toplanma yerinde tutuklandı. Polis, kendilerini [insan hakları] örgütünün üyesi olarak tanımlayan makaleleri çaldı.
  • Polis 94 kişiyi şehir genelindeki protesto yerlerinden polis karakollarına götürdü. Birçoğu, karakolların içinde polis tarafından dövüldü ve işkence gördü.
  • José Miguel Oband, Diego Alejandro Bolaños ve Jhon Haner Muñoz Bolaños’un kaybolduğu bildirildi.

#1M—1 Mayıs 2021

Bu yazının yazıldığı an itibariyle, şehir merkezindeki buluşma noktalarının büyük bir bölümünde toplanmış olan çok sayıda protestocuya rağmen 1 Mayıs’tan itibaren henüz bir insan hakları raporu ulaşmadı. Paso del Aguante, Calipso ve Puerto Resistencia’daki protesto noktalarında ayrım gözetmeyen saldırılar olduğu bildirildi. Polis, 1 Mayıs gösterilerinin en savunmasız noktalarına saldırmak için geceden yararlandı. Şehrin her yerinden silahlı sivillerin bu bölgelerin yakınlarındaki mahallelerde ateş açtığı bildirildi. Gece boyu, vergi reformuna karşı seferberliğin ve sivil direnişin devam ettiği şehirlerin militarizasyonunu yasallaştırmak için bir “Askeri Yardım” durumu ilan edildi.

Düşmanların Araçları: Toplumsal Protestoya Askeri Bir Karşılık

Resmi kaynaklardan askeri harcamalar hakkında bilgi bulmak zordu. Görünüşe göre, hükümetin savaş malzemelerine yaptığı harcamalarla ilgili gerçeği gizlemek istiyorlar. Kolombiya şu anda savunma bakanlığına her yıl yaklaşık 40 milyar Kolombiya pesosu (10.5 milyon dolar) harcıyor. İç çatışmalar onlarca yıldır devam ettiği ve kızıştırıldığı için askeri bütçe tarih boyunca yüksek olmuştur. Barış görüşmeleri gerçekleştirme çabalarına rağmen, bugün çatışma ülkenin birçok yerinde dağıldı ve yoğunlaştı. Savunma harcamaları şu anda Kolombiya’nın hükümet harcamalarının yaklaşık % 11’ini oluşturuyor – ekonomisi zayıflamış bir ülke için yüksek bir yüzde. Bu durum nedeniyle, Kolombiya’nın kamu savunma harcamaları dünya sıralamasında 25. sırada, Fransa (% 3,3 ile), İspanya (% 2,9) ve hatta Brezilya (% 3,86) gibi ülkelerin çok daha üstünde.

Ulusal polis teşkilatının bir bölümü olan ESMAD (Escuadrón Móvil Antidisturbios, Mobil İsyan Karşıtı Ekip), ülkedeki seferberlikleri bastırmak için 1999 yılında kuruldu. Geçici özel bir kuvvet olması gerekiyordu, ancak şimdi 20 yıldan fazla bir süredir varlığını sürdürüyor ve birbirini izleyen hükümetler tarafından daha da güçlendiriliyor. Bugün 3876 memurdan oluşuyor ve bütçesi 490 milyar peso (131 milyon dolar). Bu ekip, görev süresi boyunca “aşırı güç” kullanarak en az 20 sivili öldürdü.

Bugün halktan uzaklaşan ve söz konusu önlemlerin sonucu olarak güçlü bir halk hoşnutsuzluğunu bekleyen Duque-Uribe hükümeti, güvenlik güçlerini güçlendirmek için milyonlar ayırdı. Hükümet, huzursuzluklarla başa çıkmak için baskıyı kullanmak için bir süredir hazırlanıyor. Mart 2020’de, COVID-19’un neden olduğu sosyal ve ekonomik krizin başlangıcında, 8 milyar pesoya (2,1 milyon ABD Doları) beş zırhlı araç ve 9,515 milyar peso (2,5 milyon ABD Doları) değerinde mühimmat ve silah satın aldı. ESMAD’ın 2021 bütçesi neredeyse bir milyar peso artırıldı. Kısacası, bu hükümet sosyal protestolara savaş halindeymiş gibi tepki veriyor.

Yine de ne ESMAD ne de polis genel grevi durdurmayı başaramadı. Bu nedenle Başkan Duque, ihtiyaç duyan tüm şehirlerde “Askeri Destek” kullanılacağını ilan etti – bu, askeri güçlerin toplumsal kargaşaya ve yıkıma karşılık vermesinin önünü açan bir uygulama. Bu güçlerin sokaktaki varlığı, bir kuşatma durumunda olduğu gibi hakları kısıtlıyor. Sokaklarda askeri mevcudiyet, gösteriler sırasında savaş olasılığını artırıyor, çünkü devlet duruma askeri açıdan yaklaşıyor.

Taşan Sokaklar

Kolombiyalılar her köşede toplanarak tüm şehirleri kapattı. Mahalleler, “Birleşmezsek batarız” sloganıyla vergi reformunu reddetmek için sokaklara döküldü. Kolombiya bir insan nehri haline geldi. Canlarını feda edenlerin şerefine büyük bir birlik ateşi yayıldı. Kayıpları bizi derinden yaralıyor ama ölümleri boşuna olmamalı. Bütün olarak ülkenin sesi kendini duyuruyor ve çok sayıda yürüyüş direnişin sesine karışıyor.

Kolombiya korkusunu sildi. Kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı.

¡A PARAR PARA AVANZAR!  İLERİYE GİTMEK İÇİN VURUYORUZ!

Kaynak: Colombia Has Lost Its Fear

Çeviri: Yeryüzü Postası

Adresi kontrol edin

Sitüasyonistler: Bir giriş

libcom.org tarafından hazırlanan sitüasyonistlerin fikirlerine kısa bir giriş. Sitüasyonist fikirler, 1957’de kurulan Avrupalı örgüt Situationist …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir