Dünya Endüstri İşçileri İstanbul: Krizin, savaşların, ekolojik yıkımın bedelini ödemeyeceğiz

kategori:

Dünya Endüstri İşçileri İstanbul “Ekonomik krizin, savaşların, ekolojik yıkımın bedelini ödemeyeceğiz.” sloganıyla bir kampanya başlattığını duyurdu. iwwist.org internet sitesinde yayınlanan bildiride “Kimsenin önüne bir eylem takvimi koymuyoruz. Kapitalistlerin ve onların çıkarına hizmet eden siyasetçilerin sorumlusu oldukları sorunların “bedelini ödemeyeceğiz” diyen tüm emekçilere öncelikle iş yerlerinde ve elbette bulundukları diğer alanlarda yan yana gelmelerini öneriyoruz. Bunun ne yapmamız gerektiğini birlikte tartışacağımız, mücadele yollarını birlikte bulacağımız bir kampanya olmasını hedefliyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Bildirinin tamamı şöyle:

Yaşamlarımızı giderek daha da zorlaştıran, her geçen gün daha da derinleşen bir krizin içindeyiz. Ardı arkası kesilmeyen zamlar ve vergi artışlarıyla alım gücümüz giderek azalıp, işsizlik artarken ve hala çalışmakta olanlarımız her gün işsizlik korkusuyla yaşarken kimse bize masal anlatmasın.

2019 yılı Nisan ayında hükümet tarafından “Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları” başlığıyla bir program açıklandı. Bununla kıdem tazminatı hakkının ortadan kaldırılması, emeklilik şartlarının daha da zorlaştırılması gibi sermaye yanlısı politikaların hükümetin gündeminde olduğunun işaretleri verildi. Gıdaya yüzde 54, elektriğe yüzde 71, doğalgaza yüzde 58 zam geldiği koşullarda 2020 yılı için asgari ücrete yüzde 15 gibi komik bir oranda zam yapılması hükümetin kimin tarafında olduğunu yeniden gösterdi. Bununla da kalmadı, buna karşı sesini çıkarmayan resmi sendikaların da içinde bulundukları durumu gözler önüne serdi.

Hiçbirisinin biz emekçilerin çıkarlarına hizmet etmediği ortada.

Nitelikli sağlık, eğitim, barınma olanakları giderek daha zor ulaşılabilir hale gelirken ranta dayalı projelerle kapitalistlere para aktarılmaya devam ediliyor. Bizler her geçen gün daha da yoksullaşırken, “Kanal İstanbul” gibi kapitalistlere para aktarmaktan başka hiçbir işe yaramayacak, ekolojik dengeyi daha da bozacağı, deprem riskini arttıracağı belirtilen bir projenin hayata geçirilmek istenmesi bu konuda ne kadar pervasız olduklarını gösteriyor.

Bu proje kapitalizmin akla ve insanların çıkarına değil, yalnızca bir azınlığın kârına dayalı bir düzen olduğunu gösteren çok somut bir örnek. Kapitalizmin ürünü olan iklim krizinin insanlığın ve dünya üzerindeki tüm yaşamın varlığını tehdit ettiği bir dönemde böylesi bir projenin hayata geçirilmesi bu düzenin sürdürülemez olduğunu bizlere hatırlatıyor.

Öte yandan ekonominin giderek kötüleştiği koşullarda iktidar bölgede yaşanan kaosu daha da büyütecek maceralar peşinde koşmaya devam ediyor. “Milli çıkar” diye pazarladıkları bu savaş politikaları, Suriye’deki savaşta yıkılan şehirleri yeniden inşa etme hayaliyle ellerini ovuşturan, Libya’daki petrolden ağzı sulanan kapitalistlerin çıkarına hizmet ediyor olabilir. Milliyetçi histeriyi, göçmen düşmanlığını körükleyerek iktidarlarını korumak isteyenlerin de çıkarına olabilir. Ama bizler için daha fazla ölüm, yıkım ve yoksulluktan başka bir anlama gelmeyen bu savaş politikaları da asla emekçilerin çıkarına hizmet etmiyor.

Bu koşullarda geleceğe dair umutlarımızı da giderek yitiriyoruz. Aslında bu koşullarda olmamıza neden olanlar ve bu durumdan çıkar sağlayanlar umudumuzu yitirmemizi istiyorlar. Yaşadıkları sorunların içinden çıkamayan, umutsuzluk ve çaresizlik hissi ile kendini öldüren insanların haberleri sıradanlaştı. Yakın zamanda muhalif politik çevrelerle ilişkili bir üniversite öğrencisi olan Sibel Ünli’nin intiharı kapitalizmin, militarizmin ve patriyarkanın yaşamlarımızı her yönüyle nasıl etkilediğini bir kez daha gösterdi. Şili’de direnenlerin duvarlara yazdığı gibi: Tüm bunların sebebi depresyon değil kapitalizm. Şili’de, Fransa’da, Irak’ta, İran’da, Lübnan’da olduğu gibi bu topraklarda yaşayan emekçiler için de yoksulluk, savaş, baskı, ekolojik yıkım anlamına gelen bu sisteme karşı örgütlenmekten başka çare yok.

Resmi sendikalar ve ehlileştirilmiş muhalefet olan biteni seyretmekle yetinse de sorunlar katlanarak arttıkça, toplumsal öfke de birikiyor. Bu iş yerlerimizde gerçek birlikler kurmanın ve sorunlarımıza karşı bulunduğumuz her yerde etkin yollarla mücadele etmenin önemini gösteriyor. Bu nedenle Dünya Endüstri İşçileri İstanbul olarak önümüzdeki dönemde “Ekonomik krizin, savaşların, ekolojik yıkımın bedelini ödemeyeceğiz” sloganı etrafında bir kampanya başlatıyoruz.

Kimsenin önüne bir eylem takvimi koymuyoruz. Kapitalistlerin ve onların çıkarına hizmet eden siyasetçilerin sorumlusu oldukları sorunların “bedelini ödemeyeceğiz” diyen tüm emekçilere öncelikle iş yerlerinde ve elbette bulundukları diğer alanlarda yan yana gelmelerini öneriyoruz. Bunun ne yapmamız gerektiğini birlikte tartışacağımız, mücadele yollarını birlikte bulacağımız bir kampanya olmasını hedefliyoruz.

#BedeliniÖdemeyeceğiz

Dünya Endüstri İşçileri İstanbul


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir