1.1. Terminolojik olarak, en azından İngilizcede, espesifizmin “toplumsal eklemlenme” kavramı, “entrizm”e 1 benzer bir pratiğe gönderme yapıyormuş gibi görünebilir; ancak, belirli bir strateji ve net hedefler dahilinde, teorik bir fark vardır.
1.2. Toplumsal eklemlenme kavrayışı, uygulanışı ve amaçları bakımından farklıdır, ama bu farkların yüzeysel olarak anlaşılması zordur; bu da espesifizmin örgütsel teorisinin ve stratejisinin didaktik bir açıklamasını gerekli kılar.
2.1. Espesifizmde toplumsal çalışma, toplumsal hareketlerde ve kitle örgütlenmelerinde etki için mücadeleyi ifade eder; toplumsal eklemlenme ise, devrimci değerlerin ve pratiklerin bu hareketler ve örgütlenmeler tarafından belirli bir düzeyde kabul edilmesini ifade eder.
2.2. Bir alan, taban karar alma sürecine ya da örgütlü doğrudan eyleme kapalıysa, politik örgütlenme, katılımcıları bu yöntemlerle tanıştırmak ve onlara aşina kılmak için toplumsal çalışma yapar; bu katılımcıların etkili bir sayısı, kendi kolektif çıkarlarını gericiliğe, suistimale ve bürokratik liderliğe karşı savunmak istediğinde, politik örgütlenme toplumsal eklemlenmeye sahip olur.
3.1. Radikalleşen insanların politik örgütlenmeye katılımını sürdürme yönünde açık bir çaba var olsa da, vurgu her zaman bu militanların sayısında değil, birlik ve koordinasyon derecesindedir; sayısını artırması gereken şey toplumsal örgütlenmedir, çünkü toplumsal dönüşüm hedefine, politik konumlar kazanarak, bir parti büyüterek ya da çoğulcu alanları ideolojik olarak bölerek ulaşılamaz.
3.2. FARJ’ın (Rio de Janeiro Anarşist Federasyonu) dediği gibi, “toplumsal hareketlerin ideoloji içinde olması değil, ideolojinin toplumsal hareketler içinde olması gerekir.”
3.3. Örgütsel düalizm, toplumsal düzeyde çoklu angajman ve bağlılıklara sahip olma ve politik düzeyde ideolojik olarak örgütlenme meselesidir; etkili eylemin tek bir kavrayışı içinde, ayrı, özerk ve birbirini tamamlayan iki hareket.
4.1. Entrizm ile toplumsal eklemlenme arasındaki fark, “dualismo organizativo”nun “ikili örgütlenmecilik” (dual organizationalism) olarak yanlış çevrilmesiyle daha da karmaşık hale gelir; bu terim, “çifte üyelik”e (dual carding) çok benzer, ki bu, devrimci bir sendikanın üyelerinin aynı zamanda genellikle gizlice sendikaların da üyesi olduğu, bazı anarko-sendikalistler tarafından uygulanan bir tür entrizm olarak görülebilir.
4.2. İngilizceye çevirirken, kesin bir terimdeki sözcüklerin dilbilgisel işlevini değiştirmek bir hatadır, çünkü bu bir önyargıya yol açabilir; “ikili” (dual) niteleyicisi, ikiye katlanmış ya da bölünmüş bir şeyi ima eder ve “örgütlenmecilik” (organizationalism) ismine uygulandığında, harfi harfine (teorik olarak değil) tek bir örgütlenme pratiğinin iki kolu ya da iki yerde uygulanan tek bir örgütlenme biçimi anlamına gelecek şekilde okunabilir.
4.3. Bu, “ikili iktidar” (dual power) ifadesindeki “ikili” sözcüğünün kelime anlamıyla daha da kafa karıştırıcı hale gelir ve bu, bazı İngilizce konuşanların, aslında yanlış çevirinin bir sonucu olan yanlış bir düşünsel tutarlılık algısına kapılmasına yol açar.
4.4.1. Buna karşılık, “düalizm” terimi, birbirinden farklı ama yine de aynı kavrayış içinde var olan iki şeyin durumuna gönderme yapar; bu yüzden “örgütsel” belirteci, sürekli var olan iki yüzü teorik olarak bağlayabilen ve pratik olarak birbirinden ayırt edebilen kavrayış türüne gönderme yapar.
4.4.2. Böylece, espesifizm teorisinde örgütsel düalizm, egemen sınıfa karşı mücadelenin mümkün olan tüm tezahürlerini tek bir düzlemde konumlandırır, öyle ki bunlar birbiriyle ilişkili olarak ve iki temel örgütsel özelliğin sonucu olarak anlaşılabilirler: (1) toplumsal hareket ve (2) politik hareket, ki bunlar pratikte sırasıyla toplumsal eklemlenme ve politik örgütlenme biçimlerini alır.
4.4.3. Tek bir eylem alanı tasarlayarak, örgütsel düalizm, politik örgütlenmenin her türlü yeni bilgiyi bünyesine katmasına ve kendini biçimlendirmeye ve eylemlerini uzun vadeli hedeflerle ilgili şekillerde yönlendirmeye devam etmesine izin verir.
4.4.4. Bu, sıkı sıkıya politik bir bakış açısından iki “ikili” olasılık tasarlayan ve sürekli olarak şu soruyu gündeme getiren bir teoriyle aynı şey değildir: bu bir eklemlenme örneği mi yoksa örgütlenme örneği mi?
4.4.5. Ayrıca, toplumsal eklemlenmeyi ve politik örgütlenmeyi, devrimci çalışmanın yollarını ayıran bir yol ayrımı gibi kendi ayrı eylem alanları olarak tasarlayan, kaçınılmaz olarak toplumsal düzeyde reformist hareketlere ve politik düzeyde mezhepçiliğe yol açan bir teoriden de farklıdır.
4.4.6. Örgütsel düalizm, bu tekil eylem alanının dışında bir örgütsel bakış açısı varsaymadığından, politik analizin kendisini bir eylem biçimi olarak görür; politik anlayış üretmek için nötr, aracılık eden, “dışarıdan” bir bakış açısına sahip değildir. Bu yüzden politik analiz geliştirirken, politik örgütlenme kendi konumunu zaten var olan bir koşul olarak tanımalıdır bu da anarşist devrimci projenin bir tür hareket olması gerektiği anlamına gelir.
5.1. Örgütsel düalizm, devrimci eylemi iki farklı eksende anlamanın teorik bir yöntemidir ve “örgütlenmecilik” isminin hatalı kullanımının ifade edebileceği gibi “örgütlenme karşıtlığına” karşıt basit bir ideolojik konuma indirgenmemelidir.
5.2. Politik örgüt, toplumsal bir hareketten (sınıf mücadelesi) ziyade, ideolojik bir hareketin (anarşizm) parçası olduğu için, toplumsal örgütlenmeden belirgin bir şekilde farklı bir bakış açısı geliştirir. Çünkü bu iki hareket de aynı ortak bağlamın parçasıdır ve bu yüzden birbirlerinin eylemlerini şekillendirmelidir.
5.3. Bundan hareketle, sınıf mücadelesinin anarşizm içinde olması değil, anarşizmin sınıf mücadelesi içinde olması gerekir; bu, toplumsal eklemlenmeyi yani politik düzeyde anarşist ideoloji ile toplumsal düzeydeki çoğulcu hareketler arasında bağlantıyı sürdüren politik bir pratiği gerektirir.
6.1. Juan Carlos Mechoso’nun OAC’ye (Córdoba Anarşist Örgütü) hitap ederken dediği gibi, “politik örgütlenme, toplumsal hareketin itici motorudur, asla kendi başına yüceltilmiş bir öncü değildir.”
6.2. “Politik örgütlenme, devrimi, çeşitli parçalar arasında yeni pratikler ve yeni ilişkiler geliştirdiğimiz bir süreç olarak anlayan çeşitli görüşleri içermelidir.”
6.3. “Politik örgütlenme, temel fikirlerini nereye dahil edeceğini, eylemlerini üreten dinamikleri ve ilişkilerindeki değişim ritmini ayrıntılı olarak bilerek, analizinde titiz olmalıdır.”
6.4. “Politik örgütlenme tarafından desteklenen toplumsal eklemlenme mevcut sistemle bir kopuş hareketi olarak ortaya çıkacak bir halk iktidarı geliştirmeyi amaçlar.”
7.1. Felipe Corrêa “Anarşizm, İktidar, Sınıf ve Toplumsal Değişim” başlıklı makalesinde şöyle der: “Anarşist toplumsal dönüşümün amaçları, toplumun iktidar modelindeki bir değişimle tahakküm kuran bir iktidarı aşmak ve özyönetimli bir iktidar kurmak olarak nitelendiriliyorsa, kullanılan araçlar da özyönetimi güçlendirmelidir.”
7.2. “Bu amaçla örtüşmeyen araçlar bir kenara bırakılmalıdır: kapitalizmi, devleti ve bunları ayakta tutan kurumları güçlendirenler; toplumsal dönüşüm sürecinde kitlelerin sahip olması gereken öncülük rolünü ellerinden alanlar; hayatta kalma ve itaat ruhunu körükleyenlerdir.”
7.3. Halkın öncülüğü, kişisel ya da politik fırsatçılık meselesi değildir ve toplumsal eklemlenme, bir parti ya da mezhep için marka oluşturma egzersizi değildir.
7.4. Halkın öncülüğü, bir dizi bireyci çaba değildir; vurgusu, tahakküm altındaki sınıflar üzerinedir, kolektif olarak, çünkü “tahakküm altındaki sınıfları eklemlemek ve seferber etmek, önemli bir güç kazanımı sağlayacaktır.”
7.5. Bu amaçla, toplumsal eklemlenme, iki şekilde çoğulculuğa dikkatli ve saygılı olmalıdır: (1) belirli bir mücadeledeki ideolojilerin ve motivasyonların çoğulluğu ve (2) farklı olaylar olarak tezahür eden mücadelelerin çoğulluğu.
8.1. Toplumsal eklemlenme, itibar peşinde koşma ya da politik “taban inşası” değildir; bu strateji, tahakküm altındaki sınıfların kendilerini devrimci özneler olarak konumlandırmasına dayanır, halkın öncülüğü egemen sınıf karşıtlığına karşı konumlandırır, kapitalist çıkarlar, öncü partiler ve karizmatik liderler tarafından suistimale karşı bir savunma olarak sınıf bağımsızlığında ısrar eder.
8.2. Bu süreç boyunca, etkili olmak için, ama aynı zamanda etik nedenlerle, politik örgütlenmenin militanları her zaman şunları bilmelidir: (1) nasıl çalışmaya karar verdikleri, (2) kim için çalıştıkları ve (3) ne yaptıkları.
8.3. Mücadeledeki bu karşılıklılık ve farklı alanların çeşitli taleplerine gösterilen saygı, “toplumsal eklemlenme” ismini niteleyen “toplumsal” yönüdür; bu, etkinin politikten toplumsala tek yönlü bir hareketini vurgulayacak, politik düzeyi özyönetim ve öncülük için tek gerçek yer haline getirecek alternatif bir “politik eklemlenme” olasılığını ima eder.
8.4. Bu yüzden, “politik” niteleyicisi, entrizmin hedeflerini toplumsal eklemlenmenin hedeflerinden ayırt etmede yardımcı olabilir; politik entrizm, politik hedeflere ve politik motivasyonlara sahiptir, çünkü politik iktidar inşa etmek amacıyla politik öncülüğün bir pratiğidir.
9.1. Devrimci bir anarşist akım olarak espesifizm, toplumsal çalışma ve örgütlenme araçları yoluyla halk iktidarını ve politik düzeyde birliği kurmayı hedefler.
9.2. Toplumsal eklemlenme, toplumsal bir süreçtir; tahakküm altındaki sınıfların kurtuluşu ve yeni bir eşitlikçi toplumun yaratılması anlamına gelecek bir toplumsal dönüşüm stratejisinin parçasıdır.
9.3. (Politik) entrizmin çeşitli biçimlerinden farklı olarak, toplumsal çalışma ve toplumsal eklenmenin hedefi (1) bir iktidar gaspı, (2) gizli bir manipülasyon biçimi, (3) bir üyelik kampanyası ya da (4) örgütsel bölünmeleri yüzeye çıkarmaya zorlama girişimi değildir; bunun yerine, tahakküm altındaki sınıfları kendi mücadelelerine kazanmayı hedefler, öyle ki kendilerini toplumu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme kapasitesine sahip bir toplumsal güce sahip olarak görsünler.
10.1. Bu, entrizmi herhangi bir belirli şekilde tasvir etme girişimi olmamıştır; aksine, toplumsal eklemlenme kavramını daha iyi anlamak için espesifizmin teorik arka planını ve stratejik bakış açısını sunma girişimi olmuştur.
10.2. Bu çabada, çeşitli belirteçlerin (ikili, örgütsel, toplumsal ve politik) yanı sıra çeşitli isimlerin (örgütlenmecilik, düalizm, toplumsal eklemlenme ve entrizm) rollerini açıklamak gerekli olmuştur.
10.3. Nitelenmiş isimlerden oluşan terimlerin yapısal önemini gösterdikten sonra, İngilizce konuşanlar, örgütsel düalizmi ikili örgütlenmecilikten ve toplumsal eklemlenmeyi de (politik) entrizmden ayırt etmeye devam etmek için artık daha donanımlı olmalıdır.
1Entrizm (entryism), bir siyasi grubun ya da örgütün, kendi ideolojisini ya da ajandasını dayatmak veya o örgütü ele geçirmek amacıyla, genellikle gizlice, kendisinden daha büyük ve farklı bir siyasi örgüte (bir partiye, sendikaya, harekete) sızmasıdır. Klasik örneği, Troçkist grupların kendi kadrolarını büyütmek ya da örgütü belirli bir yöne çekmek için sosyal demokrat partilere ya da sendikalara üye olup içeriden çalışmasıdır. (ç.n.)
Kaynak: Social insertion vs. (political) entryism
Çeviri: Yeryüzü Postası


Bir yanıt yazın