Felipe Corrêa’nın dünya çapında anarşizmin yakın tarihini (1990-2019 arası) ele aldığı bu makale, 3 Kasım 2022 tarihinde yayımlanan Cambridge Sosyalizm Tarihi (Cilt 1) isimli derleme kitapta yer almaktadır.
Bu araştırma, yirmi yılı aşkın bir süredir yürütülen çalışmalar ve militanlık ama aynı zamanda çok sayıda yoldaşın desteği olmadan mümkün olamazdı. Özellikle, veri toplama konusunda yardımcı olan Anarşist Teori ve Tarih Enstitüsü (IATH) üyeleri ve “Çağdaş Küresel Anarşizm/Sendikalizm” grubundan gönüllülere, ayrıca röportajlar ve bilgiler konusunda yardımcı olan sayısız kişiye teşekkür etmek istiyorum. Hepsine en içten şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, araştırma ve yazım sürecinde çeşitli konularda yardımcı olan Jonathan Payn’e, bu bölümü çeviren ve önceki versiyonları yorumlayan José Antonio Gutiérrez Danton’a ve metnin düzenlenmesi ve revizyonu sırasında tartışmalar ve önerilerde bulunan Marcel van der Linden’e teşekkür etmek istiyorum.
Bu bölüm, son otuz yılda dünyanın birçok yerinde yaşanan anarşist, anarko-sendikalist ve devrimci sendikalist yeniden uyanışını eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Çeşitli dillerde yazılmış kapsamlı bir literatür taraması (kitaplar, metinler, belgeler ve web siteleri) ve dünyanın dört bir yanından anarşist ve sendikalistlerle yapılan düzinelerce röportaja dayanmaktadır. Bu çalışmanın, daha ileri araştırmalar için bir başlangıç noktası olarak hizmet etmesini ve bu süreçte düzeltilip, geliştirilip, iyileştirilmesini umuyorum.
Burada ele alınan dönem (1990-2019) içindeki anarşizm ve sendikalizm, solun kriz yaşadığı bir bağlamda neoliberalizme karşı çıkan geniş bir küresel hareketin parçası olarak en iyi şekilde anlaşılabilir. Bu hareketin anti-otoriter/libertaryen kesiminin önde gelen üyeleri olarak – devrimci, anti- kapitalist ve anti-devletçi bir pozisyonu aynı anda savunan – anarşistler ve sendikalistler, çeşitli ülkelerdeki halk hareketlerinin gidişatını (bazen güçlü bir şekilde) etkileyebilen, daha iyi tanınan, daha çok saygı duyulan ve daha etkili bir güç haline geldiler.
Bazı teorik-metodolojik ve bağlamsal sorunları gündeme getirdikten sonra, bu dönem için önemli olan şu soruları ele alacağım: Anarşistler ve sendikalistler arasında en önemli akımlar, düşünceler ve tartışmalar nelerdi? En büyük uluslararası çabaları nelerdi? Başarıları nelerdi? Tarihsel ve teorik ilgi alanları nelerdi?
Çağdaş Anarşizm ve Sendikalizm: Metodolojik Sorunlar
Çağdaş anarşizm üzerine yapılan çeşitli çalışmalar oldukça dar bir bakış açısına sahiptir. Bu durum, örneğin, Küresel Adalet Hareketi’nin (Anti-Küreselleşme Hareketi) yükselişinden etkilenen araştırmalar ve 2000 yılı civarında bir “yeni anarşizm”in ortaya çıktığını iddia eden ilgili çalışmalar için geçerlidir. Bazı güçlü yanlarına rağmen, bu çalışmaların birkaç zayıf yönü vardır.[1] Genel olarak, anarşizmi son derece geniş ve tarihsel olmayan bir tanımla ele alırlar; öyle ki, belirli ilkelere göre yaşayan veya hareket eden herhangi bir kişi veya hareket – yazara bağlı olarak, bunlar tahakküme karşı çıkmaktan belirli ilkelerin savunulmasına (antikapitalizm, devlet karşıtlığı, doğrudan eylem, öncü siyaset)[2] kadar uzanır – anarşist olarak kabul edilir. Bu nedenle, anarşistler genel olarak anti-otoriter veya özgürlükçü pozisyonları benimseyen herkes olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, bu yazarlar tarihsel kriterleri terk ederler ve anarşizmi, yayılımı, varlığı ve etkisi, zaman ve mekân içinde haritalandırılabilen ve anlaşılabilen bir olgu olarak bağlamsallaştırmazlar. Örneğin, diğer siyasi ve felsefi geleneklerin (özgürlükçü Marksistler, otonomistler, bazı yerli hareketler ve dini akımlar) bazen bu ilkelerin bazılarını yansıttığını biliyoruz, ancak bunlar yalnızca keyfi bir şekilde anarşist olarak kabul edilebilir.
Şimdi, bu çalışmalarda anarşizmin tanımı çok genişse, çok sınırlı sayıda vakaya dayanan genellemeler de yapıyorlar, (kendilerini genel olarak anarşizm üzerine çalışmalar olarak sunmalarına rağmen) çoğunlukla Avrupa merkezli ve özellikle Kuzey Atlantik’e odaklanıyorlar. Coğrafi olarak, çok önemli deneyimlerin bulunduğu dünyanın büyük bir bölümünü görmezden gelme eğilimindeler. Ama hepsi bu kadar değil. Onların “eski” ve “yeni” anarşizm ayrımı, -tipik olarak sekter ve sınıf indirgemecisi olarak tanımlanan- eski anarşizme yönelik yüzeysel ve tarih dışı eleştirilere ve yeni anarşizmi aşırı derecede yüceltmeye, tipik olarak onun boyutlarını abartmaya ve çoğu zaman çağdaş anarşizmi ona indirgemeye dayanmaktadır. Bu tür çalışmalar, şüphe yok ki dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen yüzlerce veya belki binlerce anarşist kolektif ve inisiyatifi, düzinelerce anarşist örgüt ve federasyonu ve çeşitli anarko-sendikalist ve devrimci sendikalist örgütü (genellikle binlerce üyesi olan) basitçe göz ardı etmektedir.
Tarihsel ve Küresel Bir Yaklaşım ve Bazı Kesin Tanımlar
Bu eksiklikleri gidermek için, bu çalışma üç teorik-metodolojik kavram üzerine kurulmuştur. İlk olarak, tarih dışı ve Avrupa merkezli çalışmaları reddeden tarihsel ve küresel bir yaklaşım geliştirmeye çalışıyorum, böylece analizin coğrafi kapsamını önemli ölçüde genişletiyorum.[3] İkincisi, başka bir yerde daha ayrıntılı olarak değindiğim, 150 yıllık tarihinin küresel bir analizine dayanan, anarşizmin kesin bir tanımını kullanıyorum.[4]
Bu tanıma göre, anarşizm, özgürlükçü ve otoriterlik karşıtı bir devrimci sosyalizm biçimidir; aynı anda hem anti-kapitalist hem de anti-devletçi olan ve mevcut egemenlik sistemini öz-yönetime dayalı yeni bir sistemle değiştirmeye çalışan bir sosyalizm biçimidir. Anarşizmin içeriği üç ana kavramla ifade edilir:
- Kapitalist ve devletçi toplumun ve her türlü tahakkümün rasyonel eleştirisi (çoğul epistemolojik-felsefi ve teorik-metodolojik bir bakış açısıyla); sınıf (emek sömürüsü, siyasal-bürokratik egemenlik, fiziksel zorlama ve kültürel yabancılaşma), cinsiyet, ırk veya milliyet.
- Şunları içere, öz-yönetime dayalı ve federalist yeni bir toplumun savunulması: mülkiyetin toplumsallaştırılması (kırsal kesimde aile mülkiyeti ile uzlaştırılmış), demokratik özyönetim (siyasi toplumsallaştırma, işçi birliklerinin yönetimi, federalist delegasyon), öz yönetime dayalı kültür (yeni etik, eğitim, iletişim, eğlence) ve genel olarak toplumsal sınıfların ve tahakkümün sona ermesi.
- Ezilen sınıfların (şehirlerdeki ve kırsal kesimdeki ücretli işçiler, köylüler, güvencesiz ve marjinalleştirilmiş kesimler) güçlendirilmesi ve bir dereceye kadar şiddet gerektiren ve bir süre devam edecek olan bir toplumsal devrimde zafer kazanmaları yoluyla bu yapısal toplumsal dönüşümü desteklemek için temel bir strateji. Bu süreçte mücadele öz-yönetimli olmalı (prefigüratif siyaset), araçlar amaçlara tabi olmalı ve kapitalist ekonomi ve devletteki iktidar pozisyonlarının ele geçirilmesi reddedilmelidir.
Bu anlamda anarşizm, 1888 ile 1889 yılları arasında farklı kıtalarda entelektüellerin, militanların ve sosyal hareketlerin düşünce ve eylemleriyle ortaya çıkan bir siyasi ideoloji/doktrindir. Bu yıllarda en önemli ifadeleri Batı Avrupa’da (İspanya, Fransa, İtalya, Portekiz ve İsviçre), Kuzey Amerika’da (ABD), Latin Amerika’da (Küba, Meksika ve Uruguay) ve Kuzey Afrika’da (Mısır) görülmüştür. Bu dönemde anarşistlerin ana stratejisi devrimci sendikalizm ve anarşist sendikalizmi idi; böylece bu mücadele biçimleri tarihsel olarak anarşist geleneğin bir parçası haline geldi. 1886’dan sonra, özellikle de yirminci yüzyılın başında, anarşizm küresel olarak yayıldı ve ilerlemeler ve gerilemelerle birlikte, tüm dünyada işçi sınıfı ve devrimci sol arasında önemli bir konum elde etti.
Bu akımla tarihsel bir ilişkisi olmayan siyasi görüşler (tarihsel anarşizmle hiçbir zaman teması olmayan veya ona atıfta bulunmayan kişiler, gruplar, topluluklar, tahakküm karşıtı hareketler, devlet karşıtları vb.) anti-otoriter veya özgürlükçü olarak nitelendirilebilir.
İlerici Devletçilik, Neoliberalizm ve Anarşist/Sendikalist Siyasi Kültür
Üçüncü teorik-metodolojik unsur, konumuzu tarihsel bağlamına yerleştirerek onu yeterince tartışılabilir hale getirmektir. Anarşizm, 1960–80 yıllarında bir yeniden uyanış yaşadı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana süren gerilemeyi yavaş yavaş tersine çevirdi. Bu yirmi yıl boyunca, eski hareketler hala etkiliydi, özellikle de önemli bir yeraltı ve sürgün hareketinin aktif olduğu İspanya’da ve Uruguay Anarşist Federasyonu’nun (FAU) 1963’ten 1973 darbesine kadar silahlı ve kitlesel mücadelelerde önemli bir rol oynadığı Uruguay’da. Kanada, Fransa ve Japonya gibi ülkelerde uluslararası Yeni Sol’da önemli bir varlık gösterirken, Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve Hollanda’da daha az etkileyici bir varlık gösterdi.
Anarko sendikalizm ve devrimci sendikalizm, 1970’lerin sonlarında dünyanın çeşitli bölgelerinde yeniden ivme kazandı. Burada önemli olan, İspanya’da etkili olan Ulusal İşçi Konfederasyonu’nun (CNT) yeniden canlanmasıydı. Bu konfederasyon, Francisco Franco diktatörlüğünün sona ermesiyle yeniden kamusal alana çıktı ve on binlerce üyeyi örgütlemeyi başardı. 1970-80 döneminde, Afrika, Asya, Latin Amerika, Orta Doğu ve 1980’lerin sonundan itibaren eski Sovyet bloğunun bazı bölgeleri de dahil olmak üzere, anarşist gruplar tüm dünyada hızla yayıldı. Bu yönde uluslararası çabalar da gösterildi: 1968’de Anarşist Federasyonlar Enternasyonali (IFA) kuruldu; sendikalist Uluslararası İşçi Birliği (IWA-AIT) 1970’lerin sonlarından itibaren büyümeye başladı; ve başlangıçta sadece ABD merkezli olan Dünya Endüstri İşçileri (IWW) çeşitli ülkelere yayıldı.[5] Ancak, büyüme açısından önceki yıllardan kopuş, ancak 1990’larda gerçekleşti, çünkü hem anarşizm hem de sendikalizm, 2010’lara kadar giderek güçlendikleri yeni bir gelişme aşamasına girdi. Bu kopuşta bazı küresel yapısal faktörler belirleyici oldu.
Bunlardan biri, sosyal demokrat refah (Keynesyen) devleti, Marksist- Leninistlerin “sosyalist” devleti ve anti-emperyalist milliyetçilerin sanayileşen devleti dahil olmak üzere, “ilerici devletçilik” olarak adlandırılabilecek üç ana siyasi-ekonomik ifadenin kriziyle ilgiliydi.[6] Gelişmiş dünyada, Keynesçi refah devletleri, işgücü verimliliğinin düşmesi, büyümenin azalması ve kâr oranlarının gerilemesi ile birlikte, ABD’nin küresel liderliğinin zayıflaması nedeniyle zayıfladı. Eski “sosyalist” blokta, SSCB’nin sonu ve Berlin Duvarı’nın yıkılması, kısa bir süre içinde devlet öncülüğündeki ekonomilerin ve merkezi planlamanın büyük ölçüde gerilemesine yol açtı. Sözde Üçüncü Dünya’da, ithalat ikamesi sanayileşme projeleri başarısız oldu; bu ülkelerin çoğu, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından teşvik edilen yapısal uyum programlarına sadık kalacaktı.[7]
Yıllar içinde bu krize farklı tepkiler ortaya çıktı. En önemlisi, 1980’lerde ve 1990’larda dünyanın çoğuna dayatılan ekonomik neoliberalizm şeklinde sağ kanattan geldi; IMF ve Dünya Bankası (WB) bu küresel genişlemede çok önemli bir rol oynadılar.[8]
Neoliberal kapitalizmin küreselleşmesi ve bununla eşzamanlı olarak ekonominin finansallaşması, sosyal eşitsizliğin, gelir dağılımındaki eşitsizliğin, çevresel tahribatın ve sosyal refahın var olduğu her yerde bu refahın aşınmasının büyük ölçüde artmasına neden oldu. Devletler, ekonomileri kuralsızlaştırılarak (serbest piyasa) ve muhalefete karşı sık sık baskı uygulayarak bu duruma katkıda bulundular. Kitle iletişim araçları neoliberal ideolojiyi küresel düzeyde yaydı.[9] Bu yıllarda, her ne kadar hakim bir güç olmasa da, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, şovenizm ve azınlıklara karşı ayrımcılık gibi süregelen sorunları körükleyen oldukça aktif bir aşırı sağcı hareketi güçlendiren, (bölgeye bağlı olarak neoliberal ilkeleri az ya da çok destekleyen) neo-faşizm de önemli ölçüde büyüdü.[10]
Bu bağlamda, sayısız toplumsal çatışma ortaya çıktı ve internet, hareketlerin mücadelelerinde iletişim için giderek daha önemli bir teknolojik müttefik haline geldi. Büyüyen sol direnişin içinde, ilerici devletçi görüşler (esas olarak sosyal demokrat ve daha az ölçüde Marksist veya milliyetçi) devam etti, ancak bunlar giderek meşruluklarını yitirdi – devlet yöneticileri olarak neoliberalizme karşı koyamadıklarını kanıtladılar.[11] Bu nedenle, özellikle devletçiliği eleştiren radikal sol alternatifler ortaya çıktı ya da yeniden ortaya çıktı. Bunlar arasında, anarşizmde derin bir etkiye sahip olan Meksika’daki Zapatistalar ve anarşistlerin ön saflarda yer aldığı Küreselleşme Karşıtı Hareket gibi küresel çapta ilgi gören bazı örnekler bulunmaktadır.[12] 1990’dan itibaren anarşizm, anarko sendikalizm ve devrimci sendikalizmin yeniden uyanışı, neoliberalizmi yenmek için kapitalizmin ve devletin temellerinin sorgulanması gerektiğini, kır ve kent işçilerini ekonomik öz yönetim ve federalist siyasete dayalı bir özgürleştirme projesinin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini savunan özgürlükçü görüşlerin bir parçasıdır.
İlerici devletçilik ve sol kanadın krizlerinin, neoliberal küreselleşmeyle birlikte, anarşizm/senikalizmin süregelen canlanışında derin bir etkisi oldu. Anarşistlerin/sendikalistlerin dahil olduğu mücadelelerin ve hareketlerin çoğu bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, önemli bölgesel faktörler de vardı. Latin Amerika ve Güney Afrika’da anarşizm ve sendikalizmin gelişimi, diktatörlüklerin ve apartheidin (ırkçı rejim) sona ermesiyle doğrudan bağlantılıdır. Rusya’da ise bu hareketin gelişimi, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne yol açan mobilizasyonlarla ilgilidir. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde Arap Baharı önemli bir rol oynamıştır.[13]
Ancak bu gelişme, yalnızca bağlamsal veya yapısal olarak açıklanamaz. Anarşistlerin ve sendikalistlerin grupları, ağları, örgütleri ve hareketleri önemliydi. Birçoğu davaya derinden bağlıydı ve inançları nedeniyle hapse girdi, yaralandı, hatta öldürüldü. Kişisel ve kolektif çabaları, kaydedilen ilerlemelere büyük katkı sağladı. Siyasi kültür belirleyiciydi – bunu dikkate almadan, farklı ülkelerde anarşizm/sendikalizmin farklı düzeydeki varlığını ve etkisini açıklamak imkansızdır. Birkaç istisna dışında, bir bölgedeki anarşizmin tarihsel etkisi ne kadar büyükse ve bu tarihsel gelenek önceki on yıllarda (eski militanlar, örgütler, siyasi kültür, seferberlikler ve eylemler tarafından) ne kadar canlı tutulmuşsa – yeni aktörlerle bir köprü kurulmasına olanak sağlayarak – yeni aktörleri dahil etmek o kadar kolay ve çağdaş anarşistlerin ve sendikalistlerin etkisi o kadar büyük olmuştur.
Coğrafi Varlık, Önemli Akımlar, Görüşler ve Tartışmalar
Coğrafi açıdan bakıldığında – ve büyüklük, süreklilik, siyasal ve toplumsal etki, ulusal etki alanı, teorik katkılar ve pratik başarılar gibi kriterler dikkate alındığında – 1990’dan sonra hem anarşistlerin hem de sendikalistlerin dünya çapında belirgin bir varlığı ve etkisi olduğu söylenebilir.
Anarşist geleneğin önemli olduğu ve iyi araştırılmış bölgelerde, örneğin Avrupa ve Kuzey Amerika gibi iyi araştırılmış bölgelerde, en önemli hareketler Fransa, İtalya, İspanya, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişti. Doğu Avrupa’da Yunanistan önemli bir yer tuttu. Önemli bir geleneğe sahip ancak akademinin baskın Avrupa merkezciliği nedeniyle daha az araştırılmış diğer bölgeler arasında Latin Amerika (Meksika, Brezilya, Arjantin, Uruguay, Şili), Batı Pasifik (Avustralya) ve Doğu Asya sayılabilir. Sahra altı Afrika gibi tarihsel geleneğin daha zayıf olduğu bölgelerde, Güney Afrika, Nijerya ve Sierra Leone’de önemli bir varlık gösterildi. Kuzey Afrika’da ise 2010’lu yıllarda Mısır ve Tunus’ta küçük çaplı bir hareketlilik yaşandı. Güney ve Güneydoğu Asya’nın yanı sıra Orta Doğu ve Orta Asya’da en önemli hareketler Türkiye ve Suriye’de (Kürdistan) ve daha az ölçüde Bangladeş, Endonezya, İsrail ve Filistin’de gelişti.
Anarşizm ve/veya sendikalizmin bir miktar etkisi olduğu tüm bölgeleri dikkate alarak, altı ana anarşist ve sendikalist akım ve görüşün varlığından söz etmek mümkündür.
- İlk olarak, kitle örgütleri haline gelmeye çalışan sendikalist örgütler, yani anarko-sendikalist ve devrimci sendikalist örgütler vardır. Tarihsel referansları 1922–39 yılları arasındaki Uluslararası İşçi Birliği’ne (IWA- AIT) kadar uzanır. “Bunlar, nihai devrimci hedefleri olan, esas olarak [işçi] alanında faaliyet gösteren, ancak bununla sınırlı olmayan sendikalist örgütlerdir.”[14]
Bunlar ‘sınıf mücadelesine dayanır ve tüm işçileri mücadeleci ekonomik örgütlerde birleştirmeyi amaçlar’ ve iki hedefleri vardır: ‘günümüz toplumunun sınırları içinde işçi sınıfının ekonomik, sosyal ve entelektüel ilerlemesi için gündelik devrimci mücadeleyi sürdürmek’ ve kitleleri ‘toplumsal yaşamın tüm unsurlarını ele geçirmelerini’ sağlayacak bir devrim için eğitmek.[15] Bu örgütlere üye olan işçilerin anarşist olmaları gerekmez, ancak bu sendikaların özgürlükçü ve anti-otoriter ilkelerini benimsemektedirler. Koşullara bağlı olarak, örgütler anarşizmi az ya da çok teşvik edebilir; kararları konsensüs ile veya oylama yoluyla alınabilir. Bu örgütler, çok sektörlü sendikalar, endüstriyel sendikalar veya daha büyük sendikalar içindeki fraksiyonlar olarak kurulabilir.
- (ii) İkinci olarak, heterojen bir temelde anarşistleri çeşitli çalışmalar için bir araya getiren heterojen özel örgütler (“sentezciler”) vardır. Tarihsel referansları arasında, klasiklerden (Mihail Bakunin, Peter Kropotkin, Pierre-Joseph Proudhon) yanı sıra, 1872 Anti-Otoriter Enternasyonal, 1920 Bologna Konferansı ve Errico Malatesta, Sébastien Faure ve Volin’in (Vsevolod Eikhenbaum) çalışmaları yer almaktadır. Bu örgütler, anarşizmi yaymak için anarşistlerin “özel bir örgütlenmeye ihtiyaç duyduklarını” savunurlar. Üyeleri anarşizm ve ilkeleriyle özdeşleşirler, ancak “bu ilkelerle uyumlu olduğu sürece ideolojik ve pratik çoğulculuğa” veya “eğilim çoğulculuğuna” ve strateji çeşitliliğine izin verirler. Daha geniş federasyonlarda “her grubun özerkliğini” tanırlar, böylece “anarko sendikalizm, anarşist komünizm, neo-Malthusçuluk, anarşist pasifizm vb.” eğilimlere yönelebilirler, hatta bu eğilimlerin tümüne veya hiçbirine yönelmeyebilirler.[16] Dolayısıyla, ‘sentezi bir yöntem olarak’ kullanırlar: yani, her grup ‘iç yapısını ve faaliyetlerini tam bir özerklikle düzenler, eylem programını, çalışma şeklini, adını belirler’ vb.[17]
“İdeolojik propagandanın tek başına yetersiz olduğunu ve günlük mücadelelere katılımın gerekli olduğunu” kabul etmelerine rağmen, çok sayıda propaganda faaliyeti yürütürler; bu nedenle sendikalizmi ve toplumsal mücadeleleri desteklerler. Sorumluluk anlayışları “kolektif değil kişiseldir”, bu nedenle kongrelerinde ve diğer organlarında alınan kararlar, tıpkı eylemleri gibi, tüm üyeler tarafından paylaşılmayabilir ve uygulanmayabilir.[18]
- Üçüncü olarak, homojen spesifik örgütler ( “platformistler” / “espesifistler”) vardır; bunlar anarşistler tarafından homojen bir temelde kurulurlar ve propagandaya ve işçiler, mahalleliler, öğrenciler vb. kitle hareketlerinin geliştirilmesine odaklanırlar.
Tarihsel referansları diğerlerinin yanısıra Bakunin ve onun ittifakı[19], Dielo Truda (İşçilerin Davası) grubu ve 1926 tarihli “Örgütsel Platformu” ile Malatesta, Luigi Fabbri ve Kropotkin gibi klasik yazarlardır. Bu gruplar “özel anarşist örgütlerin” gerekliliğini savunurlar, ancak örgütsel dualizm temelinde çalışırlar ve bir yandan anarşistlerin örgütlenmesini, diğer yandan da halk hareketlerine katılımını önerirler.[20] Sendikalarda ve sosyal hareketlerde, genel olarak devrimci sendikalizme benzeyen bir programı savunurlar.
Onlar farklı eğilim ve pozisyonları savunmazlar, aksine “teorik birlik” – yani “kolektif sorumluluk” – ile stratejik, programatik ve “taktiksel birlik”ten yanadırlar.[21] Federalist ve öz-yönetime dayalı karar alma süreçlerini uygulayan örgütlerin, grupları, çekirdekleri ve üyeleri için zorunlu olan ortak politik çizgileri vardır. Konsensüs sağlamaya çalışırlar, ancak bu mümkün değilse farklı oylama yöntemleri kullanırlar.[22]
- Dördüncü olarak, isyancı gruplar ve bireyler vardır. Bunlar arasında anarşizmin isyancı geleneğini yeniden canlandıran bireyler, yakınlık grupları ve gayri resmi birlikler yer alır. Bunlar, bürokratik olarak nitelendirdikleri yapılandırılmış kitle örgütlerini ve anarşist örgütleri eleştirir ve şiddeti isyanların ve devrimci hareketlerin potansiyel tetikleyicisi olarak görürler. Tarihsel referansları daha akışkan olup, Luigi Galleani, Ravachol (François Königstein), Severino Di Giovanni vb. klasik anarşistler – genellikle “eylem yoluyla propaganda”, anarşist illegalizm ve 1881 Kara Enternasyonal ile bağlantılı olarak– ve Alfredo Bonanno gibi daha yakın tarihli yazarlar buna dahildir. Genellikle bireyci, medeniyet karşıtı, teknoloji karşıtı, ilkelci, nihilist ve postmodern kavramlara yakındırlar.
Onların isyancılık anlayışları, ‘gayri resmi örgütlenme’ fikrine dayanan, ‘genel kurullar, temsilciler, delegeler veya komitelerin olmadığı, liderlerin, karizmatik figürlerin ortaya çıkmasına ve söylem uzmanlarının dayatılmasına yol açan hiçbir organın bulunmadığı’ bir uygulama, bir yöntemdir. Genellikle anonim olarak tartışırlar ve gayri resmi olarak örgütlendiklerinde, yakınlık grupları ve bireyler birbirlerini tanımazlar; diyalogları karar alma süreçleri olmaksızın eylem yoluyla gerçekleşir. [23] Bir programdan kaçınırlar, eylem için genel hedefler belirlerler ve herkes bu hedeflere nasıl ulaşılacağına özgürce karar verebilir. Militanlığın radikal olması, onlar için katılımcı sayısından daha önemlidir.[24]
Sürekli saldırı anlayışına dayanan ve beklemeyi, arabuluculuğu ve uzlaşmayı reddeden eylemleri çoğunlukla şiddet içermektedir. İsyancılar için şiddet, stratejilerinin merkezinde yer alır ve kitle hareketlerinin öncesinde veya eşzamanlı olarak örgütlenmesiyle bağlantısı yoktur. Bazen acil talepler için mücadeleyi kabul etseler de, tarihsel koşullardan bağımsız olarak sürekli olarak azami programlarını savunurlar: isyan zamanı her zaman şimdidir. “Sermaye, devlet ve her türlü baskı biçimlerinin yapılarına, bireylerine ve örgütlerine karşı acil, yıkıcı saldırıdan yanayız” (Bonanno).[25]
- Beşinci olarak, sadece anarşistlerden veya diğer anti-otoriterlerden oluşan çeşitli kolektifler vardır. Klasik ve çağdaş anarşizmden diğer özgürlükçü akımların pratik ve teorik katkılarına kadar çeşitli tarihsel referanslara sahiptirler. Çoğunlukla politik kolektifler, propaganda grupları, kentlerdeki işgalciler, sosyal merkezler, “info-shop’lar, kütüphaneler, yayıncılık ve araştırma grupları, kooperatifler, topluluklar vb.dir. Bu kolektifler, anarşistlerin bulunduğu her bölgede mevcuttur: bölgeye bağlı olarak, yerel, bölgesel ve hatta ulusal düzeyde örgütlenebilirler.
- Altıncı olarak, genel olarak otorite karşıtları ve özgürlükçüler vardır; bunlar, burada verilen geniş anlamıyla otorite karşıtı veya özgürlükçü olarak nitelendirilebilecek hareketleri, grupları ve bireyleri içerir. Tıpkı kolektifler gibi, bunlar da anarşizme az ya da çok yakın olabilir, anarşist üyeler barındırabilir ya da özgürlükçü Marksizm, otonomizm, yerli hareketler, dini akımlar vb. ile aynı çizgide olabilirler.
Bu akımlar ve görüşler, anarşist/sendikalist tartışmaların merkezinde yer alan çeşitli sorulara verilen farklı yanıtlara dayanmaktadır. İncelenen dönemin ana tartışma konuları altı temel meseleyi içermektedir. Birincisi, örgütlenme ihtiyacı ile ilgilidir ve bu konuda, örgütsel yapıları kararlılıkla savunanlardan, resmi yapıları reddedenlere kadar farklı pozisyonlar bulunmaktadır. Bu da bize örgütlenme yanlısı ve örgütlenme karşıtı pozisyonları belirleme imkânı vermektedir. İkincisi, örgütlenme ve gruplaşmanın doğasıdır. Bazıları kitle örgütlerinin gerekliliğini savunurken, diğerleri spesifik örgütlerin gerekliliğini savunmaktadır. Bazıları her iki türü de (kitle ve spesifik) savunurken, diğerleri gayri resmi ve yapılandırılmamış grupları ve birlikleri tercih etmektedir. Bu konuda tartışmalar, kararların nasıl alındığı, oylama ve delegasyonun kabul edilip edilmediği, militanların birbirlerini tanıyıp tanımadıkları ve onlardan beklenen veya izin verilen otonomi ve birlik düzeyini de içermektedir. Ayrıca, spesifik örgütlenme biçimini de içermekte ve bu da bize heterojen ve homojen modelleri ve ana faaliyet alanlarını belirlememizi sağlamaktadır: kitle hareketleri oluşturmak ve bunlara katılmak ve/veya propaganda ve eğitim ve/veya silahlı saldırılar vb.
Üçüncü tartışmalı konu, mücadele anlayışıdır; bazıları sürekli saldırıyı savunurken, diğerleri tarihsel koşullara göre ilerlemeyi veya geri çekilmeyi savunmaktadır. Bu, militanlığın ilkelere bağlılık yönünde mi (tamamen siyasi katılık, çünkü ‘gerçeklik kusurludur’) yoksa pragmatizm yönünde mi (‘gerçekliğe müdahale etmek için her şey mubahtır’, ilkelere ihanet etmek dahil) bir eğilim gösterdiğiyle ilgilidir. Dördüncüsü, inşa edilecek ve/veya güçlendirilecek hareketlerin doğasıdır. Anarşist olmayanlarla koalisyonlar ve reformist veya anarşist olmayan sendikalar veya sosyal hareketlerle ittifaklar ve/veya bunlara katılım konusunda farklı pozisyonlar mevcuttur. Aynısı şu konularda da geçerlidir: kısa vadeli reformlar için mücadelelerin kabul edilmesi veya edilmemesi; asgari bir programın veya azami bir programın ifade edilmesi veya edilmemesi; mücadelelerde müzakere, uzlaşma veya arabuluculuğun kabul edilmesi veya edilmemesi ve kamuoyunun görüşlerine yönelik endişenin düzeyi. Beşinci tartışma konusu, devletle ilişkidir ve sendika komitelerinin veya temsilcilerinin seçimlerine katılıp katılmama ve devletten doğrudan veya dolaylı olarak kaynak alıp almamama konularını içerir. Son olarak, altıncı tartışma konusu, devrimci şiddet ile kitle hareketleri ve mücadeleler arasındaki ilişkidir; bazıları eşzamanlı girişimleri savunurken, diğerleri şiddetin kitlesel ve devrimci hareketlenmeler yaratabileceğine inanmaktadır.
Ulusötesi Çabalar
Duruma bağlı olarak, bu akımlar ve görüşlerle az çok bağlantılı olarak, son otuz yılda anarşistlerin ve sendikalistlerin ulusötesi çabaları dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır.
En önemli sendikalist kitle örgütleri arasında Uluslararası İşçi Birliği bulunmaktadır. Bu uluslararası örgüt, yıllar boyunca anarko-sendikalist ve devrimci sendikalistleri bir araya getirdi, ancak 2016 yılında zirveye ulaşan büyük krizler yaşadı. O yıl, IWA-AIT’nin işçi tabanının yüzde 80 ila 90’ını temsil eden en büyük üç örgüt, (Ulusal İşçi Konfederasyonu (CNT, İspanya), İtalyan İşçi Sendikası (USI) ve Özgür İşçi Sendikası (Freie Arbeiterinnen- und Arbeiter-Union, FAU, Almanya)) örgütten ihraç edildi. Bugün (2020) kalan örgütlerin çoğu Avrupa’da olmak üzere 1.000’den az üyesi bulunmaktadır. İhraç edilen örgütler, 2018 yılında diğer örgütlerle güçlerini birleştirerek Uluslararası İşçi Konfederasyonu’nu (ICL-CIT) kurdular. Bu örgütlerin çoğu Avrupa ve Amerika’da olmak üzere yaklaşık 10.000 üyesi bulunmaktadır. Bu örgütler arasında Dünya Sanayi İşçileri (IWW, ABD ve Kanada)[26] ve Arjantin Bölgesel İşçi Federasyonu (FORA) bulunmaktadır.[27]
Uluslararası sendikalist toplantılar, uluslararası durumu tartışmak ve enternasyonalizmi geliştirmek için bu örgütlerin önemli bir kısmını bir araya getirmektedir: 1999’da Amerika Birleşik Devletleri’nde (i99), 2002’de Almanya’da (i02) ve 2007’de Fransa’da (i07). CNT-Fransa (Vignoles) tarafından düzenlenen bu son toplantı, dünyanın dört bir yanından düzinelerce sendikayı bir araya getirdi; katılımcıların çoğu Afrika sendikalarından geliyordu. [28]
Heterojen spesifik örgütlerin en büyük temsilcisi, 1968’de kurulan ve çoğunlukla Avrupa’da bulunan, ancak Latin Amerika’ya yayılmaya çalışan Anarşist Federasyonlar Enternasyonali’dir (IAF). Onlar, muhtemelen bir düzine örgütte yaklaşık 2.000 üyeye sahipler. Bu akımın en önemli örgütleri arasında, tarihsel önemi nedeniyle İberya Anarşist Federasyonu (FAI) ve güncel önemi nedeniyle Arjantin Özgürlükçü Federasyonu (FLA), İtalyan Anarşist Federasyonu (FAI) ve Fransızca Konuşan Anarşist Federasyonu (FAF) bulunmaktadır.[29]
Homojen spesifik örgütlerin en büyük temsilcisi, çoğunlukla Avrupa ve Güney Amerika’da bulunan örgütlerin oluşturduğu, 2000 yılında kurulan çok dilli bir web sitesi olan Anarkismo.net ağıdır. Onlarca örgütte yaklaşık 1000 üyeye sahiptirler. Bu akımın en önemli örgütleri arasında, tarihsel önemi nedeniyle Uruguay Anarşist Federasyonu (FAU) ve güncel önemi nedeniyle Alternatif Libertaire (AL)/Liberter Komünist Birlik (UCL, Fransa), Anarşist Komünistler Federasyonu (FdCA)/Alternativa Libertaria (AL, İtalya), İşçi Dayanışma Hareketi (WSM, İrlanda), Brezilya Anarşist Koordinasyonu (CAB) ve ( Devrimci Anarşist Faaliyet (DAF, Türkiye)[30] ) bulunmaktadır.[31]
İsyancı grupların ve bireylerin en önemli temsilcileri Akdeniz’de, özellikle İtalya ve Yunanistan’da bulunmaktadır. Bunlar arasında, 2002-2003 yıllarında kurulan Gayri Resmi Anarşist Federasyon (Informal Anarchist Federation) bulunmaktadır. InformalAF, bir düzine kampanyanın parçası olarak siyasi, polis, askeri, cezaevi ve iş dünyası hedeflerine karşı kırk kadar saldırı (çoğunlukla bombalama) gerçekleştirmiştir. Zamanla, 2011 yılında diğer Avrupa ve Latin Amerika ülkelerine de yayılmış olan Ateş Hücreleri Komplosu ve Devrimci Mücadele gibi önemli Yunan gruplarını bir araya getiren Uluslararası Devrimci Cephe’nin oluşumuna zemin sağladılar.[32] Ayrıca, Londra merkezli ve uluslararası erişime sahip bir yayınevi olan Elephant Books’tan da bahsetmeliyim. Bu gruplar gizli olduğundan, boyutlarını bilmek zordur; ancak üye sayıları, homojen ve heterojen spesifik örgütlerden muhtemelen daha azdır.
Bahsedilen kuruluşların toplantı ve konferanslarının yanı sıra, teorik ve pratik amaçlarla, daha az ya da daha çok küresel nitelikte başka uluslararası toplantılar da düzenlenmiştir. Örneğin, İspanya’da Uluslararası Özgürlükçü Buluşma (1995), Anti-Otoriter İsyancı Enternasyonal Buluşması (İtalya, 2000), Anarşist Buluşmaları (Brezilya, 2002), Uluslararası Anarşist-Feminist Konferansı (İngiltere, 2014) ve Akdeniz Anarşist Buluşması (Tunus, 2015) düzenlendi. 2012 yılında İsviçre’de Saint-Maurice’de düzenlenen Uluslararası Anarşist Buluşması, (İngiltere, 2014) ve Akdeniz Anarşist Buluşması (Tunus, 2015) düzenlendi. 2012 yılında İsviçre’nin Saint-Imier kentinde düzenlenen Uluslararası Anarşist Buluşması, beş gün süren etkinlikler için dünyanın dört bir yanından binlerce insanı bir araya getirdi.
Yeni anti-otoriter ve özgürlükçü hareketler de ortaya çıktı. Bunların en büyüğü ve en etkili olanı, Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (Ejército Zapatista de Liberación Nacional, EZLN) tarafından yönetilen Meksika yerli silahlı hareketi idi. 1994 yılında neoliberalizmle olan mücadeleyle kamusal alana çıkan Zapatistalar, Chiapas’ta 300.000 nüfuslu 55 belediyeyi yönettiler ve anarşistler / sendikalistler için bile küresel bir referans noktası haline geldiler.[33] Meksika’daki (Öz Yönetimli Özgürlükçü Birlik ile Sevgi ve Öfke Devrimci Anarşist Federasyonu) ve diğer ülkelerdeki (örneğin İspanya’da Genel İşçi Konfederasyonu) anarşistlerin ve sendikalistlerin de bu deneyime küçük çaplı katkıları oldu.
Zapatistalar, küresel direniş hareketinin öncülüğünü yapan ve neoliberalizme karşı Küresel Eylem Günleri’ni koordine eden bir sosyal hareketler ağı olan Halkların Küresel Eylemi’ni (PGA) 1998 yılında kuran imzacıların arasındaydı. Bu hareket, “küresel pazarın insanlığı ve gezegeni yok etmesine karşı mücadele eden, yerel alternatifler ve halkların gücünü inşa eden herkes için küresel bir iletişim ve koordinasyon aracı” olmayı hedefler.[34] 1999’ten itibaren küresel çapta kitlesel eylemler düzenlendi; o yılın Kasım ayında Seattle’da düzenlenen eylem (“Seattle Savaşı”), harekete küresel görünürlük kazandırdı ve hareket 2oo2 yılına kadar ivmesini korudu. Eylemlerin çoğu Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da düzenlendi, ancak diğer kıtalarda da önemli ölçüde katılım oldu; anarşistler bu eylemlerde etkili oldular.[35]
1999 yılında, anarşistlerin kayda değer katkılarıyla, küresel bir haberleşme ağı olarak Bağımsız Medya Merkezi (Indymedia) kuruldu. Dünya çapında siteleri yönetiyordu (2002’de 90, 2006’da 150); açık erişim politikası – okuyucular kendi makalelerini ve yorumlarını yayınlayabiliyorlardı – ve en bilinen sosyal ağlardan önce geliştirilen çeşitli teknolojik araçlar, ana akım medyanın hegemonik söylemiyle kopuşa neden oldu ve toplumsal hareketlerin sesini duyurdu, ama aynı zamanda sonraki yıllardaki teknolojik gelişmelere öncülük etmesiyle yenilikçiydi.[36]
Ağların bir parçası olarak, genellikle ulusötesi bağlantıları olan, birbirlerini etkileyen ve iletişim halinde kalan yüzlerce veya binlerce kolektiften bahsetmek de önemlidir. Bu eğilimin en temsil edici örnekleri arasında, dünyanın dört bir yanındaki çeşitli Antifa (anti-faşist) kolektifleri bulunmaktadır. Bunların bazıları açıkça anarşisttir, bazıları ise daha geniş bir siyasi profile sahiptir. O yıllarda Antifa militan modelinin uluslararasılaşması çok önemliydi ve anarşistler bu konuda belirleyici bir rol oynadılar.[37] Benzer şekilde, siyasi tutukluları desteklemeye adanmış sayısız Anarşist Kara Haç (ABC) grubu vardı. Abolisyonist[38] bir bakış açısını benimseyen bu gruplar, tutuklularla iletişim halindeydiler, onları ziyaret ediyor, onlara siyasi yayınlar gönderiyor, fon topluyor ve dayanışma gösterileri düzenliyorlardı.[39] Akademik ve araştırma alanlarında, Kuzey Amerika Anarşist Çalışmaları Ağı (NAASN), Anarşist Çalışmaları Ağı (ASN) ve Anarşist Teori ve Tarih Enstitüsü (ITHA-IATH) gibi ağlar ve enstitüler gibi girişimler bulunmaktadır.
Sokak gösterilerinde kullanılan bir eylem taktiği olan ve ortak bir görsel kimlik (siyah maskeler ve giysiler) ile mülk tahribatı ve polisle çatışma gibi mücadeleci protesto biçimlerine dayanan sözüm ona Kara Blok da bahsetmeye değer. Kökenleri 1800’lü yıllarda Avrupa’ya dayanan bu hareket, 1990’lar ve 2000’lerde Küresel Adalet Hareketi’nin ardından uluslararası alanda yayılmış ve 2013 yılında Brezilya ve Mısır gibi farklı yerlerde ortaya çıkmıştır. Bu harekete katılanlar sadece anarşistler değildi, ancak [anarşistler] bu süreçte merkezi bir rol oynadılar.[40] Ayrıca, farklı ülkelerde anarşizmin büyümesinde kritik öneme sahip olan punk (çoğunlukla anarşist punk)[41] ile bağlantılı altkültür deneyimleri ve daha az ölçüde alternatif rock, hardcore, straight edge, skinhead, hip-hop, organize “ultras”/holiganlar ve benzeri gruplarla bağlantılı diğer deneyimler de mevcuttu.
Başarılar ve Gerilemeler
Ele alınan döneme, anarşistlerin, anarkosendikalistlerin ve devrimci sendikalistlerin başarıları ve gerilemeleri damgasını vurdu.[42]
Kitle Örgütleri ve Spesifik Örgütler
Sendikalizm en geniş deneyimini İspanya’da, ülkenin dördüncü en önemli sendikası olan Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) ile yaşadı. 1990’larda 10.000 üyeden 2020’de 100.000 üyeye ulaşarak, tüm İspanyol sendika üyelerinin neredeyse %3,5’ini kapsar hale geldi. Ayrıca, CGT, çeşitli sektörlerdeki milyonlarca işçiyi temsil eden 5.000 seçilmiş sendika delegesinden 7.000’e çıktı.[43]
IWW inisiyatifi de bu konuda önemlidir. Çok daha küçük bir sendika olmasına rağmen (birkaç bin üyeyle), büyük sendikaların pek ilgilenmediği perakende ve hizmet sektöründeki işçilere odaklanmasıyla ün kazandı. Fast- food zincirlerinde yürütülen kampanyalar bu konuda dikkat çekiciydi. Wobblies (IWW üyeleri) ayrıca ABD cezaevi-endüstri kompleksinde grevler düzenlemeleriyle de öne çıktılar.[44]
Nijerya’da, sendikalist Awareness League (AL) [Farkındalık Ligi], 1990’larda on beş eyalette 1.000 üyeye ulaştı ve ana mücadeleleri anti-militarizmdi.[45] Sierra Leone’de, 1988 ile 1990’ların başında, IWW’nin bir seksiyonu kuruldu ve bu, ülkedeki ilk sendikalist deneyim oldu; 1997’de, iç savaşa rağmen, 3.000’den fazla elmas madencisini örgütledi.[46]
Latin Amerika’da, Uruguay Anarşist Federasyonu, 1990’larda kıtada ortaya çıkan ve “especifismo” olarak adlandırılan akımın tanıtımı ve yaygınlaşmasında önemli bir rol oynadı; Brezilya Anarşist Koordinasyonu bu durumun en önemli sonucuydu. 2003 yılından bu yana, espesifistler, çeşitli ülkelerde düzenlenen on üç toplantıyla, sendikalar ve toplumsal hareketlerdeki mücadeleci ve bağımsız bir akımın ulusötesi ağını oluşturmuş olan Latin Amerika Özerk Halk Örgütleri Buluşması (ELAOPA) üzerinde çalışmışlardır.[47]
Dergiler, Kitaplar ve Diğer Medya
Amerika Birleşik Devletleri’nde anarşistler, kapsamlı propaganda çalışmaları (kitaplar, dergiler, posterler, videolar, podcast’ler ve sosyal ağlar) yapan CrimethInc adlı bir kolektif kurdular. Yeniden üretime uygun çok sayıda kaynak sağladı ve uluslararası alanda etki yarattı. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nde, AK Press ve PM Press gibi yayınevleri 1990 ile 2019 yılları arasında yüzlerce kitap yayımladı; bu yıllar boyunca 1960’larda kurulan Fifth Estate dergisi 62 sayı yayımladı ve Anarşist Araştırmalar Enstitüsü (IAS) dünya çapında 100’den fazla araştırma projesine fon sağladı; Riseup kolektifi, verileri depolamak ve militanlar arasında iletişim kurmak için güvenli teknolojik araçlar geliştirdi.[48]
Fransa’da Anarşist Federasyon propaganda çalışmalarıyla öne çıktı; bu yıllarda 1950’lerde kurulan Le Monde Libertaire (Özgür Dünya) adlı gazetesinin binlerce sayısını yayınladı. Federasyonun Paris’te faaliyetler için ortak bir alan olarak hizmet veren Publico kitapevi ve Les Editions du Monde Libertaire yayın evinin yanı sıra Radio Libertaire’de (Özgür Radyo, FM ve çevrimiçi) günlük programları da vardı.[49]
Kitlesel Gösteriler
Yunanistan’da anarşistler, 1989 ile 1995 yılları arasında büyük bir güç kazandılar ve Atina’da (Exarcheia) bir “anarşist mahalle” kurdular. Bu mahalle, kemer sıkma politikalarına karşı düzenlenen gösterilerde çok önemli bir rol oynadı. 2008 ayaklanmaları sırasında, bir ay boyunca yoğun protestolar, mülklerin tahrip edilmesi ve okulların ve üniversitelerin işgal edilmesiyle öne çıktılar ve 2010-2012 yıllarındaki radikal ayaklanmaların önünü açtılar.[50] Amerika Birleşik Devletleri’nde, anarşistler ve özgürlükçüler, New York’ta “Biz %99’uz” sloganıyla binlerce insanı harekete geçiren, sosyal eşitsizliği ve kapitalizmin finansallaşmasını sorgulayan Occupy Wall Street hareketinin ana organizatörleriydiler; bu hareket ulusal ve uluslararası düzeyde yaygınlaştı.[51]
Arjantin’de anarşistler, 2001’deki kitlesel protesto gösterilerinde (Argentinazo) yer aldılar ve Büyük Buenos Aires’teki çeşitli işsiz işçi hareketlerinin (piqueteros) ruhu oldular.[52] Şili’de, Özgürlükçü Öğrenciler Ağı (FEL) ile öğrenci hareketinde ve “Penguenler” (okul öğrencileri) Devrimi’ne (2006) ve 2019 dahil olmak üzere diğer bazı önemli hareketlere yaptıkları katkılarla öne çıktılar.[53] Meksika’da, 2006 yılında Oaxaca Komünü’ne katıldılar ve beş ay boyunca şehrin bir bölümünü işgal edip kontrol ettiler.[54] Brezilya’da ise, milyonlarca insanı ve Kara Blok’u sokaklara döken Haziran 2013 ulaşım protestolarında önemli bir rol oynadılar.[55]
Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya
Bir başka başarı da, daha az varlık gösterilen bölgelerdeki gelişmelerdi. Kuzey Afrika’da, Arap Baharı, feminist bir vurgu ile anarşizmin bölgeye geri dönüşünü işaret etti. Mısır’da, 2011 yılında Özgürlükçü Sosyalist Hareket kuruldu; 2013 yılında Kahire protestolarında Kara Blok dikkat çekti. Tunus’ta, Özgürlükçü Ortaklıklar grubu 2015 yılında Akdeniz Anarşistleri Toplantısı düzenledi.[56]
İsrail’de, 2003 ile 2008 yılları arasında, Duvara Karşı Anarşistler (AAW) Filistin davasını destekleyen yüzlerce gösteride yer aldı, Lübnan (2000) ve Gazze (2008) savaşlarına karşı çıktı.[57]Türkiye’de Devrimci Anarşist Faaliyet 2007’de kuruldu ve beş kolektifin birleşmesiyle önemli bir varlık kazandı.[58] Lübnan’da Özgürlükçü Komünist Alternatif ve daha yakın zamanda Kafeh hareketi gibi örgütler vardı. Daha yakın zamanda, Afganistan ve İran Anarşist Birliği kuruldu.[59]
Asya’da, 2010’larda iki önemli deneyim konsolide oldu. Bangladeş Anarşist Sendikalist Federasyonu (BASF), 2019’da 10 federasyon grubu ve 1.000 üyeye sahipti; bunların neredeyse yarısı kadındı.[60] Endonezya’da, yedi bölgede faaliyet gösteren bir ağ olan Bölgesel İşçi Kardeşliği (Persaudaraan Pekerja Regional, PPR) ve daha yeni kurulan Anarşist-Sendikalist İşçi Kardeşliği (Persaudaraan Pekerja Anarko Sindikalis, PPAS) vardı.[61]
Rojava Devrimi
2012 yılında Suriye’nin kuzeyinde, Arap Baharı’nın bir sonucu olarak başlayan ve bu dönemin en büyük anti-otoriter devrimci hareketi olan Rojava Devrimi ortaya çıktı. Bu devrim, kapitalizm, devlet ve ataerkilliğe karşı, özyönetimli bir ekonomi, tabandan demokrasi (devlet olmadan, komünler ve konseyler temelinde) ve kadınların özgürleşmesi ile ekolojik ve çok etnikli bir toplum inşa etme girişimidir. Sağlık, eğitim, çatışma çözümü ve savunma gibi konularda özgürlükçü çözümler sunmaktadır. Anarşistler, demokratik konfederalizm teorisi (Murray Bookchin’in çalışmaları aracılığıyla) ve Uluslararası Devrimci Halk Gerilla Güçleri (IRPGF, 2017-18) ve LGBT birimi Queer İsyan ve Kurtuluş Ordusu (TQILA) gibi anarşist gruplar aracılığıyla küçük bir etkiye sahiptir.[62]
Sınıf Mücadelesinin Ötesinde
Anarşist/sendikalist örgütlerin çoğu, resmi ve gayri resmi işçiler, ücretliler ve güvencesiz işçileri mobilize ederek sınıf temelli mücadelelere girişmiştir. Bu örgütlerin çoğu aynı zamanda ekoloji, ırkçılık karşıtlığı, emperyalizm karşıtlığı, feminizm vb. konularla da ilgilenmektedir. Aynı zamanda, diğer örgütler, kolektifler ve yakınlık grupları kendilerini tamamen bu konulara adamışlardır.
Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde Earth First(Önce Dünya), Earth Liberation Front (Dünya Özgürlük Cephesi) ve çevre mücadeleleri ve veganizmi teşvik eden hayvan hakları grupları gibi girişimler olmuştur; üyeleri arasında eski Kara Panterler’in de bulunduğu Anarchist People of Color (APOC) gibi hareketler, ırkçılıkla mücadeleye adanmışlardır. Kolombiya’da Alas de Xue kolektifi, Meksika’da ise Oaxaca-Ricardo Flores Magón Halk Yerli Konseyi (CIPO-RFM) ve Magonista Zapatista İttifakı (AMZ) kolektifi, yerli halkların ezilmesine karşı mücadeleyi öne çıkarmıştır.[63]
Birçok ülkede, anarşistler/sendikalistler Körfez, Afganistan ve Irak Savaşları sırasında ABD emperyalizmine karşı harekete geçti. İsrail’de AAW [Anarchists Against the Wall – Duvara Karşı Anarşistler], Filistin ulusal kurtuluş mücadelesine katkıda bulundu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da, BAWU (Bangladeş Anarşist Sendikalist Kadınlar Birliği), Bolivya’daki Mujeres Creando ve İrlanda’daki Devrimci Anarşist Feminist Grup (RAG) gibi diğer örneklerde olduğu gibi, feminist mücadelelerle açık bir ilişki vardı. Son ikisi ve İsveç’teki Fag Army gibi diğerleri de homofobi ve transfobiye karşı mücadeleleri destekledi.[64]
Kalıcılık, Düzenlilik ve Örgütlenme
Geri adımlara gelirsek; genel olarak anarşistler örgütsel çabalarının sürekliliğini sağlamakta zorluklar yaşadılar. En belirgin örnekler, 1880’lerin sonlarında ve 1900’lerin başında ilgili faaliyetleri ve çok sayıda üyesine rağmen, ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolan Nijerya AL ve Sierra Leone IWW’dir. Ancak bu durum, sayısız diğer sendikalist ve anarşist örgütte de yaşandı. Bu gerçeği, yürütülen çabalarla ilgili zorluklar da pekiştirdi. Muhtemelen en bilinen örnek, müdahalelerini küresel eylem günlerine odaklayarak günlük ve düzenli taban çalışmalarını yürütme kapasitesinin çok düşük olduğunu gösteren Küresel Adalet Hareketi’dir. Bir başka aksilik de örgütsel sorunlardı. Bana göre, örgütlenmeye karşı çabalar ve çeşitli örgütlerin çalışma biçimleri, çabaların sürekliliğini ve birikimi engellemekle kalmamış, aynı zamanda gerçeklik üzerinde yeterli etki yaratmayı da engellemiştir. Bu konuda örnek teşkil eden ülkeler, çok sayıda anarşiste sahip olmalarına rağmen, gerçekten kitlesel ve etkili örgütler kuramayan Amerika Birleşik Devletleri ve Yunanistan’dır.
Kapasite, Toplumsal Güç ve Etki
Bana öyle geliyor ki, söz konusu dönem, anarşistlerin ve sendikalistlerin kendilerini (potansiyel) gerçekleştirme kapasitelerinin, toplumdaki iktidar ilişkilerini şekillendiren güçlerin gerçek mücadelesine farklı durumlarda katılma becerisiyle, gerçek bir sosyal güce evrilmesi açısından önemli bir dönüşüm göstermiştir. Ancak, bu gücün etkisi genel olarak oldukça sınırlıydı. Birkaç istisna dışında, bu durum, tüm ülkelerdeki kitle örgütleri ve spesifik örgütlerde yaşanmıştır; bu örgütler, sayısız olay ve harekete katılmış olmalarına rağmen, yalnızca birkaç durumda en önemli politik güçler olmuşlardır. Büyümelerine rağmen, anarşistler ve sendikalistler, daha az geleneğin olduğu bölgelerde yaygınlaşmak ve gözle görülür bir şekilde büyümek için yaptıkları girişimlerde zorluklar yaşamışlardır.
Çözülmemiş İkilemler
Son olarak, benim anladığım kadarıyla, bahsedilen aksiliklere katkıda bulunan bazı çözülmemiş pratik ve teorik sorunlar var. Anarşistler ve sendikalistler, liberal ve diğer sosyalist akımlara yönelik eleştirilerine rağmen, belirli pozisyonlar arasında sağlam bir yol bulmakta zorluk yaşadılar.[65]
Bunlardan bazılarını saymak gerekirse: ilkecilik/sekterlik ile pragmatizm arasında, farklı durumlarda ilkecilik/sekterlik pozisyonlarının üstün gelmesi, büyümeyi ve gerçeklik üzerindeki etkiyi karmaşıklaştırması; sınıf ile diğer tahakküm biçimleri arasında, sınıf indirgemeciliği o kadar yaygın olmasa da, sosyal liberal kimlikçilik biçimleri belirli kesimlerde güçlü bir şekilde nüfuz etti; disiplin/bağlılık ile bağlılık içermeyen otonomi arasında, otoriter tutumlardan kaçınmaya çalışırken, kararlılık ve devrimci mücadelede etkinliği bir kenara bırakmak yaygın bir durumdu; demokratizm v. federalist öz yönetim arasında, insanlar genellikle kolektif kararları ifade etmek için gerekli olan taban delegasyonunu reddedip, herkesin her şey hakkında karar vermesi gerektiği (‘demokratizm’) ve tüm katılımcıların sadece kendilerini temsil ettiği fikrini ileri sürerler; teori v. pratik arasında, sadece pratik önemli ve tüm cevaplar pratikte bulunur diyen, önemli teorik düşünceleri reddeden pozisyonlar; taktik ve strateji, hem stratejik tartışmaların eksikliği hem de taktiklerin stratejilerle ikame edilmesi, hatta stratejik/taktik meselelerin ilke statüsüne yükseltilmesi; ve yıkım ve inşa, kapitalist veya devletçi önlemlere karşı protestolar ve diğer eylemlerde harekete geçme kapasitesi gösterilse de, kendi gündemlerini ve kapitalizm ve devlete karşı yapıcı alternatifleri geliştirme konusunda yetersiz kalınması.
Tarih ve Teori
Tüm dünyada anarşizm, anarşist sendikacılık ve devrimci sendikacılığın tarihine, klasik ve yeni yazınların çevirilerine ve çeşitli konulardaki teorik tartışmalara yeniden ilgi duyulmaya başlandı.
İngiltere’de kurulup daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınan Kate Sharpley Kütüphanesi, İsviçre’deki Uluslararası Anarşist Araştırma Merkezi (CIRA), Hollanda’daki Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü (IISH), Almanya’daki Bibliothek der Freien, Avusturya’daki Anarchistische Bibliothek gibi fiziksel arşivlerin yanı sıra Libcom, Anarchist Library ve Zabalaza Books gibi çevrimiçi veritabanlarından da bahsetmek önemlidir. ASN’nin uluslararası konferansları ve Anarchist Studies dergisi gibi çok sayıda enstitü ve araştırma ağı, dergi ve makale, akademik grup ve toplantı bulunmaktadır. Anarşist Kitap Fuarları (Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Birleşik Krallık, İrlanda, Hong Kong vb.); Jura Books (Avustralya), Freedom Press (Birleşik Krallık) ve Anarres (Arjantin) gibi yayınevleri; Rivista Anarchica (Anarşist Dergisi, İtalya) ve Ekintza Zuzena (Doğrudan Eylem, İspanya) gibi dergiler; El Libertario (Venezuela) ve Class War (İngiltere) gibi gazeteler; ve A-Infos gibi çevrimiçi haber kaynakları aracılığıyla çok sayıda fiziksel ve çevrimiçi propaganda yapılmaktadır.
Genel anlamda konuşursak, anarşistlerin ve sendikalistlerin sıklıkla ihmal edilen tarihsel rolü ve katkılarını kurtarma çabaları olmuştur. Bu süreçte, kolonyal ve postkolonyal dünyaya (sadece Kuzey Atlantik eksenine değil), tabana (sadece “büyük adamlara” değil) ve ayrıca beyaz olmayanlara, yerli halka, kadınlara ve LGBTQ+ bireylere özel önem verilmiştir. Sınıf, ekoloji, ırk/etnik köken, milliyet, cinsiyet ve cinsellik gibi konular, genellikle klasik anarşistlerin/sendikalistlerin katkıları başlangıç noktası olarak alınarak giderek daha fazla tartışılmaktadır. Aşağıda, elbette bu dönemin tüm üretimini temsil etmekten uzak olan bazı ilginç örnekler verilmiştir.
Çeşitli çalışmalar, salt ekonomik alanın ötesinde, üretim araçlarının mülkiyeti (sömürü) ile yönetim, kontrol ve zorlama araçlarının mülkiyeti (siyasi-bürokratik egemenlik ve fiziksel baskı) ve bilgi üretim ve yayma araçlarının mülkiyeti (kültürel-ideolojik hegamonya) arasında derin bir bağ kuran, iktidar kavramıyla iç içe geçmiş bir sınıf kavramı geliştirmiştir. Böylece, sadece iktidar olgusunu değil, aynı zamanda devletçi-kapitalist sistemde toplumsal sınıflar arasındaki çeşitli egemenlik biçimleri arasındaki ilişkiyi de araştırmaktadırlar.[66]
Diğerleri ekolojik konular üzerinde çalışarak, küresel çevre krizinin kritik bir açıklamasını ortaya koymuş ve çözümlerin geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. Derin ekoloji durumunda, antropocentrism [insan merkezci] ile bir kopuş vardır ve tüm hayvan ve bitkilerin, neredeyse hiç dokunulmamış bir doğal ortamda insanlıkla bir arada yaşama hakkına sahip olduğu kabul edilir. Sosyal ekoloji konusunda, çevre sorunlarının çoğunun köklerinin bu toplumda olduğu ve çevre krizinin, çağdaş kapitalizmin büyük bir dönüşümü ve insanın doğaya müdahalesine etik sınırlar getirilmesi olmadan çözülemeyeceği anlaşılmaktadır.[67]
Çeşitli yazarlar ırk, etnik köken ve milliyet ile ilgili konularda çalışmalar yapmıştır. Bazıları “siyahi anarşizmi”[68] veya “anarşist-yerli ittifakı”[69]kavramlarını savunmuş,diğerleriiseanarşizmi dekolonize etmenin yollarını önermiştir. [70] Bu alanda anarşistlerin/sendikalistlerin katkılarını yeniden keşfetmenin ötesinde, ırkçılığın kapitalizmin ve modern devletin ortaya çıkışı ile bağlantılı olduğu ve tarihsel olarak işçi sınıfını bölmek için nasıl kullanıldığına dikkat çekilmiştir. Ayrıca, emperyalizm, baskıcı ülkelerin egemen sınıfları tarafından ezilen ülkelerin tüm sınıflarını boyun eğdirmek için kullanılan bir araç olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu anlamda, yazarlar ırkçılık, emperyalizm ve yeni sömürgecilikle mücadelenin ancak sınıfsal, devlet karşıtı ve anti-kapitalist temellerde, yani milliyetçiliğe karşı çıkarak yürütülebileceğini savunmuşlardır.[71]
Kadınların ve LGBTQ+ bireylerin katkılarını vurgulayan, cinsiyet ve cinsellik üzerine anarşist yazılar, diğer entelektüel yaklaşımlarla (kesişimsellik, sınıfsal ve radikal feminizm, queer teorisi vb.) eleştirel bir diyalog içindedir. Bu yazılar, her türlü egemenliğe karşı olmasına rağmen kendi baskıcı uygulamalarını aşamayan anarşizm/sendikalizmi değil, aynı zamanda cinsiyet ve cinselliğe odaklanan dönüştürücü projeleri de eleştirmektedir. Bu yazılar, bu konular ile kapitalist ve devletçi sistem arasındaki ilişkiyi ve ayrıca sınıflar ve kimliklerle olan ilişkilerini incelemektedir.[72]
Bilanço ve Son Sözler
Anarşizm ve sendikalizm, 1990’lardan bu yana istikrarlı bir şekilde büyüdü ve artık önemli bir radikal güç olarak kabul edilebilir. Onlar [anarşistler ve sendikalistler] ne kadar mütevazı olursa olsun, yeni toplumsal hareketlerin taleplerine cevap verebilen, sosyal demokrasi ve otoriter sosyalizm/komünizme alternatifler sunan bir siyasi kültürü yeniden canlandırdılar. Bu canlanma, ortaya çıkan anti-otoriter direniş tarafından teşvik edildi ve bazı yerlerde, “ateşi söndürmeyen” ve yeni nesiller için bir referans noktası haline gelen aktif grupların ve kişilerin önceden varlığı sayesinde kolaylaştırıldı.
İlerlemeler ve gerilemeler, daha büyük veya daha küçük etkiler gibi bağlama bağlı olarak, anarşist/sendikalist örgütler uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde ağlar kurdular. Her makro bölge kendi dinamiklerine sahip olsa da, küresel bir varlık edindiler. Bazı istisnalar dışında, anarşizm ve sendikalizm kırsal ve gelişmekte olan ülkelere ve bölgelere göre kentsel ve gelişmiş ülkelerde ve bölgelerde daha fazla gelişme eğilimindeydi. Belli bir düzeyde demokrasi, okuryazarlık ve modern iletişim araçlarına (örneğin internet) erişim de önemliydi. Savaşlar, iletişim izolasyonu, aşırı yoksulluk ve otoriter rejimler (ister sol ister sağ olsun) onların gelişimini engelledi.
Genel olarak, bu dönemde anarşistlerin/sendikalistlerin rolünü kesinlikle küçümsememeli veya abartmamalıyız. Diğer ilerici güçlerle (sosyal demokratlar, Marksistler, milliyetçiler, otonomcular) karşılaştırıldığında, 1990 sonrası anarşistler ve sendikalistler azınlık bir güç olarak kaldılar. Mücadeleler, hareketler ve örgütler üzerinde küçük ama önemli bir etkiye sahiptiler. Hatta birkaç durumda güçlü veya çoğunluk bir etkiye de sahip oldular. Ancak genel olarak, egemen bir güç haline gelmediler.
Gerilemeler, yenilgiler ve sayısız sorunlar yaşandı. Ancak dikkate değer kazanımlar ve ilerlemeler de elde edildi. En önemlileri arasında, doğrudan demokrasi ve yataylık kavramlarının yaygınlaşması ve öncü partilere yönelik eleştiriler; daha geniş ölçekli hareketlere dahil olan feminist mücadelelerin güçlenmesi; geleneksel sendikalar tarafından tarihsel olarak ihmal edilen kesimlerin (örneğin göçmenler, güvencesiz işçiler ve cezaevi çalışanları) sendikalaşması ve özellikle iş, barınma, eğitim, sağlık ve genel olarak haklar alanında acil iyileştirmelere doğrudan katkı sağlanması sayılabilir.
Daha Fazla Okuma
- Graham, Robert, Anarşizm: Özgürlükçü Fikirlerin Belgesel Tarihi, cilt II I, Yeni Anarşizm, 1974– 2012 (Montreal ve New York: Black Rose, 2013).
- Hirsch, Steven ve Lucien van der Walt, ‘Son Düşünceler: Anarşist ve Sendikalist Yörüngelerin Değişimleri, 1çqo’dan Günümüze’, S. Hirsch ve L. van der Walt (der.), Sömürge ve Sömürge Sonrası Dünyada Anarşizm ve Sendikacılık, 1870–1940 (Leiden ve Boston: Brill, 2010), s. 395–412.
- Jun, Nathan (ed.), Brill’s Companion to Anarchism and Philosophy (Leiden ve Boston: Brill, 2018).
- Kinna, Ruth (ed.), Anarşizm için Continuum Companion (Londra ve New York: Continuum, 2012).
- Van der Walt, Lucien, ‘Geleceğe dönüş: yirmi birinci yüzyıl sol, işçi ve ulusal kurtuluş hareketleri için anarşist/sendikalist yaklaşımın yeniden canlanması, önemi ve yolu’, Journal of Contemporary African Studies 34, 3 (2016), s. 348–67.
[1] D. Graeber, “Yeni anarşistler”, New Left Review 2, 13 (Ocak-Şubat 2002), s. z1-73;
A. Grubacic, ‘Başka Bir Anarşizme Doğru’ (2003), https://zcomm.org/znetarticle/toward s- another-anarchism-by-andrej-grubacic, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; A. Grubacic ve
D. Graeber, “Anarşizm, ya da Yirmi Birinci Yüzyılın Devrimci Hareketi” (2oo4), https://theanarchistlibrary.org/library/andrej-grubacic-david-graeber-anarchism-or-the- revolutionary-movement-of-the-twenty-first-centu, son erişim tarihi 3 Mayıs 2o2o;
U. Gordon, ‘Anarchism reloaded’, Journal of Political Ideologies 12, 1 (Şubat 2007), s. 29–48; U. Gordon, Anarchy Alive! Anti-Authoritarian Politics from Practice to Theory (Londra: Pluto Press, 2008); T. Ibáñez, Anarquismo en movimiento. Anarquismo, neoanarquismo y postanarquismo (Buenos Aires: Anarres, 2014).
[2] David Graeber’in savunduğu gibi, konsensüs anarşist bir ilke değildir. Hem geçmişte hem de günümüzde, dünyanın her yerinde, konsensüs anarşistlerin ve sendikacıların karar alma mekanizmalarından sadece biri olmuştur; oylama prosedürleri (örneğin çoğunluk veya üçte iki) yaygın olarak kullanılmıştır ve hala da kullanılmaktadır.
[3] L. van der Walt, “Küresel anarşizm ve sendikacılık: teori, tarih, direniş”, Anarşist Çalışmalar 24, 1 (2016), s. 85–106.
[4] F. Corrêa, Bandeira negra. Rediscutindo o anarquismo (Curitiba: Prismas, 2015).
[5] S. Hirsch ve L. van der Walt, “Son Düşünceler: Anarşist ve Sendikalist Yörüngelerin Değişimleri, 1940’dan Günümüze”, S. Hirsch ve L. van der Walt (ed.), Sömürge ve Sömürge Sonrası Dünyada Anarşizm ve Sendikacılık, 1870–1940 (Leiden ve Boston: Brill, 2010), s. 395– 412.
[6] P. J. Taylor, “Hareketlerin krizi: işbirlikçi devlet”, Antipode 23, 2 (Nisan 1991), s. 214–28.
[7] A.g.e.; L. van der Walt, ‘Geleceğe dönüş: yirmi birinci yüzyıl sol, işçi ve ulusal kurtuluş hareketleri için anarşist/sendikalist yaklaşımın yeniden canlanması, önemi ve yolu’, Journal of Contemporary African Studies 34, 3 (2016), s. 348–67.
[8] N. Chomsky, İnsanlardan Önemli Kâr: Neoliberalizm ve Küresel Düzen (New York: Seven Stories, 1999).
[9] M.Chossudovsky, Yoksulluğun Küreselleşmesi ve Yeni Dünya Düzeni (Montreal ve Quebec: Global Research, 2003); D. Harvey, Neoliberalizmin Kısa Tarihi (Oxford: Oxford University Press, 2005); L. Dowbor, Verimsiz Sermayenin Çağı: Yeni Güç Mimarileri (Newcastle upon Tyne: Cambridge Scholars Publishing, 2019).
[10] M. Bray, ANTIFA: Anti-Faşist El Kitabı (New York ve Londra: Melville House, 2017).
[11] C.Tilly ve L. Wood, Sosyal Hareketler, 1768–2008 (Boulder ve Londra: Routledge, 2009); Harvey, Neoliberalizmin Kısa Tarihi; I. Ness (ed.), İşçi Örgütlenmesinin Yeni Biçimleri: Sınıf Mücadelesi Sendikacılığının Sendikalist ve Özerkçi Restorasyonu (Oakland, CA: PM Press, 2014).
[12] Tilly ve Wood, Sosyal Hareketler; Chomsky, İnsanlardan Önemli Olan Kâr.
[13] Van der Walt, “Geleceğe dönüş”.
[14] ICL-CIT, “Uluslararası Emek Konfederasyonu Tüzüğü” (2018), www.icl-cit.org/statutes, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[15] IWA-AIT, “Devrimci Sendikacılık Tüzüğü (IWA)” (2020), https://iwa-ait.org/content/statutes, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[16] FAF, ‘Principes de Base/Pacte Associatif de la Fédération Anarchiste’ (2016), https://federation-anarchiste.org/?g=FA_Principes_de_Base , son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[17] FAI, ‘Patto Associativo della Federazione Anarchica Italiana – FAI’ (tarih belirtilmemiş), http://feder azioneanarchica.org/archivio/patto.html, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[18] FAF, ‘Temel İlkeler’.
[20] 2o FAU, ‘Declaración de Principios de FAU’ (1993), http://federacionanarquistauruguaya.uy/declaracion-de-principios-de-fau, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[21] ZACF, ‘Constitution of the ZACF’ (2013), https://zabalaza.net/organise/constitution-of- the-zacf/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2o2o.
[22] FdCA, ‘Siyasi Örgüt’ (1985), www.fdca.it/fdcaen/organization/sdf/sdf_ po.htm, son erişim tarihi 3 Mayıs 2o2o.
[23] FAInformale, ‘Premier Communiqué de la FAI’ (2004), http://apa.online.free.fr/imprimer sans.php3?id_article=237&nom_site=Agence%2oPresse%2oAssociative%2o(APA)&url_si te=http://apa.online.free.fr, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[24] Killing King Abacus, Some Notes on Insurrectionary Anarchism (Santa Cruz, CA: KKA, 2007).
[25] Do or Die, ‘Insurrectionary Anarchy!’, Do or Die 1o (2003).
[26] 1990 ile 2019 yılları arasında, IWW uluslararası bir ağ haline gelmeye çalıştı. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın yanı sıra, Birleşik Krallık, Almanya, Finlandiya, İzlanda, Rusya, Polonya, Sierra Leone, Uganda, Avustralya ve Yeni Zelanda’da da küçük konfederasyonları vardı. Bkz. F. Thompson ve J. Bekken, The Industrial Workers of the World: Its First 1oo Years (Cincinnati: IWW, 2006).
[27] L. Akai, ‘Why Do We Need a Third International?’ (2016), https://theanarchistlibrary.org/library/laure-akai-why-do-we-need-a-third-international, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020;
[28] CNT-F, ‘Conférences Internationales Syndicales – io7’ (2007), www.anarkismo.net/article/yq3q, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[29] Bkz. https://i-f-a.org/members, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[30] (Ç.n.) Yazıda ifade edilenin aksine, Türkiye’de 2021 yılına kadar varlığını sürdüren Devrimi Anarşist Faaliyet (DAF), Platformist/Espesifist bir örgütlenme değildi. Kendilerini bu şekilde tanımlamadıkları gibi; teorik, stratejik ve taktiksel birliğe sahip, kolektif sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu bir örgütlenme anlayışları da yoktu. Ayrıca tanımlanmış örgütsel mekanizmalara da sahip değillerdi. Yapısız ve net ilkelerden yoksun olmasının da etkisiyle DAF içinde tanımsız liderler ortaya çıkmış; nihayetinde 2021 yılının Kasım ayında, örgütün adı konulmamış “lideri” konumundaki kişiler tarafından örgüt içindeki çok sayıda bireye yönelik gerçekleştirilen şiddet, taciz ve istismarlarla ilgili ifşalar neticesinde DAF kendini feshetmiştir.
Bkn. https://www.yeryuzupostasi.org/2021/11/04/devrimci-anarsist-federasyon-ile-ilgili-ifsalar-hakkinda/
[31] Bkz. http://anarkismo.net/about_us, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020
[32] FAInformale, ‘Quattro Anni .. . Documento Incontro FAI a q Anni dalla Nascita’ (2ooz), www.sebbenchesiamodonne.it/quattro-anni-dicembre-2ooz-documento-incontro-federazione-anarchica-informale-a-q-anni-dalla-nascita, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; FAInformale/FRI, ‘Non Dite che Siamo Pochi’ (2011), www.sebbenchesiamodonne.it/non-dite-che-siamo-pochi/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[33] EZLN, Ya Basta! Zapatista Ayaklanmasının On Yılı (Oakland, CA: AK Press, 2004); J. Vidal, ‘Meksika’nın Zapatista İsyancıları, 24 Yıl Sonra Dağ Kalelerinde Direnmeye Devam Ediyor’,
[34] PGA, ‘PGA Bülteni, num. o’ (1997), www.nadir.org/nadir/initiativ/agp/en/pgainfos/bulletino.htm, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020
[35] N. Ludd, Urgência das ruas. Black Bloc, Reclaim the Streets e os Dias de Ação Global (São Paulo: Conrad, 2002); B. Epstein, ‘Anarchism and the anti-globalization movement’, Monthly Review 53, 4 (Eylül 2001), s. 1–14; Gordon, Anarchy Alive!
[36] E. Giraud, “Radikal katılımcı çevrimiçi medya gerçekten “başarısız” mı oldu? Indymedia ve mirası”, Convergence: Yeni Medya Teknolojileri Uluslararası Araştırma Dergisi 2o, 4 (2014), s. 419–37.
[37] Bray, ANTIFA.
[38] (Ç.n.) Abolisyon kelimesinin anlamı bir uygulamanın tamamıyla ortadan kaldırılmasıdır; tarihsel olarak bu kelime köleliğin kaldırılması manasını kazanmıştır. Bu sebeple, köleliğe karşı çıkan hareketler kendilerini birkaç yüzyıldır abolisyonist olarak adlandırmaktadır.
[39] ABC, ‘Anarşist Kara Haç Grubu Kurmak: Bir Kılavuz’ (2018), https://theanarchistlibrary.org/library/anarchist-black-cross-starting-an-anarchist-black-cross-group-a-guide, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[40] F. Dupuis-Déri, Kara Bloklardan Kim Korkar? Dünyada Eylem Halindeki Anarşi (Oakland, CA: PM Press, 2014).
[41] J. Donaghey, “Bakunin marka votka: anarşist-punk ve punk-anarşizmi üzerine bir araştırma”, Kültürel Çalışmalarda Anarşist Gelişmeler 1 (2013), s. 138–7o.
[42] Bu başarılar ve olaylar hakkında daha kapsamlı ve ayrıntılı bilgi için, diğer bibliyografik kaynakların yanı sıra, https://ithanarquista.wordpress.com/contemporary-anarchism adresinde çeşitli dillerde daha kapsamlı kaynak referansları içeren bir dosya bulabilirsiniz. Ayrıca “Daha Fazla Okuma” bölümüne de bakabilirsiniz.
[43] José Maria Olaizola (eski CGT genel sekreteri), röportaj, Felipe Corrêa, Madrid, Haziran 2020; Sandra Iriarte Massoulard (mevcut CGT uluslararası ilişkiler sekreteri), röportaj, Felipe Corrêa, Madrid, Ağustos 2020.
[44] Thompson ve Bekken, The Industrial Workers of the World, s. 209–37.
[45] S. Mbah ve I. E. Igariwey, Afrika Anarşizmi: Afrika Kıtasında Anarşizmin Teorisi ve Uygulaması Üzerine Bir Araştırma (Cape Town: Bolo’bolo, 2014), s. 64–6.
[46] IWW Sierra Leone, ‘Mektuplar’ (1997),www.struggle.ws/africa/west.html, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[47] FAG, FAG 2o anos. A enraizar anarquismo com luta e organização (Porto Alegre: Deriva, 2015).
[48] Bkz. https://pt.crimethinc.com/about, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; www.akpress.org/ab out.html, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; https://blog.pmpress.org/about/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; www.fifthestate.org, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; https://anarchiststudies.org
[49] Bkz. https://federation-anarchiste.org, last accessed 3 May 2020.
[50] R. Vasilaki, ‘“Biz geleceğin bir görüntüsüyüz”: Atina 2oo8 ayaklanmalarını geriye dönük olarak okumak’, Acta Scientiarum, Eğitim 39, 2 (Nisan–Haziran 2017), s. 153–61.
[51] M. Bray, Anarşiyi Çevirmek: Occupy Wall Street’in Anarşizmi (Winchester, Birleşik Krallık ve Washington, DC: Zero Books, 2013), s. 4
[52] N. Diaz, Piquetero Hareketi’nde Anarşizm (Neuquén: Kuruf, 2019).
[53] Scott Nappalos, ‘Entrevista con Felipe Ramírez, del FEL de Chile’ (2012), www.anarkismo.net/article/2q1qy, son erişim tarihi 3 Mayıs 2o2o; Pablo Abufom, ‘Los Seis Meses que Transformaron Chile’ (2020), www.anarkismo.net/article/31771, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020
[54] Sérgio Sánchez, ‘Anarquía y Corrientes Libertarias en el Movimiento Insurreccional Oaxaqueño’ (2007), https://kaosenlared.net/anarqu-a-y-corrientes-libertarias-en-el- movimiento-insurreccional-oaxaque-o/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[55] W. de Moraes, 2013. Revolta dos governados (Rio de Janeiro: WSM, 2018).
[56] L. Galián, ‘Meydanlar, İşgal Hareketleri ve Arap Devrimleri’, C. Levy ve M. Adams (eds.), The Palgrave Handbook of Anarchism (Londra: Palgrave Macmillan, 2019), s. 715–32.
[57] U. Gordon ve O. Grietzer (ed.), Duvara Karşı Anarşistler: Filistin Halk Mücadelesine Doğrudan Eylem ve Dayanışma (Oakland, CA: AK Press, 2013), s. 5–38.
[58] CW, ‘Türkiye ve Kürdistan’da Özerklik İnşası: Devrimci Anarşist Faaliyet ile Röportaj’ (2015), www.opendemocracy.net/en/north-africa-west-asia/build ing-autonomy-in- turkey-and-kurdistan-interview-with-revolutionar/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020
[59] Enough Is Enough 14, ‘Lübnan’daki Anarşist Hareket #Kafeh ile Röportaj’ (2020), https://enoughisenough1q.org/2o2o/o2/o7/interview-with-kafeh-anarchist-movement-i n- lebanon/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; A Las Barricadas, ‘Afganistan ve İran Anarşist Birliği ile Röportaj’ (tarih belirtilmemiş), https://enoughisenough1q.org/2o18/oz/1y/a-las-barri cadas-interview-with-the-anarchist-union-of-afghanistan-iran, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[60] BASF, ‘BASF ile Soru ve Cevaplar’ (2018), https://bangladeshasf.com/question-answers- with-basf/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[61] V. Damier ve K. Limanov, “Endonezya’da Anarşizm” (2017), https://libcom.org/library/ short- essay-about-history-anarchism-indonesia, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; V. Damier ve K. Limanov, ‘Malaya/Singapur/Malezya’da Anarşizmin Tarihi’ (2017), https://libcom.org/library/history-anarchism-malaya-singapore-malaysia, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[62] Editorial Descontrol (ed.), La Revolución Ignorada. Liberación de la mujer, democracia directa, y pluralismo radical en oriente medio (Barselona: Descontrol, 2016).
[63] Bkz. http://www.earthfirst.org, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; www.originalelf.com/earth lib.htm, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; www.coloursofresistance.org/tag/anarchist-people-of-color, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; https://ithanarquista.files.wordpress.com/2o2o/o8/ alasdexue.pdf, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; www.nodoyo.org/cipo, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; https://zapateando2.wordpress.com/2ooz/12/1q/la alianza-magonista-zapatista-se- deslinda-del-cipo-rfm/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[64] Gordon ve Grietzer (editörler), Anarchists Against the Wall, s. 5–38; BASF, ‘Soru ve Cevaplar’; http://mujerescreando.org, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; http://ragdublin.blogspot.com, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; https://blog.shops-net.com/2z72çqz1/1/que er-anarchism.html, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[65] J. A. G. Danton, Problemas e possibilidades do anarquismo (São Paulo: Faísca, 2011); F. Corrêa, ‘Balanço crítico acerca da Ação Global dos Povos’, H. Parra ve diğerleri (der.), Movimentos em marcha (São Paulo: Independente, 2013), s. 215–19, 227–31, 247–55, 257–67, 269–75, 289–302.
[66] A. Errandonea, Sociologia de la dominación (Montevideo ve Buenos Aires: Nordan ve Tupac, 1989); CAB, ‘Nossa concepção de poder popular’, Socialismo Libertário 1, 2012; CAB, ‘Capitalismo, estado, luta de classes e violência’, Socialismo Libertário q, 2020.
[67] M. Bookchin ve diğerleri, Derin Ekoloji ve Anarşizm: Bir Polemik (Londra: Freedom Press, 1997); M. Bookchin, ‘Sosyal Ekoloji Nedir?’ (1993), https://theanarchistlibrary.org/l ibrary/murray-bookchin-what-is-social-ecology-1, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020
[68] L. K. Ervin, ‘Anarşizm ve Kara Devrim’ (1993), https://theanarchistlibrary.org/libr ary/lorenzo- kom-boa-ervin-anarchism-and-the-black-revolution, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020.
[69] Alas de Xue, ‘Anarşist-Yerli İttifakı’, Protesta! 3, 2006.
[70] M. Ramnath, Decolonizing Anarchism (Oakland, CA: AK Press, 2011).
[71] ZACF, ‘Irkçılıkla Mücadele ve Irkçılığı Yenmek’ (2010), https://zabalaza.net/2o1o/11/28/fight ing-and-defeating-racism-zacf/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020; ZACF, ‘Anti-Emperyalizm ve Ulusal Kurtuluş’ (2010), https://zabalaza.net/2o1o/11/28/anti-imperialism-and-national-liberation-zacf/, son erişim tarihi 3 Mayıs 2020
[72] Dark Star (ed.), Quiet Rumors: An Anarcha-Feminist Reader (Oakland, CA: AK Press, 2002); C. B. Darring et al., Queering Anarchism: Addressing and Undressing Power and Desire (Oakland, CA: AK Press, 2012).
Çeviri: Yeryüzü Postası
Kaynak: The Cambridge History of Socialism Volume 1


Bir yanıt yazın