Anasayfa / Haberler / Bangladeş Anarko-Sendikalist Federasyonu (BASF) ile söyleşi

Bangladeş Anarko-Sendikalist Federasyonu (BASF) ile söyleşi

Love and Rage kolektifinin Bangladesh Anarcho-Syndicalist Federation -BASF ile Ocak 2019’da yaptığı söyleşi.

Bangladeş’te anarko-sendikalist bir hareket olduğuna dair hiçbir şey bilmiyoruz. Her şeyin nasıl başladığını bize anlatabilir misiniz? Geçmişten gelen anarşist gelenekler ya da bir sendika hareketi var mıydı? Başka ülkelerdeki örgütlenmelerle bağlantılar var mıydı?

Bangladeş’teki anarşist işçi hareketinin beş yıldan az bir geçmişi var ve bu hareket başarısız olmuş Marksizm-Leninizmin küllerinden doğdu. Bangladeş’in tarihinde Marksizm-Leninizmin hegemonyayı elinde tuttuğu geçmiş dönemi anımsıyorum. Marx, Engels, Lenin, Stalin, Mao Zedung ve Troçki’nin düşüncelerine dair derin bir inanç ve tutku duyulan zamanlardı.

Anladığım kadarıyla hareket içerisinde hiç kimse anarşizmi bir siyasal ideoloji olarak bilmiyordu ve sonraki on yıllarda da bilmelerine imkân yoktu. Marksist önderlerin asılı duran portrelerine büyük saygı gösteriyor, onların fikirlerini dair tartışmaları kendi gündelik hayatlarımıza entegre ediyorduk. Yaşam gayemiz sosyalist devrimci olmaktı. Daha iyi bir dünyaya dair inançlarımıza tutukluyla bağlıydık ve bu uğurda üstümüzü başımızı kitaplara, yediğimiz içtiğimizi de kağıtlara feda ettik.

Benim kuşağım sosyalizmi öğrenmekten kitlesel bir sosyalist hareketin yaratılmasına yardımcı olmaya geçtiğinde sosyalist hareket Bangladeş’te hali hazırda aktifti. Bizler başkent Dhaka’da Sovyet yanlısı yayınların dağıtımına yardımcı olduk, öğrenci örgütlenmelerine katıldık ve röportajlar yaptık. Sosyalizmi fabrikalardan tarlalara değin insanlara ve işçilere anlattık. Bilim ve ifade özgürlüğünü bu yolda rehber edindik ve düşüncelerimizi başkalarına dayatmadan yaydık. Fakat bu çabalarımız esnasında kamusal anlamda reddedilme ve ölümle karşı karşıya kaldık.

Müslümanların çoğunluk olduğu alanlarda pek çok kişi bizi ateist ve günahkâr olarak suçladı. İhbar etmekle yetinilmediği yerlerde ise pek çoğumuzu öldürüldü. Bizim mücadelemiz katliamların tarihi olagelmiştir. Pek çok arkadaşımızı kaybettik. Baskıcı aygıtların işkencelerine ve cinayetlere rağmen bizler devrim rüyasına bağlı kalarak yolumuza devam ettik ve adımlarımızı devrime doğru atmayı sürdürdük. Çalışmalarımızı şehir ve köylerdeki sosyalist örgütlenmelerin ve destekçilerin sayısını arttırdı. Bu unsurların amaçladığı şey baskının tiranlığına, ülkedeki askeri diktatörlüğe ve emperyalizme karşı savaşmaktı.

1980’e değin Sovyetler Birliği ve Çin’in otoriter doğası ve çelişkilerine dair pek bir şey duymamız mümkün değildi. “Bilimsel” sosyalizmin yanlış olabileceğini gerçeğine inanmadık. Bunun yerine tüm bunların emperyalist ve CIA propagandası olduğuna inandık. Buna müteakip Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Lenin heykelinin yıkılışı hepimizi derinden sarstı. Doğu bloğuyla birlikte dünyadaki sosyalist ülkeler değişti. Sosyalizm kisvesi altında devam etmekten bile uzaklaştılar ve açıktan kapitalist yeniden yapılandırmaya kucak açtılar.

Bu durum hareketimizin fikirlerinde muazzam bir şok yarattı. Marksizmin temel metinlerini tekrar tekrar yeniden okuduk. Fakat bu okumaların hiçbiri “sosyalizmin” iflasını daha iyi anlamamıza yardımcı olmadı.

Her nasılsa Marksizm-Leninizmi eleştiren devrimcilere ilgi duymaya başladık. Bu durum bizleri, Mikhail Bakununi William Godwin, PJ Proudhon, Peter Kropotkin, Emma Goldman, Errci Malatesta, Alexander Berkman, Max Stirner, Elisee Reclus ve Noam Chomsky gibi pek çok anarşistin çalışmalarını okumaya sevk etti

Bu metinler ne [Bangladeş’te] yayınlanmış ne de Bengalce’ye çevrilmişti. Dolayısıyla internette yabancı dillerde bulunan anarşist metinleri okuma vasıtasıyla öğrendik.

Eskiden Marksist olan pek çoğumuz, 2012 itibariyle internet üzerinden yaptığımız okumalar neticesinde anarko-sendikalizme dair netleşmiş bir fikir edinmiş olduk.

Zira ben, 2000 yılından beri çay toplayıcılarının mücadelesinde yer alıyordum ve anarko-sendikalist pratikleri ilk defa çay toplayıcıları arasından edindiğimiz yakın ve politik arkadaşlarımıza Çay Toplayıcıları Konseyi’nin gelişmesi üzerinden tanıttık. Bu konsey herhangi bir doktrin ya da partinin ismini taşımıyordu. Çünkü eski, otoriter yöntemler varlığını sürdürüyordu ve anarşizmin açıktan dile getirmek ve anarşist ilkeler etrafında yeniden bir araya gelmek zaruriydi.

Bunun neticesinde 1 Mayıs 2014’de çok sayıda militan anarko-sendikalizm ilkelerine bağı 23 tane komite oluşturdular. Bu komite, günümüzde Bangladeş’te altmışın üzerinde yerelde faaliyet gösteren anarko-sendikalist örgütlenmelerin gelişmesini teşvik etti.

Şimdilerde örgütlenmemizi geliştirmek için Avustralya Anarşist-Sendikalist Federasyonu’ndan yardım alıyoruz. Onların yardımıyla aynı zamanda IWA-AIT [Uluslararası Emekçiler Birliği- Asociación Internacional de los Trabajadores]’ne üye olmaya çalışıyoruz.

Dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizden dayanışma bekliyoruz. Herkesle birlikte çalışmak istiyoruz.

Neden anarko-sendikalizmin Bangladeş’te yaşamınız için iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsunuz?

Bana göre kapitalizm, işçi sınıfının tabiiyeti ve sömürüsü üzerine kurulu. İşçiler baskı altında çünkü zorlayıcı bir işletme rejimi altında çalışmaya mecbur bırakılıyorlar ve de kendi yetenekleri ve kendi işlerini kontrol etme hakları yok sayılıyor.

İşçi sınıfının kendisini bu durumdan kurtarabilmesi için bir stratejiye ihtiyacı var. Bu strateji işleyebilir olmalı ve kurtuluşu gerçekleştirme şansının nasıl mümkün olduğu gösterebilmeli. Yani stratejinin amaç ya da hedef ile iyi “uyuşması” gerekiyor. Eğer kitleler kapitalizmin yerine sosyalizmin herhangi bir biçimini geçirmek için savaşıyorsa, sonunda yeni bir patron sınıfı tarafından yönetilen yeni bir baskı biçiminin oluşması için mücadele etmeye değmez. Dolayısıyla stratejimizin bizleri, kitlelerin gerçek anlamda toplumun kontrolünü ele geçirdiği ve de işçilerin çalıştıkları yerleri kontrol ettikleri bir sosyalizm biçimine nasıl götürebileceğini düşünmemiz gerekiyor.

Anarko-sendikalizmin avantajı, görüldüğü üzere, yeni bir yönetici sınıfının oluşmadığı ve işçilerin kontrolü ele aldığı bir sosyalizm biçiminin yaratılması yolunda in iyi seçenek olmasından geliyor.

Anarko-sendikalist strateji kendi üyeleri tarafından kontrol edilen sendikaların ve işçi sınıfı arasında daha geniş dayanışmaların kurulması anlamına geliyor. Buradaki fikir dar anlamda salt iş verenle birey düzeyinde verilen mücadeleye odaklanmak değil, sistemin değişmesi için mücadele etme kapasitesine sahip olan ve diğer toplumsal hareketlerle ittifak halinde çalışabilecek bir işçi hareketi oluşturmak. Bu da demek oluyor ki işçiler değişik kesimlerle ve ezilen gruplarla dayanışma örmek durumundalar. Ancak böylesi bir işçi hareketi toplumsal yapıdaki temel değişim için zorlayan bir güç haline gelebilir. Üyelerinin kontrolündeki sendikalar kurmak endüstrilerin işçiler tarafından yönetmesinin habercisidir.

Diğer sosyalist stratejilerdeki sorun ya günümüz toplumunun ötesine geçebilecek gibi görünmemeleri (seçim yoluyla sosyalizme geçiş ve kooperatifçilikte olduğu gibi) veyahut iktidarı devlet liderlerinin eline teslim ederek neticeye bağlamaları ve yeni bir bürokratik patron sınıfı yaratmaya teşne oluşlarıdır. Buna karşın anarko-sendikalizm, iktidarın bürokratik devlet aygıtının elinde toplanmasının önüne geçerek yeni bir bürokratik patron sınıfının yaratılmasına engel olma temelinde kurulmuştur.

Kaç tane grup, hangi endüstrilerde/ iş yerlerinde insanları örgütlüyor? Hangi şehirlerde bunlar var?

Bangladeş Anarko-Sendikalist Federasyon (BASF) çeşitli endüstrilerde işçileri en alt düzeyde örgütlüyor. BASF üyesi işçiler çay tarlasında gıdaların işlenmesine, çekçek yapımından seramiğe, inşaattan ulaşıma, bakım onarım işlerinden konut/fabrika güvenliğine, liman işçilerinden çöpçülere, satış görevlileri ve sebze meyve tezgahtarlardan metal işçilerine kadar çeşitli sektörlerden geliyorlar.

BASF hali hazırda değişik yerlerde altmış civarında grubu örgütlemiş, yüzde 45’ini kadınların oluşturduğu 1,600’ün üzerinde üyeye sahip ve sadece çalışanların üye olabileceği bir örgüttür.

En büyük ve en önemli endüstri sektörlerinin bazılarında çalışan işçilerin bile gelirleri aşırı düşük. Misal, işlenmiş gıda sektöründe çalışan kadınlar 8 saatlik bir iş gününün sonunda 45 Taka (0.45 $) kazanıyorlar. Seramik işçileri günlük 55 Taka (0.66 $) alıyor. Dahası fabrikaların doğru düzgün bir havalandırma ve serinletme sistemi yok ve de müdürler çalışanlara kötü davranıyorlar. BASF, sektörel birlikler vasıtasıyla daha yüksek gelir, ücretli tatil ve daha düzgün çalışma koşulları talebi üzerinden işçileri örgütlüyor. Sektörel birlikler (shomiti) BASF’nin belirli ihtiyaçlara temelinde mücadeleyi şekillendirmesine ve sektörel özerkliğin korunmasına imkân sağlıyor. Her bir sektörel birliğin bir sekreteri ve saymanı var, ve sekreter BASF’nin federasyon düzeyindeki karar alma süreçlerinde delege olarak yer alıyor. BASF’nin öğrenci birliği herkes için parasız eğitim taleplerini geliştirme için çalışırken, çay toplayıcıları birliği de toprak kullanıma dair taleplerin yanı sıra ücretlerin ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi taleplerini büyütüyor. Patriyarka gündelik yaşamın her yanına sirayet ediyor ve örneğin, birlik toplantılarındaki erkek varlığı kadınların çekinmeden konuşmalarına engel oluşturduğunda örgütlenme önünde engel oluşturuyor. Bu durum çay toplayıcıları arasında daha az yaşanıyor zira erkekler ve kadınlar tarlalarda birlikte çalışıyorlar. Kadın katılımındaki düşüklüğe karşı BASF ayrı bir anarko-sendikalist kadın federasyonunun inşası için çaba gösterdi.

BASF bağımsız çalışan bir örgütlenme ve henüz daha büyük bir anarşist örgütle bağlantılı değil. BASF kapitalizmi dünya çapında bir olgu olarak nitelendirir ve yerelleri aşan küresel düzeyde bir dayanışmasının öneminin vurgulanması gerekir. Lakin, böylesi bir enternasyonalizm ulus ölçeğinde bir örgütlenmeyi gerektirir- BASF’nin önündeki başlıca sorunlardan bir tanesi. Bangladeş’te resmi kayıtlı bir örgüt olmaksızın örgütlendiğinizde beş yıl hapis cezasına çarptırılabiliyorsunuz. BASF şu anda bundan korunmak için tescil evraklarına sahip lakin örgüt, kayıtlı olmasına rağmen örgütlenmek için yerel polisten izin almıyor. Anarşizm halen yerel iktidar sahipleri arasında şüphe uyandırıyor. BASF küresel kuzeyden anarşist ortakları arasındaki emperyalist/sömürgeci eğilimlere karşı ihtiyatlı davranıyor.

BASF Bangladeş kültüründe yerleşik olan baskıcılığı alaşağı etme mücadelesine odaklanıyor. Baskı, partnerler arasındaki özel ilişkilerden molla-mürit ilişkisine, öğrenci-öğretmen ilişkisinden bakan-yurttaş ilişkisine kadar toplumun her kesiminde doğallaştırılmış vaziyette. Otoriteye olanların durumu sorgulanmıyor ve kendi sadist dürtülerini tatbik etmelerine tümüyle olanak sağlanıyor. Öğrenci üyelerimiz, üniversitelerde üst sınıflardan öğrencilerin alt sınıftan olanları cinsel işkence yaptığı yerlerde “zorbalığın” yaygınlığından söz ediyorlar. BASF üyeleri üniversitelerdeki varlığı geniş ölçüde kabul edilen cinsel işkenceye karşı protesto düzenlediklerinde, binlerce insan üst sınıflarında otoritesini sorguladıkları için üyelerimize tepki gösterdiler.

İnsanlar siyaseti, hiyerarşik bürokrasilere egemen olan partizan siyaseti olarak düşünmeye alışmışlar. Örgütümüze (BASF) katılmaları için insanlarla konuştuğumuz anda hemen akıllarına başkan, sekreter vs. olmak geliyor. Bu konumları elde edemediklerinde ise ilgilerini kaybedip ayrılıyorlar.

Üyemiz olan işçiler BASF etkinliklerine katıldıklarında çalışma saatlerinde feragat ediyorlar. Bu işçiler zar zor geçiniyor ve çalışmadıkları günlerde yemek masraflarını karşılayamıyorlar. BASF birlik üyelerini uzun konferanslara ve toplantılarda bir araya getirmek için yeterli kaynağa (yemekten eşyalara) sahip değil. BASF çatısı altında 60 birlik var ve ilgi duyan insanlardan mektuplar alıyoruz fakat bunların hepsini bünyemize almamız ya da Bangladeş’in farklı yerlerinde örgütlenmemize ilgi duyan insanlarla tanışmamız bile mümkün değil.

Örgütün bir ofisi, kütüphanesi ya da ortak bir mekânı yok. Bilgisayarlara, orijinal ve çeviri yayınlara ve halk eğitimi projelerini yürütebilecek insanlara ihtiyacımız var.

Kaynaklardaki yetersizliğe rağmen BASF’nin sektörel birlikleri (shomitis) üyeleri arasında kolektif bir “biz duygusu” yaratabildi, ücretlerin artırılması için uğraştı ve bu sektörlerde karşılıkla yardımlaşma pratiklerini hayata geçirmek için çalıştı. BASF üyeleri dışarıdan herhangi bir yardım almadan diğer üyelerin evlerinin yeniden inşası için hep birlikte çalıştılar. Acil durumlarda ya da düğün gibi aile etkinliklerinde üyeler bir araya gelip kaynaklarını birleştirerek birbirlerine destek oluyorlar.

BASF diğer anarşist örgütlenmeleri ve federasyonları, Bengalce okurların erişimine açık bir literatürün oluşturulması için çeviri yapmaya çağırıyor. Bugünlerde internet üzerinden okuma yapan çok sayıda insan var ve bu insanlara ancak daha çok sayıda Bengalce anarşist metne sahip olursak ulaşabiliriz. Şu andan itibaren Bengalce yazmamız gerekiyor.

Anarko-sendikalizm Avrupa’daki işçi hareketleri arasında eski ama halen taze bir fikir. Bangladeş’teki durum- sanırım- daha farklı. Anarko-sendikalizmin tarihsel/modern pratikleri arasında hangileri sizin için daha fazla ilham verici, hangileri işlevsiz ve terkedilmeli/değiştirilmeli? Anarko-sendikalizm Bangladeş’teki iktisadi ve kültürel duruma bugün nasıl uyarlanabilir?

Modern ekonomilerin ileride karmaşık olacağı ortadayken, gelecekteki anarko- sendikalist ekonominin basitliği birkaç temel ilke etrafında belirlenecek olmasından ileri geliyor. Gerçek bir anarko-sendikalist ekonominin olması için:

1)Kar ya da zenginlik ve sermaye biriktirmek mekanizmaların olmaması

2) Işyerlerinin kolektif biçimde işletilmesi ve işçiler tarafından doğrudan ve demokratik bir biçimde kontrol edilmesi

3)Herhangi bir örgütsel/yönetsel birimin kesinkes işyerinde ya da topluluk içerisinde yapılan kitlesel toplantılar seçilen, geri çağrılabilir ve hesap verebilir delegeler tarafından oluşturulması

4) Mülkiyetin müşterek olması (daha açık ifadeyle, kendi yaşam alanımızda, bireysel mülkümüzde vs. her türlü tasarrufa sahibiz)

5)Çalışmanın tümünün gönüllü, ürün ve hizmetlere erişiminin herkes için eşit olması. Para, ücret ve fiyatların olmaması

6)Merkezi olmayan bir iktisadi planlamanın varlığı. Karmaşık ve büyük ölçekli üretim modelleri için bölgesel ya da daha geniş ölçekli planlanmanın oluşturulması. Yerel üretim ve tüketimin bölgesel planlamaya tabi olmayıp, kendi kendine yeterlilik temelinde düzenlenmesi.

Bu ilkeler üzerinden işleyen bir ekonomi mevcut kapitalist kargaşadan daha fazla arzulanır ve hayat kalitesini sağlama almak için daha etkilidir.

İnsanları gönüllü olarak çalışmaya özendirecek çok fazla yöntem var ve yerel ve bölgesel ekonomilerin işlemesi çok çeşitli yollar mevcut. Kimileri kendilerine uygun gördükleri ekonomilere kayabilirler. Kendi kendine yeterlilikten başka bir şeye ihtiyaç duymayan kimi ekonomiler daha basit olabilir; diğerleri de daha entegre olup daha kompleks ürünleri üretebilirler.

Çok sayıda seçenek mevcut, lakin bu ilkeler her bir bireyin planlama ve ekonomiye katılması için gereken zamanı ve hevesi sağlayacaktır- mevcut çürümüş, yozlaşmış, ve sinikleştiren bencil sistem ile arasında dağlar kadar fark var.

Şimdi bulunduğumuz noktadan oraya erişmek kolay olmayacak fakat kapitalizmi insanlık yarattı ve yine insanlık onu değiştirebilir. Kendi iktisadi yaşamlarımızı kontrolünü kapitalizmin ellerinden almak için gerçekleşecek kolektif eylem, umutsuzca ihtiyaç duyduğumuz uzun süreli bir devrim aslında.

Kapitalizmden kurtulmak, geçmişteki başarısız devrimlerde olduğu gibi basitçe yerine başka bir iktidar kurmakla değil, kendi kaderimizi ne ölçüde kontrol altına alabildiğimizle alakalıdır.

Gerçek değişim (soyut siyaset ve liderliğe götüren) detaylı planlar üretmek ile değil, temel ilkelere bağlı kalaraktan bütün çabalarımızı gerçek bir değişim için harekete geçirmekle mümkündür. Gerçek demokrasi gerçek bir dayanışmaya ihtiyaç duyar- ve bu da temel hususlarda hemfikir olmak ve ardından kendimize ve bütün insanlığa, bu temelde uyuştuğumuz noktasında itimat etmekle mümkün. “Hayata geçirmek” buradaki asli unsurdur.

Anarko-sendikalizm, işçi sınıfının kendisini kapitalist sınıfsal baskı rejiminden özgürleştirip yerine işçilerin yönettiği endüstrilere dayalı özgürlükçü bir sosyalizm sistemini kurmasına dair bir stratejidir.

Bu strateji Bangladeş için geçerli zira işçiler için doğrudan kontrol ettikleri sendikaların yaratılması olanaklı bir şey. Fark ettim ki İkinci Dünya Savaşı’ndan beri sendikalar gitgide daha da bürokratik hale geldiler. O zaman da böyleydi, şimdi de. Sendikaların çok bariz sorunları var.

Şimdi ihtiyacımız olan şey, genel toplantılar ve seçilmiş delege(ya da işyeri temsilcisi) konseyleri üzerinden işçilerin doğrudan kontrol ettikleri yeni sendikaların oluşturulması. Daha fazla işçi kontrolü ve militan ve de sınıf çapında dayanışmayı temel alan bir sendikacılık çok daha iyi bir seçenek ve bu toplumda değişimler yaratmak adına işçilere daha iyi bir araç sunabilir.

Üyelerin öz-yönetimindeki sendika fikrinin temelinde işyerlerinde ve fabrikalarda işçilerin öz-yönetiminin olduğu bir sosyalizm biçiminin önceden düşünülüp hayata geçirilmelisin vardır. Bu sosyalizm modeli 20. Yüzyıldaki başarısız devletçi sosyalizm modellerinden çok daha iyi.

Lakin öz-yönetim temelli sendikaların inşası işin başlangıç noktası. Anarko-sendikalizmin amacı kapitalist rejim ve onun sınıfsal baskı sisteminden kurtularak toplumda temel yapısal bir dönüşüm gerçekleştirmek, fakat anarko-sendikalizm kapitalist rejimin diğer baskıcı unsurlarını da hedef alır- ırkçılık ve cinsiyet eşitsizliği temelinde oluşan sistemli eşitsizlik biçimleri, tepeden inmeci, baskıcı ve bürokratik devlet aygıtından medet umması gibi. Dolayısıyla anarko-sendikalizm mümkün müdür sorusu aynı zaman toplumun özgürlükçü bir sosyalizme dönüşmesinin imkanlarını aramak şeklinde okunmalıdır.

Bunun olabilmesi için yeterli büyüklüğe, örgütsel güce ve militanlığa sahip sendikalar ve toplumsal hareketler arasında bir ittifaka ihtiyaç var.

Özgür bir toplumun başka ne gibi yönleri olacaktır- misal kadınların özgürleşmesi meselesi örgütlenmelerinizde nasıl hayata geçiyor? Kadın yoldaşlarınız bunun hakkında ne düşünüyorlar?

Kadınların özgürleşmesi için hali hazırda Bangladeş Anarko-Sendikalist Kadınlar Birliği’ni (BAWU) kurmuş vaziyetteyiz.

BAWU kadınların ezilmişliğini ulusal ya da kültürel bazlı bir zayıflık olarak değil, feodalizm ve kapitalizm gibi ekonomik sistemleri sebep olduğu bir ezilmişlik olduğunu tespit ediyor. Örgütün ideolojisinin geniş bir kısmı kurucu üyeleri tarafından formüle edildi. Kadınların sınıf temelli sömürüsüne odaklanarak, seks işçilerini, ev işçilerini ve fabrikalardaki kadın işçileri en fazla ezilen kesimler olarak belirliyor.

Refahın eşitsiz dağılımını mahkûm ediyorlar ve çalışan kadınların mücadelesinin herhangi başka bir ideolojik mücadeleye tabi kılınmasını reddetiyorlar. “Eşitlik hedefi, kadınların kurtuluşu olmadan gerçekleşemez” şiarıyla BAWU kadınların özgürlüğünü kadınların kendi kendilerine elde etmeleri gerektiğini bir şey olarak görüyor zira başkalarının kadınlara haklarını verdiği şimdiye dek pek görülmedi ve hiçbir zaman da olmayacak. Reformdan ziyade devrimci bir değişim, mümkün olan tek yol olarak görünüyor.

BAWU ve temsil ettiği fikirler halen daha Bangladeşli kadınlar için yeni bir olgu.

Hoşnutluk, merak ve çekingenlikle karışık bir durum var.

Umuyoruz ki bizlerin özgürleştirici vizyonu ve pratikleri büyümeye devam edecek.

Yakın zamanda Bangladeşli insanlar arasında uyanışa geçen anarşist ruh büyük toplumsal değişimlere yol açıyor ve bu umuyoruz ki bu değişimler deneyimlerimizin ve eğitimimizin genişlemesiyle devam edecektir.

On yıllar boyunca anarşizme dair hiçbir şey bilmezken, çok basit ama aynı zamanda ziyadesiyle özgün olan bu fikirler insanlık özümüzün çekirdeğinden yankılanıyor.

Otoriter bir toplumda büyümüş ve sonradan anarşizmi keşfetmiş olan bazılarımız, özgürlüğe dair en kapsayıcı vizyona sahip olduğumuza dair yeterince deneyime sahibiz. Neticede, on yıllar boyunca basit ve bize içkin olan şeylerin farkında olmadan yaşadık.

Bireysel özgürlüğümüzü ve haysiyetimizi zenginleştirecek yeni ya da daha iyi fikirleri almaya ve değerlendirmeye hazır olmaya devam edeceğiz. Bazıları diğer toplumlarla kurduğumuz etkileşimlerle olacak. Belki de bizlerden gizlenen kapitalizm öncesi yaşam biçimlerini keşfedip, bu mirası sahipleneceğiz.

Yeni fikirlere açık olmak tabi ki de daha kolay. Bu fikirleri yaygınlaştırma ve sıradan insanlar ve kurumlara içkin olan muhafazakarlığa karşı savunmak daha zor bir görev.

Umuyoruz bu çalışmayı devam ettirebilecek bir anarşist neslin serpilip gelişmesini becerebiliyoruzdur.

Tabi ki de bu daha başlangıç

Birlikleriniz/sendikalarınızla bağlantılı olan sendikalist araştırma grupları var mı?

Henüz yok.

Yakın gelecekteki hedeflerinizi nelerdir? Avrupalı yoldaşlar bu hedeflerinize nasıl destek olabilirler?

Temel hedeflerimiz şunlar:

1)Anarko-Sendikalist Federasyon anarko-sendikalist ilkeler etrafında örgütlenen özgürlükçü bir işçi hareketidir. Özgürlük, karşılıklı yardımlaşma, federalizm ve öz-yönetim temelinde bir toplum yaratmayı hedefliyoruz.

2) İşçi sınıfı ve işveren sınıfı arasında herhangi bir ortak noktanın bulunduğuna inanmıyoruz. Bu iki sınıf arasındaki mücadele, dünya işçileri sınıf olarak örgütlenip dünyayı ve üretim aygıtını ele geçirip ücret sistemini ortadan kaldırana dek sürmek zorunda.

3) Şu anda işçi dayanışması, saatlerin kısaltılması, acil ücret artışları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi mücadelesinde aktif olarak yer alıyoruz. Zorunlu çalışma, grev kırıcılığı, üretimi arttırmak için zorla çalıştırma ve uzun çalışma saatleri, ücretlerdeki kesintiler ya da işsizlik gibi işçilere dönük her türlü saldırıya aktif olarak karşı çıkıyoruz.

4) Üretim, bölüşüm ve toplumsal örgütlenmelerin öz-yönetimi ve sağlıklı bir ekolojik çevrenin korunması için işçilerin/toplumun kendi kendilerini eğitmelerini istiyoruz. Bu da işçilerin/toplumun refaha el koyarak alternatif ekonomik sistemlerin yaratılması ile mümkün olacaktır.

5) Her türlü ekonomik ve sosyal tekelleşmeye karşıyız. Siyasi iktidarı ele geçirmeye niyetimiz yok, bunun yerine her türlü devlet aygıtının toplumsal yaşamdan tümüyle kaldırılmasını amaçlıyoruz. Dolayısıyla meclis çalışmalarının ve yasama organlarıyla iş birliği yapmayı tümüyle reddetiyoruz. Bizler bütün siyasi partilerden ve sendika bürokrasilerinde bağımsız ve onlara karşı olarak işyerlerinde ve toplum içerisinde savaşmaya inanıyoruz.

6)Mücadele araçlarımız arasında eğitim ve doğrudan eylem yer alıyor. Hem mevcut mücadelemizde hem de gelecekteki öz-yönetimci toplumda herkesin tam katılımını garanti altına almak için kendi örgütlenmelerimizde merkeziyetçiliğe karşı çıkıyoruz. Tabandan, hiyerarşi olmaksızın hem yerel hem de bölgesel grupların tamamen inisiyatife sahip olduğu Özgürlükçü Federalizm temelinde örgütleniyoruz. Federasyonun koordinasyon organlarının hepsi yerel meclislerce belirlenen özel görevleri olan ve geri çağrılabilen delegelerden oluşuyor.

7) Dünyayı yurdumuz, insanlığı ise ailemiz olarak görüyoruz. Bütün siyasi ve ulusal sınırları reddetiyor ve bütün hükümetlerin keyfi şiddetini gözler önüne sermeyi amaçlıyoruz.

8) İşçi sınıfı dayanışmasına zarar veren ve sakatlayan her türlü yaklaşım ve varsayıma karşı çıkıyoruz. Eşitlik ve insanların kendi yaşam ve çevrelerinin kontrol etme hakkı karşısında duran bütün ideolojilere ve kurumlara karşıyız.

Avrupalı yoldaşlar hedeflerimizi şu şekillerde destekleyebilirler:

BASF şu alanlarda teknik ve mali destek bekliyor:

1) Örgütlenme çalışmalarımız için gerekli olan iletişim altyapımızı geliştirmek için mali desteğe ihtiyacımız var. Yapılacak yardımlar üyelerimizin takdiriyle gerekli duyulan çabalarda harcanacaktır. Bu çabalar arasında eğitim, sendika kampanyaları, kooperatif imkanları, ulaşım ve gıda yer alıyor.

2) Hareketimiz şu anda ülke çapında büyüyor. İletişim altyapımızın geliştirilmesi, örgütlediğimiz altmıştan fazla yerelde ve girmiş olduğumuz farklı endüstrilerde etkinlikler düzenlememize yardımcı olacaktır.

3)İngilizceden Bengalce’ye çeviri masrafları.

Bangladeş anarko-sendikalist işçi hareketi beş yıldan daha az bir geçmişe sahip ve eğitim ve örgütlenmek için acil olarak basılı materyale ihtiyacımız var.

“Bengalce Çeviri ve Basım Projesine” giriştik.

Bakunin, William Godwin, Proudhon, Kropotkin, Emma Goldman, Malatesta, Alexander Berkman, Stirner, Élisée Reclus, Noam Chomsky gibi düşünürlerin anarşizm üzerine yazmış olduğu bazı temel kitapları çevirmeye başladık.

Asıl amacımız, ülkemizde güçlü bir anarşist bilgi temeli oluşturmak için on adet kitabı çevirip yayımlamak.

Bangladeşli yoldaşlarımız çoğu çok fakir ailelerden geliyorlar, dolayısıyla kitap paylaşımı için bekleyen bir okur ve örgütlenme kitlesi olsa da basımı gerçekleştirmek için gereken araçlardan halen yoksunuz.

İnternet sitemizden küçük bir bağış yaparak kitap basmamıza yardım edebilirsiniz.

Bir Euro bile çok şey ifade eder.! Ucuz yoldan basım yolları üzerinde fikirleriniz varsa bizimle iletişime geçebilirsiniz.

basfsylhet@gmail.com

facebook.com/basfsylhet

Anarko-sendikalist içeriğe sahip kitap ve dergileri düzenli olarak basıyor musunuz?

Küçük bir dergi yayınlamanın ilk adımını attık.

Söyleşinin orjinali için: https://loveandragemedia.org/2019/01/05/an-interview-with-the-bangladesh-anarcho-syndicalist-federation/?fbclid=IwAR0Qn4xDeCZml4-FUbs_OShDumh2_danp89EW5R85g5fovmXDTZMicqbn-g

Çeviri: Ankara İnfoshop

Adresi kontrol edin

Vicdani Ret Derneği: Tezkereye ve savaşa hayır!

Vicdani Ret Derneği, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik yeni işgal operasyonu hazırlıklarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada ” …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir