Anasayfa / Arşiv / Platform: Sadece Platformistler İçin Değil – Jeff Shantz, P.J.Billey

Platform: Sadece Platformistler İçin Değil – Jeff Shantz, P.J.Billey

Kuzeydoğu Anarko-Komünist Federasyonu’nun (NEFAC) teorik dergisi “The North Eastern Anarchist” in 6. sayısında yayınlanmış olan yazı, Taçanka Çeviri Kolektifi tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiş olan “İllüzyonların Ötesinde Platformizm” broşüründen alınmıştır. 

1926 platformundan esin alan anarşistlerin son birkaç yıldır canlanan hareketinin üzerinden çok şey geçti. Konu üzerindeki tartışmaları kapsamlı bir fikir alışverişi şöyle dursun, platformun savunucuları ve (genelde örgütsel anarşizm olarak adlandırılan) platformizmin katı karşıtları arasında kutuplaşmaya doğru yol aldı. Bu kutuplaşmanın içinde gözden kaçan gerçek ise platformizmin günümüz anarşist hareketine, özellikle platformist olmayanların çok işine yarayacak, bazı önemli kavrayışlar sağlıyor olması.

Tartışmaya başlarken bizim platformist olmadığımızı belirtmeliyiz. Biz hiç platformist olmadık, ve kim bilir, belki de hiç olmayız. Aslında, yıllardır platformla kendi sorunlarımızdan ve platform karşıtlarıyla pek çok tartışmadan kendi payımızı almaktayız.

Yine de, genel olarak yakın zamanda Kuzey Amerika’da platformist örgütlerin ortaya çıkışını, ve özellikle de bir platformist federasyon olan NEFAC’ın eylemliliklerini destekliyoruz. Ayrıca platformist eylem ve fikirlerin Kuzey Amerika Anarşistlerine hem Kuzey Amerika anarşist hareketlerinin eleştirisi, hem de anarşist topluma ulaşma mücadelesine olumlu katkıları açısından, sağlayacağı çok şey olduğunu düşünüyoruz.

Bu yüzden, bu kısa metin ne platformistlerin propagandası, ne de platformizme karşı olanlara yergi olarak yazıldı. Aksine, metni hala platformun gösterdiği sorular ve sorunlarla boğuşan anarşistler olarak yazdık. Bize cesaret veren şey, anarşizmi sınırlarımızı belirleyen çemberin dışında, ve insanların gündelik yaşamlarıyla, kapitalizm altındaki mücadeleleriyle bağlantılı bir şekilde inşa eden platformist örgütlenmenin yarattığı olasılıklardı.

Bize göre ağır yük, fikir ve eylemleriyle anarşistler için bir çekim alanı görevini üstlenebilecek anarşist örgütlerin ortaya çıkmasının nesinin yanlış olduğunu açıklamak durumunda olan, platform karşıtlarının omzunda. Platformist olmayanların cevaplaması gereken çok soru var:

Neden anarşistler ortak konum, strateji ve taktikler oluşturmak için aktif olarak bir araya gelmesin? Niçin eylemsel birliktelikler, boşlukta dönüp duran kişisel ütopyaların, kenar çizgilerinden eleştirinin, ya da politik farklılıkların kenarında kalıcı bir şekilde takılmanın rahatlığına yeğ tutulmasın? Bütün militanları örgütlü bir anarşist hareketin içine alma çabasında yanlış olan ne var? İşçi sınıfı militanlarını anarşizme çekme denemelerine niye karşı çıkılır?

Sendikalar ve diğer işçi örgütlerinde anarşist perspektifler geliştirme amacı anarşistler tarafından hep ihmal edildi. Ve pek çok anarşist buna rağmen işçi sınıfının anarşist karaktere sahip olmamasından şikayet edebiliyor.

Platformist olmayanların bazıları, hareketi gözardı edip belgeleri eleştirerek, yaşanmış örgütsel pratikler üzerine kafa yormak yerine örgütlenme üzerine standart genellemelerini kaynak göstererek, platformist örgütlenmeye dogmatik ve tepkisel yaklaşıyor, bazı alışkanlıkların değişmesinin zor olduğunu gösteriyor. Aslında, yılgınlık, yalıtılmışlık ve marjinallik günlerinde beslenen alışkanlıklar, insanların kapitalist toplum ilişkilerine alternatif aramaya başlamalarıyla beraber kesinlikle değişmesi gereken asıl şeylerdir. Gerekli olan sadece gelecek toplumun düşünceleri değil, bunun olabilmesi için gerçekçi stratejilerdir.

Başlangıç olarak, açıkça gözüyor ki Dielo Trouda’nın (İşçi Davası) “anarşist hareketin beslendiği acıklı durumu” nu aşmaya yönelik ilk endişesi, anarşist hareketin (platformistlerin önemli bir rol aldığı) yakın zamandaki cesaretlendirici yükselişine rağmen, günümüzde Kuzey Amerikan Anarşistleri tarafından paylaşılmalıdır.

Anarşist hareketler büyüdükçe, örgütlenme, çeşitli anarşist eylemliliklerin birbirleriyle ilişkileri, ve toplumsal değişim için daha kapsamlı strateji ve taktikler hakkındaki sorular belirginleşecek, ve etkisini artıracaktır. Eğer anarşistler anarşist hareketin yeni yükselişinin sunduğu fırsatları yakalayarak, anarşizmi daha geniş etkili mücadelelere sahip bir hareketler bütünü olarak inşa edecekse; o zaman örgütlenme, güçlerimizi verimli bir biçimde birleştirip koordine etme ile ilgili sorunlarla ciddi şekilde yüzleşmeliyiz. Geçmiş deneyimlerden ders çıkarmamız ve mümkün olduğu kadar geçmiş hataları tekrarlamaktan kaçınmamız bize fayda sağlayacaktır.

Yapılan en önemli hatalardan biri örgütlenme ve birliktelik üzerine kafa yormaktan kaçınmamız, ve bunun mücadeleler gelip çattığı zaman bizi acı bir şekilde hazırlıksız bırakmasıdır. Hareketler düşük seviyedeyken ve hedefler daha az tutkuyla gözlenirken, bu tür sorunlar daha az aciliyet taşır, ve alt kültürün koruyucu kabuğunu kırmaya yönelik baskılar daha zayıftır. Yakın zamana dek Kuzey Amerika’nın durumu bu olmuştur.

Anarşizmin, daha genel olarak anti-kapitalist aktivitelerinin büyüdüğü dönemlerin değişen koşulları ise, değişen mücadele dinamiklerine uygun yeni pratikler gerektirir. Mücadeleler genişleyip ilerledikçe, artık soru insanların örgütlenip örgütlenmemesi değil, daha çok ne tür bir örgütlenmenin açığa çıkacağıdır. Kapitalizmi yenmeye çalışan insanlar muhakkak ki kaynakları paylaşma, çabaları birleştirme ve kuvvet inşa etme amacıyla güçleri birleştirmeye çalışacaklardır. Böyle durumlarda kenarda kalmak, meydanı otoriter ve/veya reformist örgütler lehine boş bırakmak anlamına gelecektir.

Tarihine bakıldığında, marjinal öğelerden öte örgütsel perspektif ve eylemlilikler anarşist hareketin çekirdeğini oluşturur. Örgütsel yaklaşımların anarşizmden bir sapma, ya da anarşist olmayan fikirlerin anarşizme sızması olarak gösterilmesi, tarihsel revizyonizmin tuhaf bir örneğidir. Tabii ki, çoğu anarşist şu veya bu şekilde bir örgüte dahil oldu, haber kollektifi, yayım takımı ya da aksiyon grupları gibi.

Yazık ki, Kuzey Amerika anarşist eylemliliklerin çoğu Dielo Trouda’nın 1926’daki tanımına uyuyor: “Çelişkili teori ve pratikleri savunan, ne bir gelecek perspektifi, ne de devamlı militan eylemliliği olan, ve arkasında hemen hiç iz bırakmadan sıklıkla ortadan kaybolan yerel örgütlenmeler.” Kalıcı bir anarşist hareketin yokluğu, insanları pasiflik, moralsizlik, ilgisizlik ve alt kültürcülüğe çekilmeye sürüklüyor.

Bu kısa ömürlü örgütlenmelerin pek çoğu, platformistlerin eleştirel yaklaştığı sentezci temele göre kuruldu. Sentezci yaklaşımların ille de başarısız olacağına ikna olmuş olmasak da, bu grupların “bireylerin mekanik birlikteliği” olma yönünde seyretmesine dair, platformistlerin de öngördüğü tecrübelerimiz oldu. Böyle gruplar, aktiviteleri bir kitapevi, haber kollektifi ya da özgür okullar işletmeyi aşmadıkça, görece iyi çalışırlar. Yazık ki, bu durumlarda bile anlamlı politik sorular ortaya çıktığında çok korkunç problemler yaşanır. Diğer üyeleri gücendirmek istememe ya da kollektif düzeni tehdit ettiği için tartışmalı işleri azaltmaya yönelik konsensus, sentezci grupların temel özelliklerindendir.

Platformistler ortak eylem ve tepkiye dayanan temel bir birlik peşindedir. Platformizmin politik ve teorik dürüstlüğü özendirir. Herhangi biri huzuru korumak adına diğerlerine teminat vermek ya da duruşunu yumuşatmak zorunda kalmadan istediği çıkışı yapabilir.

Birlik tartışmasının muhtemelen biraz berraklaştırılması gerekiyor. Platformistler teorik ve taktik birlikten söz ederken kastettikleri şey herkesin aynı şeyleri okuması veya aynı fikirleri kabul etmesi değil. Ama tabii ki, temel fikirlerde belli başlı ortaklıklar olmalı. Ve bu ortaklık sadece açık tartışma ve gerçek eylemlilikte kök salan fikir alışverişiyle, kollektif biçimde belirlenebilir. Örgütlenme, çabalarımızın bölünmesi ve seyreltilmesine değil, şu an sınırlı durumdaki anarşist güçleri bir araya getiren kaynak ve enerjinin odaklanmış paylaşımına hitap eder.

Tabii ki kollektif çalışmadan, uzun tartışma ve görüşmelerden, eylem üzerinden fikirleri geliştirme ve yenilemekten, ve son olarak platformistlerin üstlerine aldıkları örgütlenme çabasından uzak durmak her zaman daha kolaydır. Birinin apartmanında, bu güzel fantezilerin “süre giden gerçekliğe kaçınılmaz biçimde sokulamayacak olmasına” neredeyse hiç aldırmadan, saf tasarılar geliştirmek de daha kolay birşey. Öte yandan, platformistler, kapitalizmin saldırılarına maruz kalanlarla bağlantılı bir anarşist hareket kurma sorumluluğunu paylaşırlar.

Anarşist örgüt, bir araya gelinip yapılan işlerin yorumlandığı yerdir. Pratiği inceleyip geliştirme, eldeki kaynak ve deneyimlerin verdiği alternatif ve seçenekleri inceleme fırsatı sunar.

Bize göre platformizm hakkındaki önemli şey 1926 metninde değil, platformizmin kanlı canlı patronlara, toprak ağalarına ve bürokratlara karşı gerçek bir sınıf mücadelesiyle iç içe anarşist strateji ve pratikler geliştirmek için açık ve ciddi olarak bir araya gelmeyi önümüze koyma cesaretindedir. Platformistler, anarşizmi günümüzdeki toplumsal bilinç ya da kültürel kritik olma statüsünden çekip çıkarmayı göze aldılar. Bunlar, birkaç örnek verilecekse platformist gruplar tarafından kiracı birlikleri, işyerleri, yoksulluk karşıtı eylemler ve mülteci mücadelelerinde yürütülen çalışmalarla yapıldı.

Bu eylemlilikler, ciddi tartışmalara ve işlerin doğru dürüst yapılabilmesi için gerekli kapasitenin hesaplanmasına dayanılarak, örgütlenme tartışmasını spekülasyon bulutlarından gündelik pratiğin zeminine indirdi.

Platformistler sorunu konforlu soyutlamalardan alıp, mevcut kapitalizm koşullarında yaşayan insanların deneyimlerine dayanan pratik gerçekliğe getirdi.

Tabii ki, platform sadece bir “taktiksel ve teorik oryantasyon”, ve platformist örgüt bu oryantasyonu eylemlilikleriyle geliştireceklerin bir araya gelmesi. Bu yüzden koşullar zorladıkça platform yapısını değiştirmeye her zaman açık.

Unutulmamalı ki platform sadece bir başlangıç, “özgürlükçü güçlerin bir araya gelmesine doğru atılan ilk adım.” Hatları tamamen belirginleştirilmiş bir eylem programı olmaktan öte sadece “böyle bir programın temel iskeletini” sağlıyor. Metnin pek çok boşluğu, abartısı ve yetersiz yaklaşımı yazarların kendisi tarafından fark edildi.

Anarşizmin büyümesi kısmen “sahneler” ve klikler yerine anarşist hareketler inşa edebilecek gelişkin görüş ve pratikler geliştirmeye yönelik zorlamalar içermeli. Eğer platformizm bu sürece bir başlangıç noktası olacaksa, Kuzey Amerika anarşizmine gerekli katkıları yapacaktır, hoş geldi!

Anarşizm hobisi pul koleksiyonu yapmak veya kuş gözlemekten çok çok iyi bir hobi değildir. Hobiler, yapanlara özgürlük anları, kendini ifade etme, gündelik hayattan uzaklaşma imkanı verir, ama pisliğin birikmesine engel olamaz. Anarşizm bundan iyisini yapabilir ve yapmalıdır. Platformizm bunu anlamıştır, ve anarşizmi egzantirik hobicilikten çekip çıkarmaya çalışır.

Anarşizm spekülatif gerçeklikten olasılıkların alanına hareket etmelidir. Bu harekete ciddi bir itme vererek, platformist örgütler Kuzey Amerikan anarşist çabalara çok şey sunmaktadır.

Adresi kontrol edin

Patronsuz İşçiler: Arjantin’de İşçilerin Öz-yönetimi – José Antonio Gutiérrez Dantón

Şilili anarşist José Antonio Gutiérrez D tarafından yazılan bu yazı Red & Black Revolution dergisinin …

Bir yorum var

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir