Anasayfa / Makaleler / Hepsi Çöpe Kurtuluş İçin Mücadeleye

Hepsi Çöpe Kurtuluş İçin Mücadeleye

Egemen güçler arasındaki kavga sayesinde düzenin pislikleri ortaya serilmeye devam ediyor. ABD’de görülen, Rıza Sarraf’ın tanık olarak dinlendiği ve bizim dizi izler gibi takip ettiğimiz dava Koç’undan Aydın Doğan’ına patronların ve onların hizmetindeki devletin yargısı, politikacıları ve bürokratlarıyla nasıl bir pisliğin içine battığı bir kez daha gösteriyor. Elbette tüm bunlar bizi şaşırtmıyor çünkü yolsuzluk, dalavereler bu düzenin bir parçası. Yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde zengin olmanın veya iktidara gelmenin yolu birilerinin emeğini sömürmek, yolsuzluk içerisine girmek, gizli kapaklı işler çevirmektir.

Sömürünün meşru kabul edildiği, yüzde 1’lik azınlığın dünyadaki servetin çoğunluğuna sahip olduğu bu düzende, rüşvet, dalavere, yalan ve kumpaslar işleyişin doğal bir parçası. Ve birbirlerin pisliklerini en iyi bilen egemen kliklerin bunları birbirleriyle olan kavgalarında karşı koz olarak kullanmalarının da olağan dışı olmadığı açık. Bağımsız, tarafsız yargı gibi laflara karnımız tok.

Ne yolsuzlukları ortaya çıkanlar mağdur, ne de bunları deşifre edenler kahraman…

Yerli ve yabancı sermayedarlar, AKP, MHP, CHP, İyi Parti, Vatan Partisi veya bu kavga içinde yer tutan o ya da bu cemaat, ABD’sinden, AB’sine, Rusya’dan İran’a şu ya da bu devlet: Hepsi çöpe…

Bize kendilerini nasıl göstermek isterlerse istesinler bunlar, “bir takım idealler” için değil yalnızca menfaatleri ve iktidar hesapları için mücadele ediyorlar. Bu yüzden bir gün kavga edenler ertesi gün ittifak kuruyor, önceden birlikte hareket edenler bugün birbirlerinin ezeli düşmanı gibi davranıyorlar. Her biri bizi yanlarına çekmeye çalışlar da, hepsi bu kirli düzenin birer parçası ve hepsi bizim düşmanımız. Kavgalarının bizi ilgilendiren yönü ise hükümetinden, meclisine, yargısından, bürokrasisine devletin tüm pisliğinin ortaya dökülmüş olması.

Umudu ve mücadeleyi yükseltme zamanı

Geniş bir kesin bu kavganın şu ya da bu tarafında kendini görse de bu gerçeklerin farkında olanların sayısı da hiç azımsanmayacak düzeyde. Ayrıca insanlar çaresizce şu ya da bu egemen grubun peşine takılsalar veya sessizce olan biteni izleseler de toplumun neredeyse tamamı içinde bulunduğumuz durumdan mutsuz. Bu yüzden hiçbir meşruluğu olmayan iktidar kaba zor ve hilelere başvurarak toplumu kontrol atlına almaya çalışıyor.

Fakat kendilerini olduklarından büyük göstermek isteseler de fazlasıyla güçsüzler ve korkuyorlar. Aralarındaki güç kavgasından değil emekçilerin uyanmasından, yeniden kitlesel bir ayaklanma patlak vermesinden korkuyorlar. Asıl sorun bizim kendimizi güçsüz ve çaresiz hissediyor olmamız. Ancak bazen her şeyin bir kıvılcıma bağlı olduğunu 2013’te Gezi direnişinde, 2015’te Metal Fırtına’da gördük.

Bu çaresizlik hissini üzerimizden atmanın vakti geldi de geçiyor. Bir şeyleri değiştirmeye muktedir hissettiğimiz tüm anlarda (Gezi’de, 17-25 Aralık’ta, devrimciler gözaltına alınırken, tutuklanırken, KHK’larla işten atmalara karşı direnişlerde veya hileli olduğu açık olan 16 Nisan Referandumu’na karşı mücadelelerde vb.)karşımızda bulduğumuz her biri birbirinden beter düzen partilerinden medet ummadan mücadele etmeliyiz. Ya bizi zorla bastırmaya çalışıyorlar ya da her defasında  bizi mücadeleden uzaklaştırarak düzenin çarkları arasına sokuyorlar.

Bugün önemli olan umutlu olmak insanlara başka bir çözümün olduğunu anlatmak. Bu düzeni değiştirmek için çok fazla sebebi olan milyonlarca insanın örgütlenmekten ve mücadeleye girişmekten başka bir çaresinin olmadığını, bunu başarabileceğimizi görmek ve göstermek zorundayız. 2013’te Gezi direnişinde ve 2015’te Metal Fırtınada yaşadıklarımız sadece geçmişte kalmış hoş hatıralar değil, gelecekte neler yapabileceğimizin fragmanı. Kitlesel ayaklanmanın gücü, üretimden gelen gücümüzle birleştiğinde karşımızda durabilecek hiçbir gücün olmadığını 1871’de Paris’te, 1917’de Rusya’da, 1938’de İspanya’da yaşanan tarihsel deneyimlerden biliyoruz. Kokuşmuş düzeni tüm kurumlarıyla yok etmekten başka bir alternatif, sınıfsız ve özgür yeni bir toplum kurmaktan daha gerçekçi hiçbir çözüm yok.

Bugün mücadeleyi yükseltmenin zamanı. Bugün bu düzenin tüm kurumları ve partileriyle çöpe atarak kendi çözümümüzü yaratmanın zamanı.

Yeryüzü Postası

Adresi kontrol edin

T A M A M ama nasıl?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şayet bir gün milletimiz ‘tamam’ derse ancak o zaman biz kenara …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir