Anasayfa / Arşiv / Anarşistler İçin Marx Ekonomisi: Bir Anarşistin Marx’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisi Sunumu / 1. Bölüm: Giriş – Wayne Price (Servet Düşmanı)

Anarşistler İçin Marx Ekonomisi: Bir Anarşistin Marx’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisi Sunumu / 1. Bölüm: Giriş – Wayne Price (Servet Düşmanı)

Wayne Price’ın, 10 bölümden oluşan ve Güney Afrika’lı anarşist komünist örgüt Zabalaza Anarşist Komünist Cephesi (ZACF)’yle bağlantılı “Zabalaza Books” tarafından 2012 yılında yayınlanmış olan “Anarşistler İçin Marx Ekonomisi: Bir Anarşistin Marx’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisi Sunumu” isimli kitabının giriş niteliğindeki ilk bölümü Servet Düşmanı internet sitesinde 16 Kasım 2014 tarihinde yayınlanmıştır.

[Federal Rezerv Kurulu yöneticileri ve 19 bölgesel banka genel müdürünün] 2006 toplantısının notlarında, ulusun ekonomi alanındaki akıl önderlerinin, çobanlık etmekle yükümlü oldukları ekonominin temel mekaniklerini anlamadığı açıkça görülmektedir. Sorun, bilgi eksikliği değildi; sonuç vermeyen ekonomik tahmin modellerine olan kesin güvenlerinden kaynaklanan kavrayış eksikliğiydi.” NY Times (Ocak 13, 2012); sf. A3

Bölüm 1: Giriş

Dünya; politik, askeri, ekolojik, kültürel ve hatta manevi açılardan üzücü ve ani değişimler ile karşı karşıya. Açıkça bu bütün diğer sorunların üstüne binen derin bir ekonomik krizi de içeriyor. Eğer [ekonomik krizle] mücadele etmek istiyorsak, doğasını anlamak durumundayız.

Ekonomi ile ilgili teorilerin iki ana öğretisi kapitalizmi savunmaları bakımından burjuvadırlar. Muhafazakar, monetarist, sınırsız-serbest-pazar ekolü de, liberal/sosyal demokratik Keynezyen ekol de kapitalizmi meşrulaştırmak ve hükümete kapitalist ekonomiyi nasıl yöneteceğine dair tavsiye vermek için mevcutturlar. Gelişkin tek alternatif ekonomik teori Karl Marx’ınkidir. Teorisi, işçi sınıfına kapitalist sistemi sonlandırmaları için, onu anlamaları konusunda rehberlik etmek üzerine kuruluydu (Teorisini “Ekonomi Politiğin Eleştirisi” olarak tanımlamasının bir sebebi de budur). Diğer radikaller; özellikle anarşistler, post-kapitalist ekonominin olası doğası gibi konularda ekonomi ile ilgili belirli başlıklar geliştirdiler. Ancak Marx’tan başka hiç kimse kapitalizmin ekonomik bir sistem olarak nasıl işlediğinin bütünsel bir analizini geliştiremedi. Bu nedenle Marksist (hatta ekonomist) olmamama ve bir anarşist olmama rağmen Marx’ın çalışması üzerine odaklandım. Bununla kastettiğim; büyük kısmını onaylamakla birlikte, Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından geliştirilen dünya görüşünü bütün olarak benimsemiyor oluşumdur.

Orjinallik iddiasında bulunmuyorum. En fazla, Marx’ın teorisine farklı yorumlar söz konusu olduğunda azınlık durumda olabilirim. Ancak ben Marx’ın üç ciltlik Kapital’inde, Grundrisse’de* ve diğer birkaç çalışmasında; yoldaşı ve yakın çalışma arkadaşı Friedrich Engels’in çalışmaları olarak değerlendirilebilecek üç ana çalışmada ifade edilen teorisi üzerine odaklanıyorum.

Diğer taraftan, Marx’ın temel görüşlerini onaylamayan post-Marx yorumcuları da kapsayan “Marksist” teoriyi incelemiyorum. Örneğin, kendince Marksist birçok politik ekonomist Marx’ın emek-değer teorisini reddetmektedir. Hatta daha çoğu, ‘kar oranlarının düşme eğilimini’ reddetmektedir. Birçoğu devlet kapitalizmi olasılığını reddetmektedir. Çoğu fiilen devlet kapitalizminin savunucularıdırlar! (Birçok sosyal demokrat/reformist Marksist, mevcut devletin kapitalizmi dengelemek için ekonomiye müdahalesini desteklemektedir. Birçok devrimci Marksist, var olan devleti yıkıp -sermaye/emek ilişkisi devam ederken- burjuvazinin yerine kamu mülkiyetine sahip bir devlet kurmanın yolunu ararlar). En fazla, emperyalizm ve kapitalist çürüme çağını tartışırken bazı post-Marx Marksistlerine değinmek zorunda kalacağım.

Çok sayıdaki daha karmaşık çalışmaları bir yana, Marx’ın kendisinin Değer, Ücret ve Kar ve Ücretli Emek ve Sermaye’si başta olmak üzere, Marksist Ekonomiye Giriş yorumları bulunmaktadır. Bu başlık üzerine bir anarşist tarafından, anarşistler ve diğer özgürlükçü sosyalistler için yazılmış pek az şey vardır. Bunun, bugün faydalı olacağını düşünüyorum.

Anarşistler Marx’tan öğrenebilirler mi?

Anarşistler Marksistlerden nasıl herhangi bir şey öğrenebilirler? Birinci Enternasyonal, Marx’ın takipçileri ile anarşizmin bir hareket olarak kurucusu olan Mihail Bakunin arasındaki mücadelenin keskin hizipleşmesi sonucunda ayrışmıştı. İkinci (Sosyalist) Enternasyonal anarşistlerin katılımına müsaade etmemişti. Rus Devrimi ertesinde, Lenin ve Troçki rejimi anarşistleri tutukladı ve öldürdü. 1930’larda İspanya devriminde, Stalinistler anarşistlere ihanet edip onları katlettiler. Daha genel olarak ise Marksist hareket, önce, sosyal demokratik reformizme ve batı emperyalizmini desteklemeye ve ikinci olarak da, kitle katliamlarına, totaliter, (“Komünizm” şeklinde yanlış adlandırılan) devlet kapitalizmine yönelmiştir. Nihayetinde geleneksel kapitalizme doğru geri çökmüştür.

Ancak hem anarşizm hem de Marksizm 19. yüzyıl sosyalist ve işçi sınıfı hareketinden ortaya çıktı. İkisi de kapitalizmi, sınıfları, savaşları ve tüm baskıyı sona erdirmeyi hedefliyordu. İkisi de işçi sınıfını, toplumun baskı altında bulunan diğer kısımları ile ittifak halinde devrimci değişimin aracı olarak görüyorlar.
Yine de anarşistler Marx’ın ulusallaşmış ve merkezileşmiş post-kapitalist ekonomiye, seçime dönük partiler inşa etme stratejisine ve teleolojik determinizm eğilimine dayalı geçiş devleti fikrini (“proletarya diktatörlüğü”) reddettiler. Bunun yerine, devletin yerine devlet-dışı işçi konseyleri ve toplumsal şuralarının federasyonunu, askeriye ve polisin yerine demokratik olarak örgütlenmiş silahlı halkı (milis), kapitalizmin yerine tabandan yukarı doğru demokratik bir şekilde planlanmış özyönetimli işyerlerinin, endüstrilerin ve komünlerin federasyonunu  savundular.

Bununla beraber birçok anarşist Marx’ın ekonomik teorisini takdir ettiklerini vurgulamışlardır. Bu durum Bakunin ile başlamış ve bugüne kadar devam etmiştir. Bunu Marx’ın politik stratejisinden ayrı değerlendirmenin mümkün olduğuna inanmışlardır. Örneğin etkin bir Amerikalı anarşist olan Cindy Milstein, Anarşizm ve Emelleri‘nde “Herkesten daha fazla, hegemonik toplumsal yapıya dönüşecek olanın temel karakterini en bağlayıcı şekilde Kapital’inde açıkça Karx Marx kavramıştır.” diye yazmıştır. (2010; sayfa 21)

Bazı radikaller Marksizmin iki yüzü olduğunu iddia ettiler- ki ben de öyle düşünüyorum. Bir yüzü özgürlükçü, demokratik, hümanistik, ve proleter diğer yüzü ise otoriter, devletçi, bürokratik; bir yüzü bilimsel, diğer yüzü deterministik ve bilimsel (görünüşte). Bu bakış açısından, Stalinist totaliterler sadece merkezi ve otoriter bakış açısını değil, aynı zamanda pozitif, özgürlükçü ve hümanistik bakış açısını da korkunç gerçekliklerinin üzerini güzel bir yüz ile örterek, Marx’ın Marksizminin her iki yüzünü de kullandılar. Bu şekilde, kitle hareketleri içerisindeki, daha güzel bir dünya için dövüştüklerini düşünen yüz milyonlarca işçi ve köylüyü kandırabildiler.

Peki bu özgürlükçü sosyalistlerin pozitif bakış açısına sahip olanları dahil Marx’ın çalışmalarının tümünü reddetmeleri gerektiği anlamına gelir mi? Alternatif nedir? Marx’ın sistemini reddedersek, temel olarak burjuva ekonomik teori ile, katliamlar tarihine sahip bir toplumsal sistemin rasyonelleştirilmesi, kitlesel acılar, tiranlık (Nazi soykırımı ve ırksal baskı dahil) ve iki dünya savaşı ile baş başa kalırız. Bu Marksizminkinden daha iyi bir tarih değil.

Marx’ın kavramlarının hümanistik ve özgürlükçü-demokratik bakış açısı üzerine temellenmiş bir azınlık Marksizm akımı oluşmasının üzerinden çok zaman geçti. Bu Peter Kropotkin ile arkadaş iken Engels ile beraber çalışan İngiliz William Morris’e kadar gider. Bu, bugünün “otonomist” Marksistlerinde  devam eder. Benim öğrendiğim Marksist Ekonomi versiyonu yoğun olarak “Johnson-Forrest Eğilimi”nden (C.L.R. James ve Raya Dunayevskaya) ve (“Konsey Komünistleri’nden”) Paul Mattick’ten etkilenmişti.

Özgürlükçü Marksistler’in Marksizm anlayışının, Marksist-Leninist’lerin otoriteryanizm anlayışının bir karşıtı olarak “doğru” olduklarını söylemiyorum. Sadece ampirik olarak, esasında anarşizm ile aynı olan bir politik görüş ile Marksist ekonominin harmanlanmasının mümkün olduğunu belirtiyorum. Marx’ın ekonomi politiğin eleştirisinden anarşistlerin öğrenecek bir şeylerinin olabileceği sonucunu çıkarıyorum.

Marx intihalci miydi?

Zaman zaman anarşistler tarafından Marx’ın ekonomi politiğine yapılan bir suçlama daha var. Bazıları, Marx’ın teorisini kendisinin keşfetmediğini, kendisini “anarşist” olarak tanımlayan ilk kişi olan Pierre-Joseph Proudhon dahil olmak üzere, diğer pek çok düşünürden öğrendiğini iddia ediyorlar. Marx’ı bir intihalci olarak ilan ediyorlar.

Marx’ın, burjuva politik ekonomistleri ve sosyalist yazarlar dahil kendisinden önceki düşünürler üzerine bir çalışma yapmış olduğuna kuşku yok. Yayınlanmış ya da yayınlanmamış olan yazıları genellikle kendisi ile daha önceki ekonomistler arasında diyaloglar olarak okunur (örneğin Kapital‘in “dördüncü cildi” Artı Değer Teorileri). “Ekonomi Politiğin Eleştirisi”nden bir kastı da budur. Onları aştığını iddia etmiş ancak daha önceki düşünürlerden beslendiğini reddetmemiştir. Bazı politik ekonomistlere saygı duymuş (özellikle Adam Smith’ten David Ricardo’ya giden çizgidekilere), bazılarını ise küçümsemiştir (“ödül-avcıları” olarak tanımladığı katıksız apolojistleri).

Marx ve Engels, Proudhon’u ilk okuduklarında ve ardından Fransa’da onunla bizzat tanıştıklarında oldukça etkilenmişlerdi. Zanaatkar bir geçmişten gelen Proudhon, bir kapitalizm eleştirisi ve bir sosyalizm anlayışı geliştirmişti. İki genç orta-sınıf radikal ondan öğrendiler. Kutsal Aile‘de (İlk gerçek “Marksist” kitap), Marx ve Engels Proudhon’un 1840 tarihli Mülkiyet Nedir?’i hakkında şu şekilde not düştüler:

Proudhon, eleştirel bir inceleme olarak politik ekonominin temeli olan özel mülkiyeti konu alıyor…. ulaştığı nokta büyük bir bilimsel başarıdır; politik ekonomiyi kökten değiştiren ve ilk defa onu gerçek bir bilim haline getirme ihtimalini sunan bir gelişme…Proudhon sadece proleterlerin çıkarları için yazmıyor, kendisi de bir proleter” (Jackson 1962; sayfa 47’den alıntılanmıştır.)

Daha sonra, Marx ve Engels Proudhon’un politik ve teorik rakipleri haline geldiler. Engels’in Konut Sorunu’nda yaptığı gibi Marx da onun görüşlerine Felsefenin Sefaleti’nde saldırdı. Buradan gelişen teorik sorunları incelemeyeceğim; Marx ve Engels’in Proudhon’dan öğrendiğine ve bazı konularda onun [çalışmalarının] ötesine geçtiklerine inanıyorum. Bakunin’in ifadesi ile:

 “Marx’ın Proudhon’a karşı giriştiği acımasız eleştiride bir gerçeklik var… Proudhon idealist ve metafizikçi olarak kaldı. Başlangıç noktası soyut bir “haklar” düşüncesi. [Proudhon] haklardan ekonomik gerçeğe doğru ilerlemeye çalışırken, Marx, tam tersine ekonomik gerçekliğin her zaman yasal ve politik hakları öncelediği şeklindeki inkar edilemez gerçekliği ispatlayıp geliştiriyor. Bu gerçekliğin teşhiri ve ispatı, Marx’ın bilime başlıca katkılarından birini oluşturmaktadır.”

Doğrudan ekonomik teorinin yanında Proudhon işçi sınıfı devrimi şöyle dursun, işçi sendikalarına ve grevlerine karşı çıkmıştır. Ancak Proudhon Marx’ın merkezi devletine karşıt olarak merkezi olmayan federalist sosyalizm kavramını tasarlamıştır. Proudhon’un kavramı devrimci anarşizmin gelişimi açısından oldukça önemlidir.

Ancak bütün bu tartışma anlamsızdır. Anahtar soru, Marx’ın ekonomik teorisinin iyi bir teori, kapitalist ekonomiyi anlamakta ve ona politik tepkiler geliştirmekte faydalı olup olmadığıdır. Marx’ın diğerlerinden öğrenip öğrenmediği ya da ne kadar öğrendiği önemsizdir. Eğer Proudhon’dan iyi fikirler edindi ise ne mutlu ona.

Ekonomi Politiğin Eleştirisi?

“Marx’ın ekonomisi”’, ”Marx’ın politik ekonomisi” ya da “Marx’ın ekonomi politiğin eleştirisi” [kavramlarına] atıfta bulunmakla ilgili bir tartışma bulunmaktadır. İlkiyle ilgili olarak Marx, ticari malların üretimi ve dağıtımı ve “ekonomi” üzerine yazılmış diğer metinlerin tipik konuları olan meselelerden söz etmiştir. Aynı zamanda onun ilgisi ve amacı burjuva ekonomistlerinden büsbütün farklı idi: sistemi daha iyi işler hale getirmek değil, onu çökertmek.

“Politik Ekonomi” gibi, bu terim de; “evsel ekonomi” (ev ve tarlanın) ile “politik ekonomi” (polisin [şehir devleti] – tüm toplumun) ayrımını yapan Aristo’dan alınmıştır. Erken burjuva ekonomistleri terimi devşirmişlerdir. Sınıfların ve devletin rolü ile ekonomik analizleri arasında bağ kurmuşlardır. Modern radikaller, terimi genellikle, devletin ve toplumsal bütünlüğün rolü ile üretim ve tüketimi entegre ettiklerini vurgulamak için kullanmayı severler. Oysaki Marx kendisi “politik ekonomiyi,” burjuva ekonomisi ile eş anlamlı kullanmaktadır.

Marx, “ekonomi politiğin eleştirisi” ifadesini kullanmayı tercih etti. (Kapital dahil) birkaç kitabının başlığı ya da alt başlığıydı. “Eleştiri” terimi, herhangi bir şeyin etkileşimlerinde pozitif ya da negatif yönlerini inceleyen “eleştirel analizi” ifade etmiştir. Politik ekonomistlerin düşmanıydı, ancak yine de kavrayışlarından dolayı bazılarına saygı duymuştu. İncelediği ve ifşa ettiği sistemin karşıtıydı. Bazı Marksistler bugün “ekonomi politiğin eleştirisinin” ötesine geçtiklerini söylemeyi tercih ediyorlar. Ancak bu, detaylı ve bir nebze kaba gözüken bir ifade.

Marx’ın ekonomi teorisi için bu üç terimi de kullanıyorum. Ancak yaptığımız şeyin burjuva ekonomik teoriye ve kapitalist ekonomiye saldırı olduğunu akılda tutmak şart. Gerçek anlamda, Marx’ın Kapital’inin tamamı, Komünist Manifesto’nun sonunda yazdığı”Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri hiçbir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. Tüm ülkelerin işçileri birleşin!” ve Birinci Enternasyonal’in ilk “kuralı” olarak yazdığı “İşçi sınıfının kurtuluşu, işçi sınıfının kendisi tarafından gerçekleştirilmelidir“in savunusudur.

* çn: Grundrisse der Kritik der Politischen Ökonomie (Ekonomi Politiğin Eleştirisinin Taslağı)

Çeviri: Servet Düşmanı

________________

1. Bölüm: Giriş

2. Bölüm: Emek Değer Teorisi

3. Bölüm: Döngüler, Resesyonlar ve Azalan Kâr Oranları

4. Bölüm: Kapitalizmin Kökenindeki İlkel Birikim

5. Bölüm: Kapitalist Gerileme Çağı 

6. Bölüm: Savaş-Sonrası Yükseliş ve Fiktif Sermaye

7. Bölüm: Devlet Kapitalizmi

________________

Adresi kontrol edin

Patronsuz İşçiler: Arjantin’de İşçilerin Öz-yönetimi – José Antonio Gutiérrez Dantón

Şilili anarşist José Antonio Gutiérrez D tarafından yazılan bu yazı Red & Black Revolution dergisinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir